Hz. Adem Günümüzden Kaç Yıl Önce Yaşamıştır?

maviadam

Üye
Yeni Üye
Bu konuyla ilgili önerebileceğiniz kitap var mı? Özellikle peygamberlerin hangi tarihlerde hangi kavim veya uygarlıklara gönderildiği ile ilgili.
 

Kappadox

★★★
Gümüş Üye
Üye
Güngör Karauğuz adem'in çocukları kitabını temin ettim. İstifade edilebilir. Önerisi olan olursa yine bekliyorum.
Peygamberler tarihi üzerine birçok kitap var ama hangisini okumak gerek tam olarak bende bilmiyorum. Kitap hakkındaki görüşlerinizi buraya yazarsanız iyi olur.
 

andromeda

Üye
Yeni Üye
Arkadaşlar öncelikle herkese Merhaba; böyle güzel ve bilgilendirici bir konu açtığınız için herkese teşekkürler, ben de bu konu hakkında naçizane görüşlerimi belirtmek isterim.

Günümüzde bulunan en eski kemiklerin homo sapiens veya atalarının diye söylenen kemiklerin yaşının yüzbinler ile milyon yaşlar arasında olduğu söylenmektedir. Bugün kabul gören ama belki elli yıl sonra tamamen yanlış hesaplamış diyebileceğimiz bir yöntemle hesaplama yapılmaktadır, Karbon 14 testinin çok farklı sonuçlar verdiğine dair yazıyı herkesin okumasını tavsiye ederim, okuyabilirler, yeni ölen bir foku 1300 yaşında gösterebiliyor. Bu yaş hesaplama hatası çok fazla zaten, yeni ölen bir canlıda (zamanın ve mekanın çok fazla tesir edip yapısının ve içindeki karbon miktarının çok değişmediği bir canlıda) 1300 sene hata yapabiliyorsa, üzerinden 1000 sene geçmiş bir fosilde milyonlarca yıl yaş hatası yapabilir anlamına geliyor bu Karbon 14 testi veya diğer radyoaktif elementlerin yarı ömür hesaplamaları. Karbon 14 ün yarılanma süresi değişmese de fosildeki karbon dış ortamla etkileşime geçip muhafaza ettiği karbon miktarları değişkenlik gösterdiği için Karbon elementinin yarılanma süresi yanlış hesaplanıp fosilin yaşı yanlış hesaplanabilmektedir.

Nitekim karbon-14 testinin pek güvenilir olmadığı birçok somut bulguyla anlaşılmış bulunmaktadır. Yaşları kesin olarak bilinen örnekler üzerinde yapılan karbon-14 testlerinin birçok kez hatalı sonuçlar verdikleri bilinmektedir. Örneğin, yeni ölmüş bir fok balığının derisi 1.300 yıl yaşında çıkmıştır. Henüz canlı bir istiridyenin yaşı 2.300 yıl olarak görünmektedir. Bir geyik boynuzu aynı anda 5.340, 9.310 ve 10.320 yaşlarında çıkmaktadır.

Kemik yaşlarını hesaplayıp, dinleri tarihteki yaşlar üzerinden inkar etme çabasını mantıksız buluyorum çünkü bilim kendini sürekli çürüten, yeni bilgilere muhtaç, yeni yöntemlere muhtaç,yaş hesaplamadaki uyguladığı yöntemlerin doğruluğu bile sorgulandığı bir sistemdir, bulduğu insan kemiklerinin yaşını hesaplayıp, aha siz ilk insan şu yaşta dediniz ama biz bu yaşta diyoruz demek çok çocukça değil mi _? bilim bilimle yarışır , bilim dinle yarışır mı mantıklı mı, dinimizde de kesin bir tarih yok Hz. Ademin kaç sene önce geldiği hakkında zaten bir ayet yok, Allah dese ki Kuran da ,şu kadar zaman olmuş Hz. Adem dünyaya geleli ,o zaman işler değişirdi. Hz. Ademin mezarı da belli olsaydı kemiği alınır yaşı tespit edilir(hesaplarımızın doğruluğu halen tartışılır, teyit edeceğimiz bir sistem yok henüz), bilimle ayetler çelişiyor mu diye o zaman bakılabilirdi, fakat yaş hesaplama yöntemleri doğruluğu tartışılan şeyler, kesinlik içermiyor. velev ki zaman bile değişkendir belki eskiden zaman yavaş akıyordur bilen var mı_?

Bilim daha iyi bir metod buluna kadar kendini çürütmeye mahkumdur, bilim mutlak doğruya ulaşmaya çalışan elindeki imkanlarla ölçüm yapan daha doğru yöntemlerini daha sonra keşfedebilen sürekli yeni doğruları bünyesine alıp eski doğrularını reddeden bir sistem olduğu için şuan bilimin bu gibi yanılsamalı bilgilerini mutlak doğru kabul edip , dinle çeliştirmek çok da akıl karı olmasa gerek. Zaten bilim 1000 sene sonra başka yöntemler bulup şu anki kullanılan yaş hesaplama yöntemlerini tarihin tozlu raflarına kaldıracaktır.

Ama burda önemli olan husus, islam inancında Hz. Ademin yaşının ney olduğuna inanmanın imani ve islami bir ölçüt olmadığı ;Kuran Kerimde Tevhit inancı, Allah ın varlığı birliği ve ondan başkasına ibadet edilmemesi üzerine bir anlayışla geldiği için , Hz. Ademin yaşını doğru bilmek veya yanlış bilmek islam inancımızı etkileyecek bir şey değildir, imanın şartında da belirtildiği gibi gelen peygamberlere inanmak imanın şartıdır , yoksa Hz. Ademin bugünkü yaşını hesap edip inanmak şart değildir.

Yani Göbekli Tepede bulunanlar olsun ve daha yaşlı bulunan fosiller olsun hepsi Hz.Adem den sonra olmaması için kesin bir kanıt yok, bilim şuan Hz. Adem in mezarını bulup 7000 sene önce yaratılmış ama bizim fosillerimiz 1 milyon yaşında diyemediğine göre bulunan fosillerin hiç bir zaman islam dinine aykırı bilgi içermediği rahatlıkla düşünülebilir.belki Hz.Ademin in kemiklerini bulsalar buldukları milyon yıllık fosilden daha yaşlı çıkacak....
 

Orion

Site Başkanı
Yönetici
Platin Üye
@andromeda ağzına klavyene sağlık. Biz burada kesin olan şudur gibi yargılardan uzak durmaya çalıştık her fikre de açığız forumdan atmak zorunda kaldığımız bir üyemiz (bilgi seviyesine diyeceğim yok) ama üslup bakımından düşüncelerini aktaramamış ve hakarete varan yargılara ulaşmıştı. Sonuç olarak yaklaşımınız ve düşüncenizi beğendim. Tekrar hoş geldiniz.
 

KUL

Üye
Yeni Üye
Kaliteli bir konu, ilgimi çekti ve keyifle okudum, güzel bir tartışma olmuş lakin bazı arkadaşlar konuyu saptırmışlar, başka yerlere çekmeye çalışmışlar.

Yeryüzündeki bütün denizler mürekkep olsa Allah Teâlâ'nın azametine delâlet eden kelimelerini, yazıp bitiremezler. Akıl, Allah'ın yüceliğini kavramaktan acizdir. Ancak, O'nun mucizelerini akledebilir. Kâfir ve müşrikler ise akletmezler: sağır, dilsiz ve kördürler. (bk. Bakara, 2/171)

"Allah, (o Allah'tır ki) kendinden başka hiçbir ilah yoktur. (O, zatî, ezelî ve ebedî hayat ile) diridir (bakîdir). Zatiyle ve kemâliyle kâimdir. (Yarattıklarının her an tedbir ve hıfzında yegane hakimdir, her şey onunla kâimdir). Onu ne bir uyuklama tutabilir ne de bir uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O'nun izni olmadıkça katında şefaat edecek kimmiş? O, yarattıklarının önlerindekini, arkalarındakini bilir. (Yaratılmışlar) O'nun ilminden yalnız kendisinin dilediğinden başka hiçbir şeyi kavrayamazlar. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri (kucaklamıştır, o kadar) vâsidir. Bunların gözetilmesi O'na ağır gelmez. O, çok yüce, çok büyüktür." (Bakara, 2/255)

Abdullah İbn Ömer (r.a.): “Cân oğulları diye anılan cinler, Âdem (a.s)’in yaratılmasından iki bin yıl evvel yeryüzünde idiler. Yeryüzünü fitne ve fesada vermek suretiyle bozdukları ve kanlar döküp cinayetler işledikleri için, Allah onlara karşı meleklerden müteşekkil bir ordu gönderdi. Melekler tarafından iyice hırpalanan bu fesatçılar, denizlerdeki adalara sığınmak suretiyle canlarını kurtarabildiler. Bunun üzerine Cenab-ı Hak meleklere: “Muhakkak ben yeryüzünde bir halife yaratacağım…” dedi.

İbn-i Abbas şöyle diyor: "İnsan çamurdan yaratıldı. Yeryüzünde ilk önce cinler yaşarlardı. Onlar arzda kanlar akıttılar, birbirlerini öldürdüler. Allah onlara İblisin komutasında meleklerden askerler gönderdi. İblis ile onun komutası altında bulunanlar, öteki cinlerle savaşarak, onları denizlerdeki adalara ve dağların etrafına sürdüler. Bu zaferi kazandıktan sonra İblisin kalbinde gurur doğdu ve: “Ben, kimsenin yapmadığı bir iş yaptım” diye övündü. Allah onun kalbinde doğan bu gururu bildi. İblisin yanındaki melekler bunu bilmiyorlardı. Cenab-ı Hak, İblisin yanında bulunanlara: “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” dedi. Buna karşılık olarak melekler: “Sen, bizim kendilerini tenkile memur edildiğimiz cinlerin yaptığı gibi orada fesat çıkaracak ve kanlar dökecek biri mi yaratacaksın?” dediler.(2)

Selametle..
 

Üst