Arkeoloji ULUBURUN BATIĞI'NIN KEŞFİ (3300 YILLIK BİR SİMGE)

Aybalam

★★★★
Altın Üye
Gümüş Üye
#1
ULUBURUN BATIĞI'NIN KEŞFİ(3300 YILLIK BİR SİMGE)

Bu gün sizlere Uluburun Batığı konusunda bilgi vermek istedik. Bu keşif tüm dönemlerin en önemli ve nadir arkeolojik keşifleri arasında yer almaktadır. Paylaşımımızı daha anlaşılır kılmak adına, konu içerisinde yer alan belki herkesçe bilinmeyen kelimelerin veya bir takım arkeolojik terimlerin ne anlama geldiğini yazımızın sonunda açıkladık, umarım faydalı olur ve keyifle okursunuz.

uluburun-batigi-deniz-ticaretinin-3300-yillik-simgesi-10387681.jpeg


Uluburun Batığı, günümüzden 36 yıl önce sünger avcılığı ile uğraşan Mehmet Çakır tarafından sünger çıkarmak için daldığı bir gün tesadüfen keşfedilmiştir. Mevki olarak, Antalya’nın Kaş ilçesinin 8 km açığında, denizin ortalama 50 m derinliğinde bulunmuştur. Geminin, M.Ö. 1280'li yıllarda, şiddetli rüzgar sebebiyle kayalara çarparak battığı düşünülmektedir. Bu geminin yaşı, geminin yapımında kullanılan sedir ağacı üzerindeki inceleme sonucu tespit edilmiştir. Tunç Çağı’na ait bu gemi, dünyanın en eski deniz ticaret gemisi batığı olarak kabul edilmektedir.

09aug19_bodrum_085_bodrum_castle_uluburun_shipwreck.jpg


Geminin, bulunduğunda iskeletinin gayet iyi durumda olduğu dile getirilmiştir. Taşımış olduğu değerli ve stratejik önemi olan, 20 ton civarındaki kargosu sebebiyle dünya deniz ticaretinin en önemli simgesi olarak kabul edilir. Geminin taşıdığı ham madde ve diğer değerli ürünlerin, muhtemelen bir veya daha fazla kral sarayı için yollanmış olduğu düşünülmektedir. Muhtemel rotasının da, Suriye-Filistin kıyılarından ya da Kıbrıs’tan Ege’ye doğru olduğu tahmin edilmektedir.

Uluburun batığı olarak isimlendirilen bu gemi, yaklaşık 15 m boyunda, 5 m eninde ve 20 ton ağırlığında yük taşıma kapasitesine sahiptir. Geminin ana yükü, 10 ton bakır külçe (354’ü öküz gönü şeklinde ve 121’i de disk şeklinde) ve 1 ton disk şeklinde kalay'dan oluşmaktaydı. Daire şeklinde, 25 cm çapında ve kobalt mavisi renginde 175 tane cam külçe, muhtemelen cam ustalarına götürülüyordu. Gemide bulunan 150 tane amforanın, çoğunluğunda terebentin, bazılarında zeytin ve bir tanesinde de cam boncuklar yer alıyordu. Ayrıca 10 tane pitos, tunç aletler, devekuşu yumurtaları, Asur, Suriye, Kenan ülkeleri ve Mısır medeniyetlerine ait mühürler (özellikle Nefertiti’nin mührü), sedir ağacı, çok sayıda altın ve gümüş takı, büyük bir altın kupa, altın bilezikler ve altın pandantifler bulunmaktaydı. Akik, cam, kehribar ve altından yapılmış boncuklar ile 2 menteşesi fildişinden yapılmış olan küçük bir balmumlu ahşap yazı tableti de yer almaktadır. İlaveten gemide, heykelciklerle beraber, kılıçlar, oklar, yaylar ve ok uçları olmak üzere tam tamına 18 bin parça eşya bulunmuştur.

nefertiti_hazinesinin_slaytlari_abdde_gosterilecek_h43517.jpg


Uluburun Batığı’ndaki bir küpte bulunan balmumlu yazı tabletinden bahsetmiştik. Bahsi geçen tablet dünyanın en eski tablet örneği olarak kabul edilmektedir. Bu tabletler, küçük bir tavlaya benzemektedir. Tabletlerin iç yüzeylerine balmumu sürülerek, bu alanlar metal kalemle yazıldıktan sonra kapatılırdı, böylece yazılarda korunmuş oluyordu. Batıkta bulunan en değerli parça ise Mısır kraliçesi Nefertiti’ye ait olan, altından yapılmış ve üzerinde isminin yazılı olduğu mühürdür. Nefertiti’ye ait başka bir obje o güne kadar bulunamamıştı bu açıdan da bir ilk sayılmaktadır. Nefertiti, Mısır firavunu Akhenaten’in (IV. Amenhotep) eşidir. Nefertiti ve Akhenaten , Mısır’da çok Tanrılı dinin terk edilmesini ve tek Tanrıya inanılması gerektiğini savunmuşlar ve onlar ölene kadar da istedikleri gibi olmuştur.

nefertiti-hazinesi-nin-slaytlari-abd-de-4180158_o.jpg


Deniz ticaretinin 3300 yıllık simgesi olarak nitelendirilen Uluburun Batığı'nın Kenan ya da Kıbrıs yapımı olduğu tahmin edilmektedir. Geminin yapım aşamasında farklı bir yöntemin tercih edildiği tespit edilmiştir. Günümüzde yaygın olarak kullanılan “önce iskelet” yöntemi terk edilmiş onun yerine, “önce kabuk” yöntemi tercih edilmiştir. Bu nasıl bir yöntemdir diye merak edenler için; öncelikle geminin dış yüzeyi olan kabuk inşa ediliyor, daha sonra ise içerisine iskeleti ekleniyor. Kısaca geminin kaplama tahtaları “geçme yöntemi” kullanılarak birleştirilmiştir.

Dünyadaki en eski açık deniz gemisi olarak da nitelendirilen bu batık, 11 yıl süren sualtı çalışmaları sonucu ortaya çıkartılmıştır. ABD'de bulunan, Sualtı Arkeoloji Enstitüsü kurucusu olan George F. Bass ve Cemal Pulak önderliğinde, arkeolojik kazı tekniklerine uygun olarak 1984’te başlanan çalışmalar 1994 yılında tamamlanmıştır. Tespit edilen buluntular restore edilerek Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi’ne taşınmıştır. 360 Derece Araştırma Grubu tarafından 2005 yılında, aslına uygun olarak yapılan ve Uluburun-2 adı verilen geminin replikası, batığın Akdeniz’deki rotasını izlemiştir. Daha sonra ise Ulburun-3 adlı replika inşa edilip, geminin tespit edildiği 50 m derinlikteki yerine yani battığı noktaya denizin dibine indirilmiştir. Uluburun Batığı’nın bir kısmının ve kargosunun replikaları ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesi’nde teşhir edilmektedir.

ulbrn.jpg


Anahtar Kelimeler: Kenan Ülkeleri, Amfora, Pandantif, Pitos, Replika

Kenan Ülkeleri: Kenan Diyarı, Şeria (Ürdün) Nehri'nin batısındaki Antik Filistin topraklarına İbrahimî dinî metinlerde verilen isimdir. Bu bölge günümüzde İsrail, Filistin ve Lübnan toprakları ile Ürdün, Mısır ve Suriye'nin kıyı kesimlerini içine almaktadır. Antik Çağ'da bu bölgede yaşadığı tespit edilen ilk halk, aynı zamanda bölgeye ismini de vermiş olan Antik Kenanlılardır. İsrailoğulları Kenan Ülkesi'ni yaklaşık olarak M.Ö. 1500 ile M.Ö. 1000 yılları arasında ele geçirmiş ve yerleşmiştir.

Amfora: Geniş gövdeli, dar boyunlu, çoğunlukla sivri dipli, iki kulplu, veya bu özellikler dışında fazlaca biçimsel çeşidi bulunan, şarap, zeytinyağı gibi sıvıları koymak ya da tahılı korumak ve taşımak için yapılan ve kullanılan antik testidir.

Pandantif: İnce bir zincirle boyuna asılan değerli bir süs eşyasıdır. Ayrıca mimari bir terim olan Pandantif, yapı mimarisinde kullanılan özel bir inşaat tekniği olup kare şeklinde bir oda boşluğu üzerine daire şekilli bir kubbe veya dikdörtgen şekilli bir oda boşluğu üzerine elips şekilli bir kubbe inşa etmek için kullanılmaktadır.

Pitos: Antik Çağ'da genelde şarap ve zeytinyağı gibi sıvı ürünler ile kuru tarım ürünlerini depolamakta kullanılan büyük çapta küplere verilen isimdir.

Replika: Bir şeyin birebir kopyası anlamına gelmektedir. Buradan da anlaşılacağı üzere replika ürün, orjinal bir ürünün özellikle görsel olarak aynısının yapılmasıdır. Bir ürünün birebir aynısı, kopyası yani imitasyonudur.
 

Ekli dosyalar

Üst