Tehdit Altındaki Türler İçin Uyarı

Hükümetlerin küresel bir doğa koruma anlaşması olan Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi altındaki taahhütleri yerine getirmemesinin yıkıcı sonuçlara neden olabilir.

Konu hakkındaki uyarı, Queensland Üniversitesi’nden Dr Sean Maxwell ve Profesör James Watson liderliğindeki bir bilim adamları konsorsiyumunun, korunan alanlar dahil olmak üzere ulusal alan temelli koruma çabalarını gözden geçirmesinin ardından geldi.

2010 yılında hemen hemen tüm ülkeler, biyo-çeşitlilik ve ekosistem hizmetleri için koruma alanları konusunda fikir birliğine varılmıştı. Koruma alan temelli olarak 2020 yılına kadar arazinin en az yüzde 17’sini ve okyanusun yüzde 10’unu kapsaması kararlaştırılmıştı.

Kanada British Columbia’da ılıman bir yağmur ormanının ormansızlaştırılması. Kanada, alan bazlı koruma açısından Amerika Kıtasında en kötü performans gösteren ülkeler arasındaydı [Foto: TJ Watt]

Dr Maxwell, “Korunan alanların haritalarını, doğal ekosistemleri, tehdit altındaki türleri, karada ve denizdeki karbon hizmetlerini ve dünya okyanuslarındaki balıkçılık faaliyetlerindeki ilerlemeyi gözden geçirdik geçirdik” dedi. “Küresel çevre hedefleri üzerinde anlaşmaya varıldığından beri – özellikle deniz alanında – memnuniyetle karşılanan bir ilerleme bulduk. Ancak ayın durum özellikle karasal korunan alan genişlemesi ve tatlı su ortamlarını yüzde 17 kapsama alanına alınması anlaşmasına göre son yıllarda iki katına çıkması gerekiyordu. ” 

“Ekolojik temsil ve yönetim etkinliğinde de endişe verici eksiklikler var. Alan temelli koruma çabalarında ölçülebilir biyo-çeşitlilik için kötü sonuçlar devam ediyor. Bilinen tehdit altındaki yarısından fazlasının yani yüzde 78’inin yeterli korumadan yoksun kaldığını gördük. Ve dünyanın en verimli deniz üstü balıkçılığının yapıldığı 7 alanda resmi bir korunan alan yok.”

Araştırmacılar ayrıca, 2010 hedeflerinde yer alan bu kriterler göz önüne alındığında, korunan alan yönetiminin ne kadar etkili ve adil olduğunu gözden geçirdiler. Dr Maxwell, “Korunan alanların yeterince finanse edilmesinin, biyolojik çeşitliliğe yönelik tehditleri azaltmak için en iyi araçlarımızdan biri olduğunu biliyoruz” dedi. “Yine de, bölgeye dayalı koruma için mevcut mali açık muhtemelen milyarlarca doları aşıyor ve yüzde 90’ında yetersiz personel kapasitesi ile çalışılıyor.”

UQ ve Yaban Hayatı Koruma Derneği’nden Profesör Watson, bu yıl belirlenmesi amaçlanan bir sonraki koruma hedeflerinin küresel biyoçeşitliliğin geleceği için temel olduğunu söyledi.

Profesör Watson, “Hükümetlerin korunan alanlara yetersiz yatırım yaptıkları ve onları yasal olarak korumada zayıf oldukları aşikardır” dedi. Biyoçeşitliliğin iklim değişikliğinden sağ çıkma şansına sahip olması için, ulusların alan temelli koruma çabalarını pekiştirmek için daha fazla kaynak yatırması gerekiyor. Yerel halklar, özel aktörler tarafından korumayı daha iyi tanımak ve desteklemek için önemli fırsatlar var ve şimdi çiftçilerin, geliştiricilerin ve madencilerin iyi davranışlarını ödüllendiren yeni arazi yönetimi modellerini benimsememiz gerekiyor. “dedi. 

Araştırma Nature’da yayınlandı .

Kaynak: Queensland Üniversitesi [08 Ekim 2020]

Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın