Aybalam

★★★★
Altın Üye
Gümüş Üye
#1
Kommagene Krallığı (M.Ö.163-M.S.72)
Kommagene, bugün sizlere bu krallığın öyküsünden bahsetmek istiyoruz. Belki bir kısmınız Nemrut Dağı heykelleri olarak bir kısmınız da gerçekte olan adıyla bu uygarlıktan haberdarsınızdır. Şimdi birde bu hikayeyi bizden dinleyin isteriz.

Anadolu topraklarındaki ilk keşfi Osmanlı İmparatorluğu zamanında, Almanlarla ortak olarak yapımına başlanan Anadolu-Bağdat Demiryolu projesine dayanır. Alman Mühendis Karl Sester, Malatyalı köylülerden duymuş bu dev heykelleri evvela, onlarla birlikte Nemrut Dağı'nın zirvesine kadar tırmanmış. Gördükleri karşısında oldukça heyecanlanan Sester, bu heyecanı bir mektupla Berlin, Prusya Kraliyet Bilimler Akademisi'nde Profesör olan Otto Puchstein'e anlatmış. Profesör bölgeye gelerek incelemelerde bulunmuş ve bilim dünyasının katkılarıyla Kommagene Uygarlığı ortaya çıkartılmıştır.

komagene.png


Kommagene Uygarlığı, Batıda Kilikya, Kuzeyde Kapadokya, Suriye'nin kuzeyi ve Doğuda Fırat Nehri'nin çevrelediği, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Gaziantep illerini de içine alan bir coğrafyayı kapsamaktadır. M.Ö. 163'de kurulan Krallığın başkenti Samosata olup mutlak monarşiyle yönetilmiştir. Kommagene Krallığı en güçlü dönemini I. Anthiakhos (MÖ 62-38) zamanında yaşamıştır. I. Anthiakhos güçlü ve tehlikeli düşmanları Parthlar'la dost geçinmeye çalışmıştır.

kom1.jpg


Hep birlikte gelin şimdi Kommagene'nin çok bilinen Krallarının hikayelerine birazcık değinelim. Bu Uygarlık, 2000 yıl önce Anadolu'da Asur egemenliğine karşı mücadelesinde başarı göstererek bağımsızlığını kazandı. I. Mithradates, Kommagene'nin en önemli kralıydı. Onu bu denli önemli kılan neydi peki? Yunanlıların dini ile Doğulu Perslerin dinini birleştirmek gibi bir projesi vardı. Bu projeyle bir dünya dini yaratarak, Nemrut Dağı'nı da dinin merkezi yapıp bu dinin buradan tüm dünyaya yayılmasını sağlamaktı.

kom2.jpg


Anthiakhos, Kral Mithradates’in oğluydu, Yunan ve Pers kültürlerine hakim bir kraldı Annesi Kraliçe Laodike Büyük İskender’in soyundan geliyordu. Babasının soyu ise ünlü Pers kralı 1. Darius'a kadar dayanıyordu. Anthiakhos babasına saygı duyardı ancak annesi Laodike’yi bir başka severdi öyle ki ona Tanrıça anlamına gelen Thea ismini vermişti. Hatta birçok yazıta ‘annesini seven kişi’ olarak kendini yazdırmıştı. Bununla da yetinmeyen Anthiakhos, Nemrut Dağı Tanrı heykellerinin içine kendisiyle birlikte annesini de yerleştirerek onu ölümsüzleştirmiştir. Tanrı Zeus heykelinin soluna Kral Theos (Tanrı) olarak kendini, sağına da Kral Theos'un Anası Thea'yı (Laodike) yerleştirmiştir.

kom7.jpg


Kral Anthiakhos sanata çok önem verir ve sanatsal aktiviteleri desteklerdi. Babası Mithradates döneminde Doğu esintileri sanatta ağır basarken, Anthiakhos bunun tersine Batı'dan etkilenerek daha Naturalist (doğal) olan Yunan kültürünü tercih etmiştir. Nemrut'un zirvesindeki heykeller de Kommagene de sanatın ihtişamını belgeler niteliktedir. Heykellere bakıldığında doğu ve batı tam bir uyumla adeta kaynaşmıştır. Batı Terası'ndaki Anthiakhos heykeli süsten uzak doğallığa vurgu yapan sadeliğiyle bugün bile görenleri heyecanlandıracak boyuttadır.

kom3.jpg


Kommagene Krallığı konumu gereği doğu ve batı arasında ticari anlamda kilit noktaydı ve en önemli gelir kaynağı ticaretti. Peki neydi onları ticari anlamda kilit nokta yapan durum? Şöyle anlatalım, Romalılar ile Partlar arasında büyük sıkıntılar yaşanmaktaydı doğal olarak bu durumda doğu ve batı arasındaki ticareti sekteye uğratıyordu. Bu güçler arasında kalan bağımsız tek devlette Kommageneydi, hem Roma hem de Partlarla ticari ilişkileri çok iyiydi. Öyle ki Kommageneli tüccarlar Çin'den, Hindistan'dan gelen çeşitli mallarla Part topraklarında rahatça ticaret yapabiliyordu. Samosata (Samsat) Anthiakhos 'un zamanında ticaretin merkezi konumuna getirildi. Burada Kommageneli tüccarlar, Romalılar, Partlar, Yunanlılar ve Araplar bir arada ticaret yapıyorlardı.

Anthiakhos 'un denetiminde bulunan Toros Dağları ve Fırat Nehri geçitleri, ağır vergileriyle bir hayli gelir getirmekteydi. Elde edilen bu gelirlerden Kommagene halkı da yararlanıyordu böylece krallık lüks malların tüketildiği bir ülke konumuna yükselerek oldukça zenginleşti.

kom5.jpg


Roma imparatorluğu gözünü küçük Asya'ya dikmişti, Kommagene etrafında ki bütün krallıkları yavaş yavaş ele geçirmeye başlamıştı. Partların Roma'yı yenmesiyle Pontus Krallığı başkaldırınca, kendisine başkaldıran bu krallığı ele geçiren Jül Sezar o herkesçe bilinen meşhur lafını ''geldim, gördüm, yendim.'' bu krallık için söylemiştir. İlerleyen zamanda Jül Sezar öldürülünce Roma ikiye ayrılmıştır Doğu Roma'nın başına da Marcus Antonius geçmiştir ve Sezar'ın bıraktığı yerden Küçük Asya fethine devam etmeye başlayınca sıra Kommagene'ye gelmiştir. Böylece Kommagene Roma savaşları başlamıştır. Roma bu krallığı kolayca alacağını sanıyordu ama zorlu bir savunmayla karşılaştı. Roma askerleri bir türlü amacına ulaşamıyor savunmayı delemiyordu üstelik oldukça büyük kayıplar vermeye başladı. Markus Antonius bunun üzerine geri adım atmak zorunda kaldı ve kuşatmayı kaldırdı. Kommagene Kralı Anthiakhos bir süre sonra ölünce yerine oğlu II.Mithradates geçti ancak o babası kadar yetenekli değildi. Bu tarihten sonra krallık Roma’nın vesayeti altına girerek bir süre bu şekilde devam ederken Parthlar'la işbirliği yaptıkları gerekçe gösterilerek Roma İmparatorluğunca Krallık işgal edilmiştir. Bölgede ki varlığını uzun yıllar sürdüren bu krallık, M.S.72' ye gelindiğinde bir çok uygarlığın maruz kaldığı o sonu yaşayarak yıkılmıştır.

Kommagene Krallığına dair vermiş olduğumuz bu genel bilgilendirmenin ardından gelin şimdi bu Uygarlığın eşsiz tarihi kalıntıları hakkında biraz bilgi edinelim. Bu uygarlığın keşfi üç aşamada gerçekleşmiştir. İlk keşfinin nasıl yapıldığını yazımıza başlarken anlatmıştık. İkinci keşif, 1883 yılında Karl Humann, tarafından gerçekleştirilmiş olup aynı yıl İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin Müdürü olan Osman Hamdi Bey de bölgede bir keşif gezisi düzenlemiştir. Üçüncü keşif ise 1947 de Amerikalı bir kadın arkeolog olan Theresa Goell tarafından gerçekleştirilmiş kendisine Alman bir arkeolog eşlik etmiştir.

1539607844518.png


Nemrut Dağı'nın zirvesinde 2.150 metre yükseklikte Kommagene Kralı Anthiakhos’un teraslar halinde tasarlayarak yaptırdığı bu eşsiz yapı bir podyum üzerinde devasa büyüklükteki 5 heykel den oluşmaktadır. Kireçtaşından yapılan, dünyanın en yüksek tümülüsü olan Nemrut Tümülüsü’nün doğu ve batı terasındaki heykelleri birbirinin aynıdır. Bu tanrıların her biri hem Doğu hem de Batı Tanrılarını temsil ettiği için iki ayrı isimle anılmaktadır. Doğu terası Pers kültürünü, batı terası ise Yunan kültürünü temsilen yapılan bu yapı Doğu-Batı sentezini gösteren tek yapıttır. Bahsi geçen heykellerin başsız uzunlukları 10 metreden fazla yerdeki heykel başları ise 2 ila 2.50 metre uzunluğundadır. Yunan ve Pers Tanrılarını temsil eden bu beş heykelin sağ ve sol yanlarında; gökyüzünü simgeleyen kartal ve yeryüzünü simgeleyen aslan heykelleri bulunmaktadır. Heykeller ise soldan sağa şu şekilde sıralanmıştır;

Anthiakhos I: Kommagene Kralı ve Tümülüs’ün sahibi.
Kommagene ( Hera/Teleia): Kommagene Krallığı’nı temsil eden Tanrıça.
Zeus / Oromasdes: Yunan baş Tanrısı Zeus ve Pers Ahura Mazda özdeşi.
Apollon / Mitras – Helios / Hermes: Yunan – Pers ışık ve güneş Tanrıları, Yunan haberci Tanrı.
Herakles / Artagnes – Ares: Yunan yarı insan yarı Tanrı Herkül ve Pers – Yunan savaş Tanrıları.

kom9.jpg


Anthiakhos yaptırmış olduğu bu heykellerin arka yüzüne 200 satırdan oluşan kendi vasiyetnamesini yazdırmıştır. Bahsi geçen yazıtta özetle su satırlar yer almaktadır:

"Ata hükümdarlığını devraldığım zaman, dindarlığımın bir sonucu olarak, tahtıma bağlı krallığı tüm tanrıların ortak yurdu yaptım. “Zamanın akışı içinde her kim, bu kanunu ve bize ibadeti korur ve sürdürürse, benim hayır dualarımla anılacaktır. Tüm rahmetli atalar ve tanrılar ondan razı olsun. Her kim ki, bu düzenin kutsal geçerliliğini bozar ya da zarar verir, ya da gerçek anlamını değiştirmeye yeltenirse, yalnız kendisi değil, aynı zamanda tüm soyu sopu rahmetli atalarımın ve tüm tanrıların hışmına uğrasın”

Kommagene Krallığından kalan önemli kalıntıları sıralayacak olursak eğer:

1.Nemrut Dağı Anthiakhos Tümülüsü
2.Nemrut Dağı Anthiakhos Tümülüsü Anthiakhos Başı


kom15.jpg

3.Nemrut Dağı Anthiakhos Tümülüsü çok sayıda kabartma


kom16.jpg


4.Nemrut Dağı Anthiakhos Tümülüsü 5 Tanrı heykeli
5.Arsameia Ören Yeri Mithradathes Tümülüsü


1539607657506.png

6.Arsameia Ören Yeri Tokalaşma Steli


kom13.jpg


7.Arsameia Ören Yeri Anadolu’nun en uzun Grek yazıtı

kom18.jpg


8.Karakuş Tümülüsü:Kommagene Uygarlığı'nda Tanrılar ve krallar adına yapılan heykellerin dışında kraliyet mensubu kadınlar için de yaptırılan bir anıt mezar yer alır. Anthiakhos’un oğlu II. Mitradates, tarafından annesi İsas ve kız kardeşi adına günümüzde 'Kadın Anıt Mezarı' olarak bilinen, 'Karakuş Tümülüsü'nü yaptırmıştır.

kom14.jpg


9.Aslanlı Horoskop: Dünyanın en eski horoskopu olarak biliniyor. UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan ve Kommagene Krallığı döneminden kalan iki bin yıllık Aslanlı Horoskop üzerinde yıldızlar ve hilal bulunuyor. Nemrut Dağı’ndaki Aslanlı Horoskop’un üzerinde yer alan yıldızların, göksel cisimlerin bir anlık konumunu tasvir ettiği tespit edildi. Nemrut Dağı’nda sağa doğru yürüyen aslan figürünün bulunduğu horoskop, 175 santim boyunda ve 240 santim genişliğinde, 0.47 santim kalınlığındaki kabartmalı taş levhadan oluşmaktadır. Kum taşından yapılan Aslanlı Horoskop’un üzerindeki aslan figürünün boynunda bir hilal, gövdesinde 8 ışınla karakterize edilmiş 19 yıldız yer alıyor. Aslanın sırtında ise 16 ışınlı, 3 büyük yıldız yer alıyor. Yanlarındaki yazıda bunların Mars, Jüpiter ve Merkür olduğu belirtiliyor. 1955 yılında yapılan çeşitli araştırmalar sonucu Aslanlı Horoskop'un, 7 Temmuz 62 yılını yani, Kral Anthiokhos’un doğum yılını gösterdiği düşünülüyor. Aslanlı Horoskop’un Kommagene halkı için çok kutsal olduğu ve dini bir kitabe olarak korunduğu bilinmektedir. 2003 yılında, Nemrut Dağı’nın batı terasında bulunan Aslanlı Horoskop, Nemrut Dağı’nın kuzeyine yapılan Geçici Restorasyon Evi’ne taşınarak ziyaretçi görüşüne kapatılmıştır.

kom4.jpg

10.Sesönk Tümülüsü

kom19.jpg


11.Cendere Köprüsü ve 4 sütun yazıtları: Karakuş Tümülüsü’nün kuzeydoğusunda Adıyaman’a 55 km uzaklıkta, Kahta çayının en daraldığı kesimde iki ana kaya üzerinde her biri 10 ton ağırlığındaki 92 iri kesme taştan yapılan bir büyük kemer ve doğu tarafındaki küçük bir tali kemerden oluşmaktadır. 120 metre uzunluğunda ve 7 metre genişliğinde, dünyanın en büyük kemerli 2. Roma yapımı köprüsüdür. Samsat’ta karargah kuran XVI. Roma Lejyonu tarafından M.S. 200’ün başında inşa edilen köprünün giriş ve çıkışlarında sütunlar bulunmaktadır. Köprü ve yapımına dair bilgilerin yer aldığı kitabelerden, köprünün Roma hükümdarı Septumus Severus’a ve Romalılar tarafından askerlerin anası olarak anılan eşi Julia Domna adına yaptırıldığı anlaşılmaktadır.

kom11.jpg
 

Ekli dosyalar

Kappadox

★★★
Gümüş Üye
Üye
#3
@Aybalam döktürmüşsün yine eline sağlık geniş ve güzel bir anlatım. Yıllar sonra olsa bile geçenlerde alınan bir karar ile Nemrut Dağı heykellerine korumalıklar yapılacağı ile ilgili bir haber vardı. Zararın neresinden dönsen kardır diyerek teselli buluyoruz.
 

Aybalam

★★★★
Altın Üye
Gümüş Üye
#5
:) @Kappadox çok teşekkür ederim güzel ve özgün olsun diye elimden geldiğince bir şeyler yapmaya çalışıyorum:) Övgüleriniz mutlu ediyor:)
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Üst