İLK TÜRK-İSLAM YAZILI ESERLERİ

Aybalam

★★★★
Altın Üye
Gümüş Üye
#1
İLK TÜRK-İSLAM YAZILI ESERLERİ ve YAZARLARI

Bu konu başlığımızda sizlere tarihimizde Türk-İslam Devletleri başlığı altında değerlendirdiğimiz büyük devletlerin dönemlerinde yaşamış, değerli yazarlar ve eserleri hakkında yararlı olabilecek bilgiler vermeye çalışacağız.

1. DİVANÜ LÜGATİ'T TÜRK- KAŞGARLI MAHMUT(1008-...)

KAŞGARLI MAH..jpg


Asıl adı Mahmud bin Hüseyin bin Muhammed El Kaşgari 'dir. Kaşgarda doğmuş olup Karahanlı Devleti'nin hanedan sülalesinin bir mensubudur. Toplum bilimci, haritacı ve etnograftır. Hepinizin de bildiği gibi en önemli eseri 1072-1074 Bağdat'ta yazmış olduğu Divanü Lügati't Türk'tür. Bu değerli eseri Kaşgarlı Mahmut, El Muktedi-billah (Ebul Kasım Abdullah)'a sunmuştur.

Bu bahsi geçen eserde ilk Türk dünyası haritası mevcuttur. Eser Arapça kaleme alınmıştır. Kaşgarlı Mahmut ilk Türkçe ansiklopedik sözlüğü de yazan değerli bir kişidir. Bu eserin yazılmasındaki amaçlardan bir tanesi de kuşkusuz ki Türkçenin Arapçadan daha üstün ve zengin bir dil olduğunu kanıtlama arzusudur. Bir diğer amaç ise Araplara Türkçe öğretmek, Türkçenin yaygınlığını göstermektir.

Eserin diğer özelliklerine değinecek olursak eğer, Karahanlı Türkçesi ile yazılmıştır. Bu değerli eser için Türkçenin bilinen ilk ve en eski sözlüğü, ansiklopedisi, antolojisi ve dil bilgisi kitabı demek doğru bir tespit olacaktır. Kaşgarlı Mahmut, birçok Türk boyunu gezerek derlemelerde bulunmuştur. Eserinde sözcükleri güzelce örnekleyen atasözleri ve şiirlere yer vermiştir. Dönemin özelliklerini yansıtan kelimeler dahil, 7500'den daha fazla Türkçe sözcüğü bünyesinde barındırmaktadır.

Batı Asya yazı Türkçesinin var olan en kapsamlı ve en değerli eseridir. Kaşgarlı Mahmut bu çalışmasıyla Türkçenin gelişmesi ve Türk dil birliği için önemli bir katkı sağlamıştır.


2. KUTADGU BİLİG-YUSUF HAS HACİP (1017-1077)

YUSUF HAS HAC..jpg


11. yy'da yaşamış “Balasagunlu Yusuf” adıyla bilinen değerli bir şahsiyettir. Karahanlı Uygur Türklerinden olan Yusuf Has Hacip'in yaşamı hakkında pek fazla bilgi mevcut değildir. Kaleme aldığı büyük eseri Kutadgu Bilig içerisinde bile adını sadece bir kez, "Kitap sahibi Yusuf, büyük has hacib, kendi kendine nasihat eder" başlıklı, son bölüme istinaden bu şekilde isimlendirilmiştir. Kaşkar'da türbesi vardır.

'Mutluluk veren bilgi' veya 'Kutlu olma bilgisi' anlamına gelen Kutadgu Bilig yazılmış ilk Türk -İslam eseridir. Tamgaç Buğra Han (Uluğ Kara Buğra Han)'a sunulmuş bir eserdir. Hakan bu eseri çok beğenerek yazarın kaleminin kudretini takdir eder ve ona “has hâcib” unvanını verir.

Eserin şekilsel ve diğer önemli özelliklerine değinecek olursak eğer, eser Siyasetname türünde Türk edebiyatının ilk örneği olarak bilinir. İslamiyet'in Türkler tarafından kabulünden sonra yazılmış ilk yazılı eser olup bazı bölümleri ansiklopedik bilgiler içermektedir. Eser 18 ayda tamamlanmış olup, Karahanlı Türkçesinin Hakaniye lehçesiyle yazılmıştır. Mesnevi tarzında, aruz vezniyle kaleme alınmıştır. Nazım birimi beyit olup, toplamda 6645 beyit, 85 bâbdan oluşur. Allegorik ve didaktik bir eserdir.

Son olarak ise eserde sembolik dört kişilik üzerinden anlatılmak istenenler dile getirilmiştir. Bu sembolik kişiler ise şöyledir: Kün Togdı (hükümdar, kanun, adalet); Ay Toldı (mutluluk, saadet); Odgurmış (akıbet, hayatın sonu); Ögdülmiş (akıl, zeka) şeklindedir.


3.DİVAN-I HİKMET - HOCA AHMET YESEVİ (1093-1166)

Ahmet_Yesevi.jpg


'Piri Türkistan' veya 'Hazret'i Türkistan' olarak tanınmaktadır. Kazakistan'ın Sayram kentinde doğmuştur. Ahmet Yesevi'nin en önemli eseri Divan-ı Hikmet'tir. Bu eserini Karahanlı Devleti'nin hükümdarı olan Satuk Buğra Han'a sunmuştur. İlk Türk mutasavvıfı olan Ahmet Yesevi' nin Türkistan bölgesinin İslamlaşmasına büyük katkıları olmuştur. Yesevilik adlı tasavvufi akımın öncüsüdür. Hacı Bektaş Veli mürididir. Alevi bir alim olan Ahmet Yesevi'nin bu eseri, Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Hacı Bayram Veli gibi mutasavvıfların düşüncelerinin temel kaynağıdır.

Eserin içeriği ve şekilsel özelliklerinden bahsedecek olursak eğer, Divan-ı Hikmet Yesevilik tarikatına dair bilgiler, dervişlik üzerine övgüler, Cennet/Cehennem tasvirleri, Hz. Muhammed (sav)'in hayatı ve mucizeleri, Allah aşkı gibi konulardan bahsetmektedir. Aruz ve hece ölçüsü birlikte kullanılarak sade ve yalın bir dil ile kaleme alınmıştır. Dörtlük ve beyitler halinde yazılan eser 217 hikmet ve 1 münacaat bölümünden meydana gelmektedir. Karahanlı Türkçesinin Hakaniye lehçesiyle yazılan eser de, İstifham (soru sorma) ve Tecahül-i Arif (bilip de bilmezlikten gelme) söz sanatlarına da yer verilmiştir.

İlk zamanlarda yazma nüshaları şeklinde olan eser sonraları taş basması tekniği kullanılarak çoğaltıldı. Esasen bu kitabi yazan kişi kendisi değildir, tarikatında bulunan Şaban Durmuş isimli şahıs tarafından, Ahmet Yesevi'nin görüş ve düşüncelerini kitap haline getirme isteği neticesinde ortaya çıkmıştır. Eser de ulusal ögeler (ölçü, nazım biçimi, yarım uyak) ile İslamiyet'ten gelme yabancı sözcükler (din ve tasavvuf konuları, yabancı sözcükler)'e bir arada yer verilmiştir. Eserin uyak düzeni abcd dddb eeeb şeklindedir. Dördüncü dizelerin birbiriyle uyaklı oluşu hatta zaman zaman aynen tekrarlanışı bu şiirlerin musiki ile okunmak için söylendiğini kanıtlar niteliktedir. Aynı zamanda lirik ve didaktik bir eserdir Tasavvuf Türk edebiyatının ilk eseri olma özelliğini de taşımaktadır.

Ahmet Yesevi Allah'a yakın olma isteği doğrultusunda, 63 yaşına gelince bir çukur kazdırarak toprağın altında yaşamak istemiştir. Bu hareketinin altında yatan neden ise Hz. Muhammed (sav)'in bu yaşta ölmesiydi, ancak istediği gibi olmadı ve bir on sene daha bu şekilde yaşamını sürdürdü ta ki 73 yaşına gelinceye kadar. Kazakistan'ın güneyindeki Türkistan kentinde ki türbesi, Timur tarafından yaptırılmıştır.


4. ATABET'ÜL HAKAYIK - EDİP AHMET YÜKNEKİ (12.yy)

EDİP AHMET.jpg


12.yy'da yaşamış değerli bir şahsiyettir. En önemli eseri olan Atabet'ül Hakayık'ı Karahanlı beylerinden Muhammed Dâd Sipehsalar'a hediye etmiştir. Bu eserde birden fazla konuya değinmiştir. Eserde dünyayı, insanı ve Allah'ı, bilebilmenin sadece bilim yoluyla olabileceği, bilginin faydası ve bilgisizliğin zararı konularına değinmiştir. Ayrıca bu eserde insanın diline sahip olması üzerinde durulan bir başka önemli konudur. Eserin nerede ve ne zaman yazıldığı konularında kesin bir bilgi yoktur. Asıl teması din ve ahlak olup, tasavvufi ve ahlaki öğüt kitabıdır.

Şekilsel özelliklerine değinecek olursak eğer, eserin nazım birimi beyit ve dörtlükler şeklinde olup, aruz vezniyle kaleme alınmıştır. Eser Kaşgar şivesi ve Uygur harfleriyle yazılmıştır. Nasihatname özelliği gösterir ayrıca didaktik (öğretici) bir yapıttır. Söz sanatlarından Telmih (hatırlatma) sanatı kullanılmıştır. Eser 14 bölümden meydana gelir. Baştaki 5 bölüm giriş, şairin "nevi" adını verdiği 8 bölüm asıl konu, sondaki 1 bölüm de bitiriş bölümüdür. Toplamda 46 beyit ve 101 dörtlükten oluşmaktadır.


Giriş bölümleri kaside şeklinde (aa ba ca da...), asıl konu ile ilgili bölümler ve bitiriş bölümü dörtlükler (aaba) halindedir. Giriş bölümünde 40 beyit, asıl konu ve bitiriş bölümlerinde 101 dörtlük ile eserin tamamı 484 dizeden meydana gelir. Geçiş dönemi edebiyatının bir ürünü olan eserin, ilk yazması İstanbul, Ayasofya Kütüphanesi'n dedir.


5. MUHAKEMET'ÜL LÜGATEYN - ALİ ŞİR NEVAİ (1441-1501)

ALİ SİR NEVAİ.jpg


15. yy.'da yaşamış değerli bir edebiyat adamıdır. Kuzey-batı Afganistan'ın Herat kentinde doğmuştur. Timur döneminde yaşamıştır. Çağatay Türkçesi'nin en değerli şairidir. En önemli eseri olan Muhakemet'ül Lügateyn'i, Çağatay Türkçesi'yle kaleme alarak, 1499'da tamamlayabilmiştir. Türk dilinin Farsça'dan üstün olduğuna inanmış nitekim bu iddiasını da bu eseriyle kanıtlama yoluna gitmiştir. Bahsi geçen eserde, iki dilin karşılaştırmasını söz varlığından örnekler vererek açıklama yoluna gitmiştir. Kendi dilini 'Türkî', Türkçe şeklinde ifade etmiştir. Türk dilinin fiil zenginliği ve hayvan isimleri açısından Farsça'dan daha üstün olduğunu dile getirmiştir.

Ali Şir Nevai ilaveten bu eserinde yeryüzündeki başlıca dilleri Arapça, Hintçe,Türkçe (Çağatayca) ve Farsça şeklinde sıralamıştır. Arapçanın en üstün dil olduğunu, Hintçe'nin de en değersiz dil olduğunun herkesçe kabul edilen bir gerçek olduğunu ifade ederek, geri kalan iki dil arasından hangi dilin daha üstün olduğunu çeşitli delillere dayanarak ispatlama yoluna gitmiştir. Sonuç olarak da Çağatayca'nın Farsçadan daha üstün bir dil olduğu sonucuna varmıştır.


6. TARİHİ YEMİN - UTBİ(...-1625): Asıl adı Ebû Nasr Muhammed el-Cebbar Utbî'dir. Rey halkındandı, İranlı kâtiplerin önde gelen isimleri arasındaydı. Şiirle de ilgilenmiştir. En önemli ve bilinen eseri Tarihi Yemin'dir. Utbi bu eserini Gazneli Mahmut'a sunmuştur. Eserinde sıklıkla Gazneli Devletinden bahsetmiştir.

Tarih-i Yemîn'de, Samanilerin son dönemlerinden Sultan Mahmûd dönemine kadar ki geçen dönemdeki olaylar anlatılır. Eserde Samanîlerden başka, Sistân emirleri, Âl-i Ziyar, Simcurîler, Hâniler, Âl-i Ferigun, Gurîler, Gürcistan padişahları, Deylemîler, Harezmşâhlar ve Afganlılar gibi diğer hânedanlardan da bahsettiği için değerli bir kaynaktır. Eser içerdiği destanlar, etkili öğütler, yeni ibareler ve fasih beyitleriyle edebî yanı güçlü bir kaynaktır. Utbi, 1625 yılında yaşamını yitirmiştir.


7. SİYASETNAME - NİZAMÜLMÜLK(1018-1092)

nizamulmulk-1000-yilinda-konyada-aniliyor.jpg


Asıl adı Ebu Ali Kıvamuddin Hasan bin Ali bin İshak et-Tûsî'dir. İran da, Horasan'ın Tus kentinde doğmuştur. Büyük Selçuklu Devleti'nde Alparslan ve Melikşah dönemlerinde vezirlik görevinde bulundu. Nizamiye Medreselerinin kuruluşunda etkili olan bir devlet adamıdır. Nizamülmülk 1092 de bir haşhaşi tarafından düzenlenen suikast neticesinde 74 yaşında yaşamını yitirmiştir.

Devlet yönetiminde hayli etkili olan Nizamülmülk'ün bilinen en önemli eseri Siyasetname'dir. Bu eserini Sultan Melikşah'a sunmuştur. Bahsi geçen eserde 'Devlet nasıl yönetilir?' sorusuna cevap aramıştır. Adından da anlaşılacağı üzere kitap siyaset konulu olup dinî bağlam çerçevesinde devlet işleri, devlete ve hükmetmeye dair temel ilke ve düşüncelere yönelik konuları içermektedir. İlaveten Selçuklu Devleti'nin siyaset ve devlet anlayışı, genel Türk ve Fars siyaset anlayışı ve dönemin yaygın siyasî görüşlerine ışık tutması açısından değerli bir kaynaktır. Farsça kaleme alınmış bu değerli eserin bilinen en eski nüshası günümüzde İran'da Tebriz Milli Kütüphanesi'nde bulunuyor.


8. ŞEHNAME - FİRDEVSİ (935-1020)

FİRDEVSİ.gif


Gerçek adı Ebu’l-Kasım Mansur olup hayatı hakkında yeterince bilgi yoktur. İran edebiyatının değerli şairlerindendir. Samaniler ve Gazneliler döneminde yaşayan Firdevsi'nin Sultan Mahmut'un gözdesi olduğu ve sarayında yaşadığı ayrıca yazdığı beyit başına bir altın aldığı söylentiler arasındadır.

Gelelim şimdi Firdevsi'nin en önemli eseri olan Şehname'ye, şiirsel gücü ve bilgi zenginliği bakımından Divan şiirinin gözdesidir. Eski İran efsaneleri üzerine kurulu manzum bir destan, ilaveten İran edebiyatının en büyük eserlerindendir. Hükümdarların nitelikleri, üstün başarıları gibi konuları ele alarak, mesnevî biçiminde kaleme alınmıştır. Gazneli Mahmut'a sunulan biyografik bir eser olup İran-Turan mücadelesine de yer verir. Alper Tunga bu eserde Afrasiyap olarak yer alır.

Dünya da birçok dile çevrilmiş bu eser ilk kez 16. yüzyılda Tatar Ali Efendi tarafından Türkçe’ye de eksiksiz bir şekilde çevrilmiştir. Günümüz Türkçe’sine aktarımı ise Necati Lugal tarafından gerçekleştirilmiştir.


9. RUBAİ'LER - ÖMER HAYYAM (1048-1131)

ÖMER HAYYAM.jpg


Asıl adı Gıyaseddin Eb'ul Feth Ömer İbni İbrahim el-Hayyam'dır. Nişaburda doğmuştur. Nizamülmülk ve Hasan Sabbah ile aynı medresede ünlü alim Muvaffakeddin Abdüllatif ibn el Lübad'dan eğitim almıştır. Hayyam (çadırcı) takma adı, babası bu işle uğraştığı için kendisine takılan bir isimdir. Ömer Hayyam için tarihte bilinen ilk 'savaş karşıtı eylemci' benzetmesi de yapılır.

Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'a sunulan Celali Takvimi'nin hazırlanmasında görevli olan heyetin başkanıdır. Kesin olarak bilinen 158 adet Rubai'si vardır. Rubai denince akla gelen ilk isimdir. Matematikçi ve Astronom olan Ömer Hayyam yazmış olduğu Rubai'lerle de bilinen bir bilim insanıdır. Rubai'lerinde, doğa,aşk ve ahiret üzerine söylemiş olduğu sözlerini toplamıştır. Rubailerinin Türkçe çevirisi birçok çevirmen tarafından yapılmıştır ancak onun rubailerini Türk halkına sevdiren çevirmen Sabahattin Eyüboğlu'dur.


10. PENDNAME - SEBÜK TEGİN (...-997)

SEBÜK TEGİN.jpg


Hakkında detaylı bir bilgi olmayan Sebük Tegin'in kökeni Orta Asya'ya dayanır. Elbette ki kökeni Türk'tür. Bağımsız Gazne Devleti'nin temelleri onun döneminde atılmıştır. En önemli eseri olan Pendname'yi ünlü bir yazar olan Divân-ı resâil kâtibi Ebu’l-Feth el-Bustî’ye yazdırmıştır. Oğlu Emir Mahmud için kaleme aldırdığı bu eserde, ona başından geçen olayları ve hayat tecrübesini, padişahlığa nasıl ulaştığını hangi yollardan geçtiğini aktarmak istemiştir.

Eski ve orta zamanlarda hemen hemen her millette, babaların oğullarına öğüdü şeklinde sıklıkla bu eserlere yer verilmiştir. Hükmeden her devletin sultanı 10. yy.'dan sonra devlet yöneticilerine nasihat vermek amacıyla manzum ve mensur eserler yazdırmayı ve yazmayı adeta gelenek haline getirmişlerdir.

NOT: Ebu’lFeth el-Bustî, IV. yy.'da Gazneliler devrinin ilk zamanlarında yaşamış ünlü bir şair ve yazardır.
 
Son düzenleme:

Üst