Duyuruyu Kapat
Hoş geldiniz Umarız hoş vakit geçirirsiniz. İyi Forumlar...

Türklerde Şamanizm

Konu, 'Türk Kültür ve Medeniyeti' kısmında Orion tarafından paylaşıldı.

  1. Orion

    Orion Site Başkanı
    Yetkili Kişi

    Kayıt:
    26 Mart 2016
    Mesajlar:
    863
    Beğenilen Mesajlar:
    122
    Şamancılık (Şamanizm): En eski inanç sistemlerinden biridir.

    Şamancılık meselesine açıklık getirmek için öncelikle dinin kendisinin kurulması meselesine ve din tarihine başvurmak gerekir. Bununla ilgili iki tür bakış vardır: Bunlar 1. Materyalist ve 2. idealist bakış açılarıdır... Materyalistler diyorlar ki, din insanın fiziksel varlığının meydana çıkmasından sonra oluşan bir akımdır. Fakat ilahi teori taraftarları belirtiyorlar ki, din insanı yaratmıştır, yani insanı yaratan ilahi varlıktır.

    [​IMG]

    Materyalistler bazen kendi fikirleri ile çelişirler ve bu fikirden geri dururlar. Çünkü Materyalislerin ortaya koyduğu paleantropun (neandertal insanı) özünde de dini inançlar bulunmaktaydı. Yani, materyalistlerin söylediği gibi, güya din "homo sapiens" ortaya çıkmasından sonra meydana gelmesi fikri aslında kökünden yanlıştır.

    Avrupa ülkelerinde, hem de Doğu Avrupa'da Latince dine "reliqiya" diyorlar. "Reliqiya" Latincede "religiare" kelimesinden oluşmuştur, bu kelime "alaka - ilişki" demektir. Burada ilahi varlıkla insan arasındaki ilişki öngörülmektedir. Dini inançların yaşı insanın yaşı kadar eskidir. İlkel veya ilkel dediğimiz dini inançları farklı kategorilere ayırıyoruz.

    Burada totemçilik, anemizm, fetişizm esas alınır, sonra ise astral kultlar, tarım kultlar vb. gelir. Bunların hangisinin daha önce ortaya çıkması tartışma tabidir. İnsan öncelikle hayvanat aleminden ayrılmıştır.

    Burada "Totemizm" hindu dilinde "onun soyu" demektir. Teori olarak Totemizm ayrı insan gruplarının şu veya bu hayvandan üremesini öngören ilkel din biçimidir.

    Fetişizm ise ayrı ayrı materyal kultlara olan inançtır. Bu materyaller put, kaya parçası vb. olabilir. Fetişizm Portekiz dilindeki "fetişio" kelimesinden oluşmuştur, ve mana olarak "kukla" demektir.

    Anemizm ise "anemik" ruh demektir, yani ruhlar inancıdır.

    Bunların ayrı ayrı açılama gereği duymamızın bir sebebi vardır; çünkü hepsi karmaşık şekilde Şamancılık içinde vardır ve birleşmiştir.

    Şamanlar: Şeytanın hizmetçileri mi?


    Bu bağlamda bazen dini formlardan tercih edilen ve tüm dinlerde görülen magiya kavramına değinmek gerekir. Magiya ( Latince magia, Yunanca μαγικός - sihirbazlık) - uydurma, hayali meharetin veya akıl almaz manipulyasiyanın yardımıyla çevreye etki etmektir.Magik manipulyasiyanın kapsamı çok geniştir: bu, kelimeler (Ovsunlara, dualar, büyü), eşyalar (həmayillər, qoruyucalar) yazılar ve çeşitli eylemler olabilir. Çeşitli zamanlarda ve günümüzde ayrı ayrı halklar bilinen birçok sihirbazlık adetleri ve törenleri resmedilmiş,

    Magiya başlıca olarak bir insanın diğer insanlara, hayvanlara, bitkilere, hatta doğa olaylarına tesir etmek becerisine verilen isim olarak değerlendirilebilir.

    Maalesef magiya kelimesini dilimize net şekilde tercüme etmek mümkün değildir. Çünkü onu büyücülük olarak tercüme edersek, şamanların asli görevlerini göz ardı etimiş oluruz. Şamancılık lap ilkel dönemlerden çıktı, hatta üst Paleolitik döneminden - "homo sapiens" in oluştuğu dönemden gelen din biçimidir. Bu din biçimi yukarıda tek tek açıklaması yapılan inanç biçimlerini de barındırmaktadır. Şamanizm kelimesinin etimolojisi ile ilgili çeşitli görüşler var. Örneğin, şamanizmi ilk kez Sibirya halklarında inceleyen Novitski onları şeytanın hizmetçileri olarak adlandırıyordu. Sonraki dönemde Sibirya halklarında şamanizmi Pallas incelemişti. Fakat sonradan anlaşıldı ki, bu inanç, sadece Sibirya halklarında değil, hemen hemen dünyanın tüm bölgelerine yayılmış dini akımı olduğu anlaşıldı. Şamanizme Amerika'da, Afrika'da, Avustralya aborjinlerinde ve Avrasya'nın tüm bölümlerinde rastlanır. Sadece, bazı uluslarda Şamancılık eski dönemlerde kalmış, sonradan önemini kaybetmiş veya dönüşüm geçirmiştir. Yani şamanizm'in kaybolması mümkün değildir. Özellikle İslam dinine inanan Azeri Türklerinde ve bir çok Türk devletlerinde Şamancılığın belli izleri görülmektedir. Avrupalılara göre Şamanizme sanskrit dilinde "Caraman", yani dans eden kişi denmiştir.


    Beyaz şaman, kara şaman, beyaz molla, siyah molla ...

    Şamanlar iki kategoriye ayrılırlar. Fikir vermesi açısından Azerbaycan’da bir değim vardır: "Ağzını siyah molla yıkasın". Buradan anlaşılıyor ki, mollanın ağı da, karası da var. Peki bu nereden geliyor? Bu, öncelikle, bir zamanlar atalarımızın da inandığı Şamancılık gelen olgudur. Ak şaman ve kara şaman. Kara şaman daha çok beddua eden şamandır, Ak şaman dua edeh, gelecekten haber verendir, gerçi, bu özellik siyah saman da var. Sadece, Ak şaman Umay ana ile, kara şaman ise Erlikle ilişkide olan bir güçtür. Sonuçta, her ikisi Tenqriye, yani Tanrı'ya bağlıdır. Tanrının özellikleri hakkında konuşurken, şaman neredeyse onun yeryüzündeki temsilcisi sayılır. Birçok Türk metinlerinde görünüyor ki, işte şamanlar faaliyetlerinde Ürgən, Erlik ve Umay ana karakterlerini canlandırırlar. Sanki karanlık dünya ile ışıklı dünya arasındaki arabulucu rolünü oynuyorlar.

    Dede Korkut Şaman mıdır?

    Kimler şaman olabilirdi? Şamanlar fiziksel olarak değil, ruhsal yönden üst düzey kişilerdi. Ayrıca şamanlar Gut (Kut) verilmiş kişilerdi ve şamanlar gelecekten haber verirlerdi. Bu noktada "Dede Korkut" dan bir bölüm zikretmek yerinde olacaktır. Dede Korkut nasıl tarif ediliyor? "Hak'tan dürlü haberler söylerdi". Açıkça görülüyor ki, burada Dede Korkut karakterini İslama adapte girişimi var. Aslında, sohbet Azerbaycan Türklerinden gidiyorsa, bütün din tarihi kaynaklarda onların eski inançlarını yönü her durumda şamancılığa dayanır. Bugünkü mollanın işlevine bakalım - dua yazmak, fala bakmak… İslam dininde bunlar yoktur. Bunlar şamancılıktan gelen özelliklerdir.

    Şamancılık tüm dini akımların üstü bir fikir akımıdır.

    Burada tüm din biçimleri kendisini yaşatmasıyla birlikte, şamancılığın kendisinin dünya dinlerine transferi söz konusudur. Yine burada tabii ki, etimoloji önemli bir rol oynar. Örneğin, "Dede Korkut" da şaman kelimesine rastlanmaz. Fakat bir bölüm hatırlayalım. Kazan Han'ın evini yağmalanan sonra Kazan Han'ın kendi yurduna dönmesi var. Ve orada Kazan Han'ın dilinden söylenen bir metindeki fikre dikkat edelim - "Kum qumlayım, kuma yurdum". Aslında ise, şöyledir: "Qam qamlayım, gama yurdum". Qam kutsal, pak, saf anlamında işlenen bir terimdir. Bizim dilde o "qam" şeklinde işlenir. Bu kelime bugünkü Slav dillerinde "kamlaniye" şeklinde işlenir. "Kamlaniye" hem cezbe getirmek, ekstaza getirmek anlamına gelir, aynı zamanda insanın ruhsal durumunu kendisine iade veya dua etmek, vücuttan şer güçleri çıkarmak anlamında kullanılır. Bu söz de Rusçaya Türk dillerinden geçti.


    En eski törenler: Şamanın kurban verilmesi

    Şamanların kurban verilmesi sıkça rastlanmasa da gerçekliği olan bir durumdur. Bu durum Avrupa ve Asya’da görülmektedir. Gelecekten haber veren şamanlar haberleri verdikten sonra kurban edilmişlerdir. Bu bilgilere Çin kaynaklarında da rastlanmaktadır. Bu bir çeşit adet niteliğinde idi ve sadece belli kavimlerin şamanları kurban edilirdi.


    Azerbaycan'da Hıristiyanlığın takibine uğrayan Şamancılık sistemi durumu nedir?

    Fakat sonraki dönemde görüyoruz ki? Maalesef, Rusça "çaradeyi", "volxvı" şeklinde yazılır. Musa Kalankaytuklunun (ona Musa Qalakəndli de derler), yahut Musa Kaqan Katvadzenin eserinde Aqoen kilise meclisinden sonra (Hıristiyanlık resmi din ilan edildikten sonra) sivil Hıristiyanlar takip edilmeye başlayınca, takip edilenler arasında sık sık türkeçare (tedavi edicilik - otacılık) işine bakanların, büyücülerin öldürülmesi sahnesine rastlıyoruz. Onları çayda boğurdurarak, infaz ediyorlardı. Bu da göstermektedir ki, Kuzey Azerbaycan'da zorla olsa da, bu akımın kökünü kesmek mümkün olmamıştır. Çünkü Şamancılık yeni dinlerin içerisinde kendisine yer edinerek evrildi ve günümüze kadar geldi.


    Şamancılık sadece Türk inanç sistemi midir?

    Şamançılığı sadece Türk halkları ile kapatmak fikri tam olarak doğru değildir. Çünkü Avustralya'da da Şamancılık, izleri var. Kuzey Amerika hinduları arasında da Şamancılık geniş bir şekilde yayılmıştır. Afrika kabilelerinde şamançılığın izleri var. Bu da öncelikle, ruha güvenle, fetişizm, totemizm ile bağlıdır. Çünkü dini kitabı olmasa bile, Şamancılık ilkel dinleri özünde içerdiğine göre, tüm yerkürede şamançılığın izlerine rastlamak mümkündür.

    Eskiden marksistler tarafından böyle bir fikir ileri sürülmüştü ki, ne kadar ki, tek hükümdar yoktu, monoteist dinler de yoktu. Bu, kökünden yanlış fikirdir. Bu fikir bir zamanlar Engels tarafından ileri sürülmüş bir fikirdir. Şamanlar devlet içerisinde uyum sağlayabiliyorlardı.

    Şamanların savaşlarda ki rolü nedir?

    Örneğin, Firdevsi'nin eserinde şöyle bir bölüm var. İran ordusu Turan üzerine yürürken İran ordusunu karşılayan dudakları altında uğultu eden, belirli taş parçaları atan, uzun saçlı, ellerinde tef tutan adamlarla karşılaştılar. Kimdi bunlar tabi ki Onlar samanlardı. Çin kaynaklarında belirtiliyor ki, Çin ordusu Hunlar üzerine yürürken Hunlar içerisinden 3 kişi çıktı, ellerindeki defi çalıp beddua etti, gök tutuldu, yıldırımlar Çin ordusunu darmadağın etti. Daha modern döneme yaklaştıkça Arap kaynaklarında yazılanlara göre, şimdiki Derbende yakın bir yerde birden kayanın içerisinden 2-3 kişi çıktı, yüzlerini göre tutup, beddua ettiler ve Arap ordusu dumanın içerisinde kaybolup, battı. Burada şaman yurdun koruyucusu görevini görür.


    3, 7, 40 töreni, ihsan vermek, kurban kesmek: İslam dininde Şamancılık İzleri

    İslam'ın kabulünden sonra ise Dede Korkut’u şaman gibi de görebiliriz. Çünkü o hem ilinin Aksakalısıydı, hem gelecekten haberler söylüyor, hem de insanlara isim veriyordu. Dede Korkut tüm bu özellikleri kendisinde toplayan kişidir. Sonraki destanlarda bu şamanlar aşıklara, ozanlara çevrildiler. Fikir vermesi açısından, bu ozanlar tüm destanlarda Tanrıdan kut alırlar, kiminle evlenecekleri onlara malum olur. Sufilikdeki ilahi aşk da Şamancılık süzülüp geldi. Din hiçbir zaman kaybolmaz. Uzun süre halkın ruhunda, kalbinde yaşadığı bir kompleksi herhangi yeni dinin kabulü ile silip atmak mümkün değildir. İslam dininde, Şamancılık olduğu gibi, öyle anlar vardır ki, birbiri ile örtüşmektedir. Örneğin, monoteizmde Tenqri, şimdi Allah. Diğer yandan Şamancılık belli özellikleri İslam'a kendine yer bulabildi. Bunu özellikle, cenaze törenlerinde görebiliriz örneğin, 3,7, 40, hatta şimdiki 52 de törenleri… Evet, o zaman bu fonksiyonel bir nitelik taşıyordu. Biliyoruz ki, 3 günden sonra yüzde tükün uzaması duruyor, 40 günden sonra azaların kemikten ayrılması süreci başlar. Hatta o zaman İslam'ı yeni kabul etmiş Volga Bulgarları içerisinde bulunan Arap gezginleri belirtiyorlar ki, 3 gün sonra mutlaka şaman (gerçi, ona şaman yok, molla deniliyordu) gelirdi ki, "ben Rahmetliyi rüyamda gördüm, dedi ki, benim atımı benim ardımca gönderin" . Ne demekti bu? Yani, at kesilip, aş pişirilip, ihsan verilmeli ve topluluk üyeleri dua etmeli idiler ki, bu atın ruhu o insana kavuşsun. Böyle olursa, o, uçmaya gidecek. Uçmak ise şaman etimolojide "İslam'ın cenneti" demektir. Sonradan mal kurban verilmesi, ihsan verilmesi aslında Şamancılık gelen adetlerin bugünkü yansımasıdır.


    Atilla'nın, Cengiz Han'ın, Hülagü Han'ın dini - Şamancılık

    Şamancılık herhangi devletin devlet dini oldu mu? Evet. Somut dönemi alalım. Cengiz Han dönemi. İster Cengiz Han, gerekse ondan sonraki dönemlerde ayrı ayrı prensler arasında farklı dinler oluşursa da, onlar şamancılığa uydurulmuştular.


    Cengiz Han dinler arasında ayrım yapmamıştır. Hatta şöyle bir hikaye var ki, Cengiz Han İslam alimini davet ediyor ve bu alim ona uzun uzun tek Tanrı hakkında konuşuyor. Ve Cengiz Han ona şöyle cevap verir: "Siz Tenqrinin tek olduğunu şimdi mi bildiniz? Bunu kanıtlamak için bu kadar konuşmaya ne gerek vardı?


    Yahut Hülagü Han. Hülagü Han da Ortadoğu'ya saldıracak, ama tabii ki, ister İslam, ister Hıristiyan, ister Yahudi dinine mensup insanlar kendi tarafına çekmek istiyorlardı. Hıristiyanların elçileri Qaraqoruma (Karakurum) daha sık gitmişlerdi. Fakat Hülagü Han'dan sorulduğunda ki, sen hangi dine üstünlük veriyorsun? O demişti ki, bütün dinler elimdeki parmaklar gibidir. Yani, bir dini diğerinden üstün tutmak yoktu. Gerçi, davranışları gösteriyordu ki, o daha çok İslam'a karşı yönelmişti, herhalde, Hülagü Han dinler arasında pek fark koymuyordu. Onun inancı Tanrıya idi.


    Belki de bu yüzden birçok Türk halkları islamı kolaylıkla kabul ettiler. Çünkü Şamancılık da, İslamda da tek tanrı inancı vardı. Örneğin, Atilla'nın Ön Asya'ya gelişi sırasında Hıristiyanlar onu Hıristiyanlığa davet etseler de, o demişti ki, "Eğer sizin dini kitaplarınızda tek Tenqri varsa, Allah tekse, biz o dini kabul edebiliriz".


    Şamanlar ve sufiler arasındaki benzerlikler.

    Şamançılığın sosyal işlevi var. Şamancılık ayrı ayrı sosyal kurumlar arasında nasıl ilişkiler kuruyordu, bunu nasıl düzenliyorladı? Örneğin, şamancılık çokeşlilik o kadar da geniş yayılmalıştı. Çünkü deniyordu ki, Tanrı tektir, insanın da tek eşi olmalıdır. Ayrıca, baba-oğul ilişkisinde Tenqri Allahtır ve bugün dilimizde kaldı. Denir ki: "Baba hakkı, Tanrı hakkıdır, ana hakkı Peygamber hakkıdır". İslam dininde bu yoktur ve şamancılıktan gelir. "Kur'an-ı Kerim" in, hiçbir ayet veya surede bununla rastlamak mümkün değildir. Büyüklere saygı, küçüklere kaygı şamancılıktan gelir. İslam kabul edildikten sonra ne kadar fikir, tarikatlar meydana çıksa da, onun daha temiz taşıyıcıları sufiler oldu. Şah Babanın güzel bir deyimi vardır: Şahın imanını ikrar edenler gaziler, ahilər, Abdallar oldu. Bunlar İslam dini kabul edildikten sonra, 9'uncu yüzyıldan süzülüp gelen sufilerin takipçileri idiler. Sufiler de şamanlar gibi terki-dünya idiler. Her ikisinin dünya malında gözü yoktur. İslam'da vakıf sistemi olsa da, şamancılıkta bu yoktur. Çünkü şaman maddi varlık hakkında düşünmüyor. Şaman manevi gıdaya tercih ediyor. Tıpkı, sufiler gibi. Sufiler pahalı elbise bile giymezlerdi. Bu tür temizliği, saflığı, Müslüman dindarlığın görebiliyoruz bu bakımdan şamancılıkla benzer özelikle taşıyor, fakat kendi dindaşlarını neredeyse katliama gönderen Hıristiyanlarda böyle bir durumu göremiyoruz.
     
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş