İlk Türk Medeniyeti İskitler

#1
forumda yeniyim konulara baktım biraz, genelde bilgi dolu paylaşımlar fakat ben soru niteliğinde konu açıyorum Türk tarihini inceledim ve Sümerlerden ayrılan İskitlerin ilk Türk medeniyeti olduğu kanısına vardım tarihleri M.ö 10 y. kadar gidiyor daha öncesi varmı Türklerin ?
 

Kappadox

★★★
Gümüş Üye
Üye
#2
Öncelikli olarak formuma hoş geldiniz. Forumun daha fazla konu, bilgi paylaşımı ve youtube kanalı ile etkileşim için yönetim çalışıyor. Umuyorum ki daha kaliteli bir forum olacak. Sorunuza gelecek olursak İslamiyet Öncesi Kurulmuş Türk devletleri konusunda fikir birliği bulunuyor. Bunlar

1. Asya Hun İmparatorluğu (MÖ 220 – MS 48)
2. Avrupa Hun Devleti (352 – 486)
3. I. Göktürk Devleti (552 – 630)
4. II. Göktürk Devleti (682 – 745)
5. Uygurlar (745 – 840)
6. Diğer Türk Devletleri
Avarlar (Juan Juanlar, 560 – 805)
Kırgızlar (840 -1207)
Hazarlar (630 – 968)
Bulgarlar (583 – 665)
Karluklar
Türgişler (659 – 766)
Macarlar
Peçenekler
Oğuzlar
Kumanlar (Kıpçaklar)
Sibirler (Sabirler)
Akhunlar

Devletleşmenin ötesinde Türk kavimleri kökenlerinin 4000 veya 6000 yıl öncesin yani M.Ö 2000 - 4000'li yıllara dayandığı söylenmektedir. Tarih kitapları bu kavimlere Ön Türkler yada Proto Türkler diyor. (şahsi olarak bazı itirazlarım var ama neyse) Bu noktada belirleyici olarak yaşayış biçimleri, dilleri ve bıraktıkları eserler bakımından Türklere en yakın olanlar şunlardır:

Anav Kültürü: Batı Türkistan bölgesidir. Çanak-çömlekler vardır.
Afanesyova Kültürü: Avcı ve savaşçı bir kültürdür. Koyun ve at beslemişlerdir.
Andronova Kültürü: Orta Asya kültürleri arasında alanı en geniş olandır.
Karasuk Kültürü: Hayvancılık, çiftçilik ve madencilik yapmışlardır.
Tagar Kültür: Hançer, ok ucu iğne, bilezik, küpe gibi eşyalar bulunmuştur.

İsitler konusuna gelecek olursak, bazı tarihçilerimiz Türk tarihini çok daha gerilere ve hatta Sümerlilere kadar dayandırıyor. Sümerlilerdeki dil ve Türkçe arasında birçok benzer kelimeler ve köken birlikletlikleri konsunda araştırmalar bulunuyor. Atatürk'te Türklerin kökenileri konusnda kafa yormuş, Güneş Dil Teorisi ve Mu Kıtası konularında çalışmalar yapmıştır.

İskitler, M.Ö.VII yüzyılda Avrupa ile Asya'nın batı kesiminde, Tuna ile Volga ırmakları arasındaki bölgede yaşamış bir Orta Asya kavmidir. Bahsettiğim gibi İskitler (Saka) dan çok daha öncesinde Türk medeniyeti kalıntıları bulunmaktadır.

Resmi olarak görünen tarih hemen hemen anlatığım şekildedir. Ama özellikle devletleşme döneminden önceki Ön Türkler konusunda yeteri kadar araştırma yapılamadığını düşünüyorum.
 

aliriza1421

Üye
Yeni Üye
#3
Öncelikli olarak formuma hoş geldiniz. Forumun daha fazla konu, bilgi paylaşımı ve youtube kanalı ile etkileşim için yönetim çalışıyor. Umuyorum ki daha kaliteli bir forum olacak. Sorunuza gelecek olursak İslamiyet Öncesi Kurulmuş Türk devletleri konusunda fikir birliği bulunuyor. Bunlar

1. Asya Hun İmparatorluğu (MÖ 220 – MS 48)
2. Avrupa Hun Devleti (352 – 486)
3. I. Göktürk Devleti (552 – 630)
4. II. Göktürk Devleti (682 – 745)
5. Uygurlar (745 – 840)
6. Diğer Türk Devletleri
Avarlar (Juan Juanlar, 560 – 805)
Kırgızlar (840 -1207)
Hazarlar (630 – 968)
Bulgarlar (583 – 665)
Karluklar
Türgişler (659 – 766)
Macarlar
Peçenekler
Oğuzlar
Kumanlar (Kıpçaklar)
Sibirler (Sabirler)
Akhunlar

Devletleşmenin ötesinde Türk kavimleri kökenlerinin 4000 veya 6000 yıl öncesin yani M.Ö 2000 - 4000'li yıllara dayandığı söylenmektedir. Tarih kitapları bu kavimlere Ön Türkler yada Proto Türkler diyor. (şahsi olarak bazı itirazlarım var ama neyse) Bu noktada belirleyici olarak yaşayış biçimleri, dilleri ve bıraktıkları eserler bakımından Türklere en yakın olanlar şunlardır:

Anav Kültürü: Batı Türkistan bölgesidir. Çanak-çömlekler vardır.
Afanesyova Kültürü: Avcı ve savaşçı bir kültürdür. Koyun ve at beslemişlerdir.
Andronova Kültürü: Orta Asya kültürleri arasında alanı en geniş olandır.
Karasuk Kültürü: Hayvancılık, çiftçilik ve madencilik yapmışlardır.
Tagar Kültür: Hançer, ok ucu iğne, bilezik, küpe gibi eşyalar bulunmuştur.

İsitler konusuna gelecek olursak, bazı tarihçilerimiz Türk tarihini çok daha gerilere ve hatta Sümerlilere kadar dayandırıyor. Sümerlilerdeki dil ve Türkçe arasında birçok benzer kelimeler ve köken birlikletlikleri konsunda araştırmalar bulunuyor. Atatürk'te Türklerin kökenileri konusnda kafa yormuş, Güneş Dil Teorisi ve Mu Kıtası konularında çalışmalar yapmıştır.

İskitler, M.Ö.VII yüzyılda Avrupa ile Asya'nın batı kesiminde, Tuna ile Volga ırmakları arasındaki bölgede yaşamış bir Orta Asya kavmidir. Bahsettiğim gibi İskitler (Saka) dan çok daha öncesinde Türk medeniyeti kalıntıları bulunmaktadır.

Resmi olarak görünen tarih hemen hemen anlatığım şekildedir. Ama özellikle devletleşme döneminden önceki Ön Türkler konusunda yeteri kadar araştırma yapılamadığını düşünüyorum.

Selâm. Türk kavimleri Nuh Peygamber'in Yafes adlı oğlunun soyundandırlar. Nuh'un (a.s) tufandan sonra hayatta kalan oğulları Sam, Yafes ve Ham adındadır. Türklerin en kadim atası Fakat Kur'an-ı Kerim'de geçtiği üzere de, günümüzün bütün insanları Nuh'un soyundan değildir. Zira gemide Hz. Nuh'la taşınanlar da vardır. Fakat Hz. Nuh soyu Asya, Avrupa ve Afrika'nın sarı, esmer, zenci ve beyaz halkıdır. Diğer soylar ise Nuh'un (a.s) kızı Zeynâ ve diğer kız kardeşlerinin soyundan gelip tufandan sağ çıkan müminlere dayanır. Bunlar ise Amerika'nın kızıl derili halkıdır. Kısacası eski şeriatlarda Yahudilik daha çok Afrika yönünde, Hristiyanlık daha sık Avrupa, Müslümanlık genelde Asya'da yayılmıştır. Hakkında daha az şey bildiğimiz Sabiilik ise Amerika kıtalarında yayılmıştır. Hattâ bu yüzden bazıları, Amerika bulunmadan önce bile, İndian adındaki gibi Hindistan'daki Buzasof ve Boluhar adlı peygamberleri Sabii şeriatinin kurucusu saymıştır. Bu bendenizin tahkikine göre doğru değildir diye düşünüyorum. Dolayısıyla biz Türkler kızıl derililerle aynı kavimden değiliz ve sâdece en az seksen-doksan sene geriden halaoğluyuz...☺

Mu efsânesi ise aslında bugün Amerika dediğimiz kıtaya da Peygamber geldiğini gösteren bir destandır deriz.

Sabiiliğin Amerika'da yayılmış olduğunun işareti ise, Sabiiliğin kendisini Hz. İdris'e tabi bilmesi, onun neslinin dinini bozarak yıldızlara tapmaya yönelmeleridir. Bu kavimde de, Azteklerden sık duyduğumuz insan kurban etme merasimi vardır. Hattâ bu kavimde Allah'ın da bir Tanrılarında karşılığı vardır. Bu Tanrı'nın ise, diğer putlardaki gibi bir sureti yoktur ve resmedilemez. Aztek krallarından Nezahual Koyotl ise, oruç tutarak kendisini bu dinden bilmiş, evliyâ olarak tanıtmış, görünmeyen ve resmedilmeyen bu tek Yaratıcı için dokuz katlı bir tapınak yapmıştır. Bu zamanlarda asırlardır süregelmiş olan insan kurban etme merasimi yasaklanmıştır.

Dikkat ederseniz, burçlara tapma dendiğine, tarihte rastlanan en belirgin halk, Yunan ve Roma halkıdır. Zira bunlar da, Venüs (Afrodit), Jüpiter (Zeus) vb. gibi putlara taparlar. Bunlardan bize ulaşan nakillere göre, bir çok peygamberleri bulunmuştur ki, bu peygamberlerin birisi Sokrates'tir. Aristo da aynı şekilde, kimi İslâmî târih rivâyetlerinde Peygamber olarak tanıtılmıştır.

İskitler ise, Sakalar gibi Türklerin atalarından bir kavimdir. Sakalar antik Horasanlıların şikayeti sonucu, Pers kralı Kiros'un aleyhlerinde Azerbaycan'da iki dik yamaçlı dağ arasındaki tek geçit diye bilinen Demirkapı seddini inşa etmiştir. Kiros Kur'an'da geçtiği şekliyle batıya, yani Lidya'nın İzmir'ine, ortaya, yani Azerbaycan ve Horasan'a ve doğuya, yani o zamanki Afganistan ve Türkistan bölgelerine sefer düzenlemiştir. Bu sebeple bu seferleri ile Kur'an'da anılan Zülkarneyn ile özdeşleştirilir. Bu ise en mantıklısıdır bence. Zira Kehf suresindeki Zülkarneyn Allah'a ve âhiret gününe inanan bir evliyâdır ki, yıldızlara tapan ve Kudüs tapınağında Jüpiter putuna kurban kesen Makedonyalı İskender'e benzetilemez. Kuruş'un hükümeti yaklaşık olarak M. Ö. 560-530 arasıdır ve müddeti 30 yıldır. İskender târihin tanıklığına göre zâlim ve zorba bir kişilik iken, Kirus devamlı adâlet timsâli olarak görülmüştür ve ilk insan hakları bildirgesini yayınlamıştır.

İskender bozulmuş Sabii putperestliğine tabi ise de, Kirus o zaman henüz bozulmamış olan Mecusi şeriatinin Camasp kitabına bağlıdır ki, bu kitabın antik nüshalarından biri ondan bir asır kadar sonra Asurlu halkın Azerbaycan'a saldırısı esnâsında yakılmış, diğeri İskender'in bizzat kendi eliyle, zafer sarhoşluğundan sonra Mısır'da yakılıp yok edilmiş, sonunda Mecusilik şimdi bildiğimiz mahrem evliliğini uygular hâle gelmiş ve bu çirkin fiiliyle ebedi cehennemlik olmuştur. Ashab-ı Ress ise Aras nehrinin etrafında Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşayan, peygamberlerini inkâr edip azâba çarptırılan bir kavimdir.

Allah hepimizi böyle hâllerden korusun ve bize ibret almayı nasip etsin.

Allah'ın selâmı üzerinize olsun.
 

Orion

Site Başkanı
Yönetici
#5
Selâm. Türk kavimleri Nuh Peygamber'in Yafes adlı oğlunun soyundandırlar. Nuh'un (a.s) tufandan sonra hayatta kalan oğulları Sam, Yafes ve Ham adındadır. Türklerin en kadim atası Fakat Kur'an-ı Kerim'de geçtiği üzere de, günümüzün bütün insanları Nuh'un soyundan değildir. Zira gemide Hz. Nuh'la taşınanlar da vardır. Fakat Hz. Nuh soyu Asya, Avrupa ve Afrika'nın sarı, esmer, zenci ve beyaz halkıdır. Diğer soylar ise Nuh'un (a.s) kızı Zeynâ ve diğer kız kardeşlerinin soyundan gelip tufandan sağ çıkan müminlere dayanır. Bunlar ise Amerika'nın kızıl derili halkıdır. Kısacası eski şeriatlarda Yahudilik daha çok Afrika yönünde, Hristiyanlık daha sık Avrupa, Müslümanlık genelde Asya'da yayılmıştır. Hakkında daha az şey bildiğimiz Sabiilik ise Amerika kıtalarında yayılmıştır. Hattâ bu yüzden bazıları, Amerika bulunmadan önce bile, İndian adındaki gibi Hindistan'daki Buzasof ve Boluhar adlı peygamberleri Sabii şeriatinin kurucusu saymıştır. Bu bendenizin tahkikine göre doğru değildir diye düşünüyorum. Dolayısıyla biz Türkler kızıl derililerle aynı kavimden değiliz ve sâdece en az seksen-doksan sene geriden halaoğluyuz...☺

Mu efsânesi ise aslında bugün Amerika dediğimiz kıtaya da Peygamber geldiğini gösteren bir destandır deriz.

Sabiiliğin Amerika'da yayılmış olduğunun işareti ise, Sabiiliğin kendisini Hz. İdris'e tabi bilmesi, onun neslinin dinini bozarak yıldızlara tapmaya yönelmeleridir. Bu kavimde de, Azteklerden sık duyduğumuz insan kurban etme merasimi vardır. Hattâ bu kavimde Allah'ın da bir Tanrılarında karşılığı vardır. Bu Tanrı'nın ise, diğer putlardaki gibi bir sureti yoktur ve resmedilemez. Aztek krallarından Nezahual Koyotl ise, oruç tutarak kendisini bu dinden bilmiş, evliyâ olarak tanıtmış, görünmeyen ve resmedilmeyen bu tek Yaratıcı için dokuz katlı bir tapınak yapmıştır. Bu zamanlarda asırlardır süregelmiş olan insan kurban etme merasimi yasaklanmıştır.

Dikkat ederseniz, burçlara tapma dendiğine, tarihte rastlanan en belirgin halk, Yunan ve Roma halkıdır. Zira bunlar da, Venüs (Afrodit), Jüpiter (Zeus) vb. gibi putlara taparlar. Bunlardan bize ulaşan nakillere göre, bir çok peygamberleri bulunmuştur ki, bu peygamberlerin birisi Sokrates'tir. Aristo da aynı şekilde, kimi İslâmî târih rivâyetlerinde Peygamber olarak tanıtılmıştır.

İskitler ise, Sakalar gibi Türklerin atalarından bir kavimdir. Sakalar antik Horasanlıların şikayeti sonucu, Pers kralı Kiros'un aleyhlerinde Azerbaycan'da iki dik yamaçlı dağ arasındaki tek geçit diye bilinen Demirkapı seddini inşa etmiştir. Kiros Kur'an'da geçtiği şekliyle batıya, yani Lidya'nın İzmir'ine, ortaya, yani Azerbaycan ve Horasan'a ve doğuya, yani o zamanki Afganistan ve Türkistan bölgelerine sefer düzenlemiştir. Bu sebeple bu seferleri ile Kur'an'da anılan Zülkarneyn ile özdeşleştirilir. Bu ise en mantıklısıdır bence. Zira Kehf suresindeki Zülkarneyn Allah'a ve âhiret gününe inanan bir evliyâdır ki, yıldızlara tapan ve Kudüs tapınağında Jüpiter putuna kurban kesen Makedonyalı İskender'e benzetilemez. Kuruş'un hükümeti yaklaşık olarak M. Ö. 560-530 arasıdır ve müddeti 30 yıldır. İskender târihin tanıklığına göre zâlim ve zorba bir kişilik iken, Kirus devamlı adâlet timsâli olarak görülmüştür ve ilk insan hakları bildirgesini yayınlamıştır.

İskender bozulmuş Sabii putperestliğine tabi ise de, Kirus o zaman henüz bozulmamış olan Mecusi şeriatinin Camasp kitabına bağlıdır ki, bu kitabın antik nüshalarından biri ondan bir asır kadar sonra Asurlu halkın Azerbaycan'a saldırısı esnâsında yakılmış, diğeri İskender'in bizzat kendi eliyle, zafer sarhoşluğundan sonra Mısır'da yakılıp yok edilmiş, sonunda Mecusilik şimdi bildiğimiz mahrem evliliğini uygular hâle gelmiş ve bu çirkin fiiliyle ebedi cehennemlik olmuştur. Ashab-ı Ress ise Aras nehrinin etrafında Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşayan, peygamberlerini inkâr edip azâba çarptırılan bir kavimdir.

Allah hepimizi böyle hâllerden korusun ve bize ibret almayı nasip etsin.

Allah'ın selâmı üzerinize olsun.
Ben soluksuz okudum da bazı itirazlar gelecektir peşinen söyleyeyim.
 

Üst