Arkeoloji Göbeklitepe Arkeolojik Kazıları İle İlgili Haber ve Gelişmeler

Orion

Site Başkanı
Yetkili üye
#1
Bu başlık altından ülkemizin ve dünyanın en ünlü arkeolojik kazı alanı olan Göbeklitepe ile ilgili haber ve gelişmeleri takip edebileceğiz. Sayfa üyelerimize yoruma açıktır.


Kültür Varlıkları Sitesindeki Göbeklitepe Tanıtımı:


Göbeklitepe Arkeolojik Alanı:

Yeri: Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Şanlıurfa
Koordinatları: 38º 55' 24'' Doğu, 37º 13' 24'' Kuzey.
Kriter: (i), (ii), (iii), (iv), (vi)
Kategori: Kültürel


Göbeklitepe Arkeolojik Alanı, Şanlıurfa kent merkezinin 18 kilometre kuzeydoğusunda, Örencik Köyü yakınlarındadır. Alan 1963 yılında, İstanbul ve Chicago Üniversitelerinin ortaklığıyla gerçekleştirilen bir yüzey araştırması sırasında keşfedilmiş ve “V52 Neolitik Yerleşimi” olarak tanımlanmıştır. Alanın gerçek değeri, 1994 yılından sonra başlatılan kazı çalışmaları ile ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu çalışmalar sonrasında, Göbeklitepe’nin 12000 yıl öncesine uzanan bir kült merkezi olduğu anlaşılmıştır.

Çapları 30 metreyi bulan yaklaşık 20 yuvarlak ve oval yapının ortasında 2 adet “T” biçimli, 5 metre yüksekliğinde, kireçtaşından bağımsız sütun yer almaktadır. Yapıların iç duvarlarında da daha küçük sütunlar bulunmaktadır.

Göbeklitepe ile ilgili bahsi geçen bilimsel veriler, arkeoloji çalışmalarında neolitik dönemle ilgili kuramsal çerçevenin ve tarihlendirmelerin yeniden değerlendirilmesini gerektiren önemli bilgiler vermektedir. Göbeklitepenin, konumu, boyutları, tarihlendirilmesi ve yapılarının anıtsallığı ile Neolitik dönem için ünik bir kutsal alan olduğu anlaşılmıştır. Alan, 12000 yıl boyunca doğal çevresi içinde dokunulmadan kaldığından önemli arkeolojik buluntu vermektedir.

Araştırma ve Kazılar


Göbekli Tepe, 1963 yılında İstanbul Üniversitesi ve Chicago Üniversitesi'nce yürütülen “Güneydoğu Anadolu Tarihöhcesi Araştırmaları Projesi” (Prehistoric Research in Southeastern Anatolia) yüzey araştırmaları sırasında tespit edilmiştir. Olağan – doğal görünmeyen birkaç tepe, insan eliyle yapıldığı kesin olan binlerce kırık çakmaktaşı döküntüyle kaplıydı.


Yapılan yüzey araştırmaları sırasında höyüğün yüzeyinden toplanan buluntulara dayanılarak burasının Biris Mezarlığı (Epipaleolitik) ve Söğüt Tarlası 1 (Paleolitik ve Epipaleolitik), Söğüt Tarlası 2 (Çanak Çömleksiz Neolitik) gibi bölgenin önemli yerleşimlerinden biri olabileceği sonucuna varılmış ancak başkaca bir çalışma yapılmamıştır. Bölgeden ilk kez, 1980 yılında yayımlanan Peter Benedict’in "Survey Work in Southeastern Anatolia" adlı makalesinde söz edilmiştir. Ancak yine de üzerinde durulmadı. Daha sonra 1994 yılında Heidelberg Üniversitesi’nden Klaus Schmidt tarafından bölgede bir araştırma daha yapılmıştır. Ancak o zaman sitenin anıtsal karakteristiği ve buna bağlı olarak arkeolojik değeri dikkati çekmiştir.

Kazı çalışmaları ise 1995 yılında Şanlıurfa Müzesi başkanlığında ve İstanbul Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden (DAI) Harald Hauptmann bilimsel danışmanlığında yapılan yüzey araştırmasından sonra başlatılmıştır. Hemen ertesinde yine Şanlıurfa Müzesi başkanlığında ve Klaus Schmidt bilimsel danışmanlığında kazılar başlamıştır.

2007 yılından itibaren ise kazı çalışmaları Bakanlar Kurulu kararlı kazı statüsüyle ve yine Alman Arkeoloji Enstitüsü'nden Prof. Dr. Klaus Schmidt'in başkanlığında devam ettirilmiştir. Projeye Alman Heidelberg Üniversitesi Tarihöncesi Enstitüsü de katılmıştır. Yıllarca sürdürülen ayrıntılı kazı çalışmaları, Neolitik Devrim'i ve hazırlayan koşulları yeniden yazmayı sağlayacak güvenilir bilimsel sonuçlar sağlamıştır.
 

Orion

Site Başkanı
Yetkili üye
#2
Göbeklitepeyi koruma amaçlı çatı yapılıyor...

Alman Arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt tarafından keşfedilen, Dünya'nın bilinen en eski tapınaklarının bulunduğu Göbeklitepe ören yeri, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Kültür Mirası asıl listesine yeni çatı korumasıyla girmeye hazırlanıyor.

Şanlıurfa kent merkezine 18 kilometre mesafede, Örencik Mahallesi yakınlarında bulunan ve ilk kazılar 1995 yılında başlatılan Göbeklitepe'deki kazı çalışmaları, 23 yıldır sürüyor.

Başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere birçok uluslararası kurum ve kuruluş tarafından "Dünyanın en eski tapınak merkezi" olarak kabul edilen ve 5 yıl önce UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınan Göbeklitepe'nin gelecek yılın başında asıl listeye girmesi bekleniyor.

UNESCO adaylığı için son hazırlıkların yapıldığı Göbeklitepe'nin uzun yıllar daha iyi korunması ve sağlıklı kullanılması için de yürütülen yaklaşık 4 bin metrekarelik çelik çatı çalışmaları tamamlanmaya çalışılıyor.

Şanlıurfa Kültür ve Turizm Müdürü Aydın Aslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Göbeklitepe'nin dünya arkeoloji tarihini ciddi manada değiştiren devasa bir kazı alanı olduğunu söyledi.

Bölgede kazı çalışmalarının her geçen yıl artarak devam ettiğini belirten Aslan, şu anda dünya tarihin bilinen en eski tapınağına ev sahipliği yaptıklarını dile getirdi.



- "Bedeli 600 bin avro"

Göbeklitepe'deki çatı çalışmalarının 15 Temmuz'da tamamlanmasının planlandığını ifade eden Aslan, şöyle konuştu:

"15 Temmuz 2017 itibarıyla üst çatı projeleri tamamlanacak ve alan ziyaretçilere açılacak. Yapılan çalışmalar tamamıyla Göbeklitepe'nin koruma ve kullanma çalışma dengesi gözetilerek yürütülmektedir. Önceliğimiz koruma olarak göz önüne alınmaktadır. Bütün bu çalışmalar, Göbeklitepe en iyi nasıl korunur minvalinde yapılmaktadır. Yapılan bu üst yapı koruma çalışmaları yaklaşık 600 bin avroluk bir bedelle yapılıyor. Devletimizin ve Avrupa Birliği fon desteği kullanılarak bu çalışma yapılıyor. Bunun sonucunda da Göbeklitepe'nin gelecek yıllara kalması noktasında minimum zararla koruma ve kullanılması noktasında iyi bir çalışma olacağını düşünüyoruz."

- "Önemli olan korumaktır"

Göbeklitepe Kazı Alanı Başkanı Celal Uludağ da bölgedeki çatı çalışmaları dolayısıyla kazı çalışmalarının gecikmeli olarak yapılmasının planlandığını söyledi.

Tarihi eserlerin bulunduğu bölgenin korunmasının en az bulunan eserler kadar önemli olduğunu vurgulayan Uludağ, kazı alanında da yeni buluntulara rastlanma ihtimalinin yüksek olduğunu bildirdi.

Uzun yıllar daha bölgede kazı yapılmasının planlandığını aktaran Uludağ, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Çatı çalışmaları bittikten sonra alanda kazılara başlayacağız. Uzun yıllar daha bölgede kazı yapabileceğimizi öngörüyoruz. Şu ana kadar bölgede 7 tapınak ortaya çıkarıldı. Birçok tapınak daha gün yüzüne çıkarılmayı bekliyor. Kazı da önemli olan ortaya çıkanı sergileyebilmek ve korumaktır. Biz de şu an mevcut kalıntıların korunmasına öncelik verdik."

- Göbeklitepe

1963'te İstanbul ve Chicago Üniversitelerinden araştırmacıların yüzey çalışmaları sırasında paleolotik izler barındırdığı fark edilen ancak önem verilmeyip ihmal edilen, 1995 yılından Alman Arkeolog Prof. Dr. Klaus Schmidt tarafından kazılara başlanıp dünyanın bilinen en eski. tapınakları keşfedilen Göbeklitepe'deki kazı çalışmaları, 23 yıldır sürüyor.


Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Şanlıurfa Müzesince 1995'te Prof. Dr. Klaus Schmidt başkanlığında başlayan kazılardan beri ortaklaşa yürütülen çalışmalarla neolitik döneme ait, boyları 3-6 metre, ağırlıkları da 40 ila 60 ton arasında değişen, yabani hayvan figürlü "T" biçimli dikili taşlar, 8-30 metre çapında dairesel ve dikdörtgen şekilli dünyanın en eski tapınak kalıntıları, çok sayıda yabani hayvan figürü, insan heykeli ve yaklaşık 12 bin yıl öncesine ait olduğu belirtilen 65 santimetre uzunluğunda insan heykeli gibi tarihi eserler gün yüzüne çıkarıldı.

"Dünyanın en eski tapınak merkezi" olduğu belirtilen ve 6 yıl önce UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınan Göbeklitepe'nin tanıtımı için çeşitli projeler yürütülüyor.
 
Last edited:

Orion

Site Başkanı
Yetkili üye
#3
Göbekli Tepe’de Kafatası Kültüne İlişkin Yeni Bulgular Elde Edildi



Şanlıurfa’daki Göbekli Tepe’de kazı çalışmaları sırasında parçalanmış halde binlerce insan kemiğine ulaşıldı. Bulunanlar arasında, üzerinde izler ve delikler bulunan kafatası parçaları da var.



Şanlıurfa’daki 12.000 yıllık sit alanı Göbekli Tepe’de kazı çalışmaları sırasında parçalanmış halde binlerce insan kemiğine ulaşıldı. Bunların arasında, üzerinde izler ve delikler bulunan kafatası parçaları da bulunuyor. Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden Paleopatelog Julia Gresky, Göbekli Tepe’de bulunan bu 3 kafatası parçasının dünyada bilinen ilk oyulmuş kafatasları olduğunu düşünüyor.



Amerikan Bilimsel Gelişme Birliği (American Association for the Advancement of Science) tarafından hazırlanan Science Advances isimli bilimsel yayındaki makalede, bölgede bulunan 3 yetişkin kafatası parçası üzerinde yapılan incelemelerde, bu insanların ilk önce derisinin yüzülüp üzerindeki etlerinden arındırıldığı; ardından da kemiklere çakmaktaşıyla oyuklar açıldığı anlaşıldı. İncelemelerde, kafatasını etlerinden ayırmanın zahmetli bir iş olduğu tespit edildi, zira kasların kemiğe bağlandığı yerlerde kemikler üzerinde kazımadan kaynaklanan çok sayıda çizik bulunuyor. Bölgede çalışan bilim insanları bu yöntemin bir çeşit kutsama töreni olduğunu düşünüyor.



“Dünyadaki ilk oyulmuş kafatası olabilir”
Araştırmacılar, kafataslarındaki izlerin ip bağlanarak asılmasına yardımcı olmak için yapıldığını düşüncesinde.

Almanya’nın başkenti Berlin’de bulunan Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden Paleopatelog Julia Gresky, Göbekli Tepe’de bulunan bu 3 kafatası parçasının dünyada bilinen ilk oyulmuş kafatasları olduğunu düşünüyor. Gresky’ye göre Göbekli Tepe’yi o dönem ziyaret eden insanlar, kafataslarını asarak atalarını anıyor ya da düşmanlarını sergiliyordu. Gresky bunu, “Ölülerin gücünün canlılara geçtiğine inanıyorlardı” şeklinde yorumluyor. Göbekli Tepe’deki başka buluntular da burayı ziyaret edenlerin kafataslarıyla özel bir ilişkisi olduğu fikrini destekliyor.



D yapısındaki dikilitaşlardan birinde, başı olmayan insan betimlemesi görülüyor. Bunun dışında kimi vahşi hayvan betimlemeleri, gövdesinden ayrılmış baş olarak yorumlanabilecek yuvarlak şekillerle birlikte resmediliyor.

Science Advances’deki makalenin yazarlarından Lee Clare, Göbekli Tepe’nin ziyaretçi grupların ortak kimliğini sürdürmelerine yardımcı olduğuna inandığını yazdı. Clare’e göre, kafatası tarikatının ritüelleri de bunu destekleyen bir unsur olabilir.
 

aysun35

★★★
Gümüş Üye
Bronz Üye
Üye
Yeni Üye
#4
@Orion iletilerinde belirttiği gibi Kültür ve Turizm Bakanlığı, Göbeklitepe’nin çatı örtüsü ve canlandırma merkezi yapımı nedeniyle 13 Haziran 2016 – 31 Aralık 2016 tarihleri arasında bölgenin ziyaretçilere kapalı olacağı duyurulmuştu. Çatı yapım çalışmalarının bitmemiş olması ziyaretçilere açılış tarihinin uzatılmasına neden oldu...

Dünya üzerindeki en eski anıtsal tapınak olarak bilinen Göbeklitepe’nin ziyarete açılış tarihi tekrar ertelenerek 2017 yılının Eylül-Ekim ayı olarak açıklandı.
 

Orion

Site Başkanı
Yetkili üye
#5
Göbekli tepe çalışmaları devam ediyor açılış tarihi yine ertelendi. Konu ile ilgili haberi aşağıda paylaşıyorum.





2018 yılının başlarında açılacak
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Göbeklitepe’nin çatı örtüsü ve canlandırma merkezi yapımı nedeniyle 13 Haziran 2016 – 31 Aralık 2016 tarihleri arasında ziyarete kapalı olacağını duyurmuştu. Fakat daha sonra çatı koruma projesi bu tarihlerde bitirilememiş ve ziyarete açılmamıştı. Hala çalışmaların sürdüğü Göbeklitepe’nin ne zaman ziyarete açılacağı herkes tarafından merak konusuydu.

2016 yılından beri ziyarete kapalı olan Göbeklitepe için son olarak geçtiğimiz Mayıs ayında bir açıklama yapılmış ve Göbeklitepe’nin 15 Temmuz 2017 tarihinde açılacağı belirtilmişti. Fakat daha sonra yapılan açıklamaya göre 2017 yılının Eylül-Ekim aylarına kadar ziyaret mümkün olamayacağı duyurulmuştu.

Şimdi ise insanlık tarihinin bilinen en eski anıtsal tapınağı Göbeklitepe’nin 2018 yılı başlarında ziyarete açılacağı açıklandı.

Yapılan açıklamada, çatı projesi kapsamında ziyaretçilere kapalı durumda olan ören yerinin 2018 yılının ilk aylarında ziyaretçilere açılacağı bildirildi fakat yine kesin bir tarih verilmedi. Göbeklitepe’nin ziyarete açılış tarihininin tekrar ertelenip ertelenmeyeceği bilinmiyor.
 

Orion

Site Başkanı
Yetkili üye
#6
Göbeklitepe'nin açılış tarihi yine ertelendi. Üsteki mesajımda 2018 yılının ilk aylarında açılacağı duyurulduğunu belirmiştim. Şimdi bu tarih yine ertelendi ve açılış için 2018 Nisan ayı işaret ediliyor. Bu erteleme ile 3 defadır ertelenen açılış bir daha ertelenir mi hep beraber göreceğiz.
 

Kappadox

★★★
Gümüş Üye
Üye
#7
Aktüel Arkeoloji dergisinde göbekli tepe ile ilgi sosyal hiyerarşi ve şölenler ile ilgili ip uçlarına dair yazı kaleme alındı. Yazının bir kısmını şu şekilde:

Yapıları örtmek için kullanılan toprak dolgu incelendiğinde, Göbekli Tepe’de düzenlenen toplantıların karakteri hakkında önemli ipuçları elde edildi.


GÖBEKLİ TEPE´DE SOSYAL HİYERARŞİ

Yukarı Mezopotamya’da Sosyal Karmaşıklığın İlk Adımları Dairesel yapıları çevreleyen küçük boyutlu dikilitaşlar, merkezde yer alan büyük boyutlu, merkez dikilitaşlara bakacak şekilde yerleştirilmiştir. Burada tasvir edilen toplantı her ne ise, birbiri ile eşit varlıklar arasında gerçekleşmediği kesindir.

Sosyal Farklılaşmanın Göstergeleri

Göbekli Tepe’deki anıtsal yapılar, çevredeki kireçtaşı düzlüklerinden kesilen megalitik bloklar ile inşa edilmiştir. Neolitik taş ocaklarının yerleri, çeşitli kalıntıların yanı sıra kalıntılar arasında bulunan yaklaşık 7 metre boyutlarında ve 20 metreküp hacmindeki bir tamamlanmamış T-biçimli dikilitaş sayesinde tespit edilmiştir. D Yapısında yer alan merkez dikilitaşlarının her birinin 10 metreküp ağırlığında, yapıyı çevreleyen dikilitaşların ise bundan yalnızca biraz daha hafif olduğunu düşündüğümüzde, bu taşları kesme, oyma ve taşımanın hiç de kolay bir iş olmadığını anlarız. Yapıların inşa sürecinin uzun bir döneme yayılmış olabileceği de ihtimaller arasında değerlendirildi ancak yapılar üzerinde yapılan incelemeler bunun söz konusu olmadığını gösterdi.

Diğer yandan, inşası tamamlanmış yapılarda zaman içerisinde yeniden düzenleme, onarım, küçültme veya dikilitaşların farklı yapılarda yeniden kullanımı gibi faaliyetlerin gerçekleştiğine ilişkin çok sayıda veri elde edildi. Elde edilen tüm veriler yapıların sürekli ve yoğun bir iş temposu içerisinde inşa edildiğini gösteriyor.

İnşaat faaliyetlerine birden fazla insan grubunun katıldığını gösteren çeşitli bulgular elde edildi. Bununla birlikte, farklı yapılarda yer alan imge serilerinin rastgele bir şekilde yerleştirilmediği, her yapıda belirli bir modelin izlediği görülmektedir. Örneğin, A yapısında yılan motifi hakimken, B yapısında sıklıkla tilki motifi kullanılmıştır. C yapısında çok sayıda yaban domuzu betimlemesi yer alır. D yapısında ise geniş bir çeşitlilik gösteren bezemelerde kuş ve yılan motifleri önemli bir role sahiptir. Dikilitaşlar üzerinde yer alan farklı hayvan türlerinin Göbekli Tepe’de görev yapan farklı klanlara ait totemler olabileceği öne sürüldü. Bu varsayımın gelecek sezonlarda incelenecek bir araştırma konusu olduğunu düşünmekteyiz. Özetle, Göbekli Tepe’de aktif olarak faaliyete katılan kişilerin geniş insan gruplarından oluştuğunu söyleyebiliriz.

Planlama, organizasyon ve inşaat faaliyetlerinin koordinasyonu gibi işlerin yanı sıra, yapıların inşa edilmesi için gerekli iş gücünün tek bir insan grubu veya yerel bir avcı-toplayıcı grubunun üyelerinden çok daha fazlası olması gerektiği anlaşılıyor. Yapıları örtmek için kullanılan toprak dolgu incelendiğinde, Göbekli Tepe’de düzenlenen toplantıların karakteri hakkında önemli ipuçları elde edildi. Yapılan incelemelerde yapıları örten toprak dolgu içerisinde kireçtaşı molozu, kemik parçaları, taş eserlere ait parçalar ve çakmaktaşı yongalama ürünleri (araç-gereçler oldukça seyrektir) ele geçti. Toprak dolgunun bu homojen karakteri, yapıların neredeyse bir gömüye benzer biçimde doldurularak kapatıldığını gösteriyor. Yalnızca D Yapısını örtmek için kullanılan toprak dolgunun yaklaşık 500 metreküplük bir hacme sahip olduğu tespit edildi. Göbekli Tepe’de kalıcı bir yerleşim yerine dair izlerin bulunmayışı, burada toplanan insanların büyük ölçekli, ritüelleşmiş “iş şölenleri” için bir araya geldiği varsayımını güçlendiriyor.

Kazılarda ele geçen kemik kalıntıları, büyük miktarda yabani av hayvanının avlanarak burada tüketildiğini gösteriyor. Şölenlere katılmak ve kendi sırası geldiğinde büyük şölenler düzenlemek, etnografik olarak, nüfuz elde etmek, hiyerarşiler kurmak ve en nihayetinde diğerlerini etkisi altına almak amacıyla kullanıldığı bilinen bir yöntemdir. Bununla birlikte, Erken Neolitik Döneme ait arkeolojik verilervarasında sosyal eşitsizliğe işaret eden başka bulgular da mevcuttur. Göbekli Tepe’deki yapıların düzenine bakıldığında, yapıları inşaveden gruplar arasında hiyerarşi kavramının halihazırda var olduğu anlaşılmaktadır. Örneğin dairesel yapıları çevreleyen küçük boyutlu dikilitaşlar, merkezde yer alan büyük boyutlu, merkez dikilitaşlara bakacak şekilde yerleştirilmiştir.

Burada tasvir edilen toplantı her ne ise, birbiri ile eşit varlıklar arasında gerçekleşmediği kesindir. Bir diğer farklılık da, antropomorfik olduğu açıkça belli olan ancak soyut biçimde tasvir edilmiş dikilitaşlar ile Urfa-Yeni Mahalle’de bulunan, son derece natüralist bir üsluba sahip Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem erkek heykeli betimlemesi arasında gözlenmektedir. Bilinen en eski natüralist üslupta, gerçek boyutlu insan heykeli olarak bilinen “Urfa adamı” yüzü ile birlikte tasvir edilmiştir. Gözleri derin çukurlar içerisine gömülü siyah obsidiyen dilgi parçaları ile betimlenen heykelin ağzı yoktur. Heykel, boyun kısmında yer alan V-biçimli kolye dışında çıplaktır. Tam olarak anlaşılmamakla birlikte, heykelin elleri arasında erkeklik organı tuttuğu düşünülmektedir. Bacakları betimlenmeyen heykelin vücudunun alt kısmı, heykelin zemine yerleştirilmesine olanak veren koni biçiminde bir bağlantı ile sona erer.

Göbekli Tepe’de, büyük olasılıkla “Urfa adamı”na benzer başka heykellerin parçası olan, kireçtaşından yapılmış, gerçek boyuta yakın çeşitli insan başı heykelleri bulunmuştur. Boyun kısmından bilinçli olarak kırılan heykel başlarının birçoğu, yapıların toprak dolgu ile örtülme süreci sırasında T-biçimli dikilitaşların yakınına yerleştirilmiştir. Heykel başlarının dikilitaşlar ile olan ilişkileri kesin olarak bilinmemekle birlikte, dikilitaşlar üzerinde betimlenmiş bu soyut varlıklara kıyasla bir başka hiyerarşik seviye veya sınıfı temsil ediyor olabilecekleri düşünülür. Tüm bunlar ruhsal alemde bir hiyerarşi konseptinin var olduğuna işaret etmektedir. Burada sorulması gereken asıl soru, gerçek hayatta da böyle bir hiyerarşik yapının olup olmadığıdır. Sosyal hiyerarşinin evrimine dair bir gösterge ve belki de bir önkoşul, mesleki uzmanlaşma ve işgücü dağılımıdır. Göbekli Tepe’de her ikisinin varlığı da bilinmektedir.

Dikilitaşlar üzerindeki kabartmalar ve ince işçilikle işlenmiş heykellerin deneyimsiz kişilerce yapıldığı düşünülemez. Modellerdeki tekbiçimlilik, stillerdeki uyum, işlemedeki kusursuzluk gibi özelliklerin hepsi, belirli motif ve teknik esaslarının uygulandığına ve bunların yalnızca eğitim ile öğrenilebileceğine işaret etmektedir. Monolit (yekpare) taşlar, büyük bir işgücü ile kısa bir süre içerisinde taşınmış ve dikilmiş olabilir ancak taşlar üzerindeki işçilik üst düzey bir uzmanlaşmaya işaret etmektedir.

Nüfusun bir bölümünün, en azından yılın belirli zamanlarında yiyecek işleme gibi faaliyetlerden muaf tutulduğu, ve bu kişilerin Göbekli Tepe’deki anıtsal yapıların inşası kapsamındaki eğitim ve yürütme faaliyetleri süresince nüfusun geri kalanı tarafından desteklendiği söylenebilir. Bu tür çalışma dönemlerinin yoğunluk ve süresini anlamak zordur, öte yandan bu tür faaliyetlerin etkisi kısa vadede topluluğun tamamını yeniden yapılandırmada belirleyici olmayabilir.

Oliver DIETRICH, Jens NOTROFF - Aktüel Arkeoloji

Yazının tamamı Aktüel Arkeoloji 58. sayısı ile ulaşabilir, okuyabilirsiniz.
 

aysun35

★★★
Gümüş Üye
Bronz Üye
Üye
Yeni Üye
#8
Göbeklitepe'nin açılış tarihi yine ertelendi. Üsteki mesajımda 2018 yılının ilk aylarında açılacağı duyurulduğunu belirmiştim. Şimdi bu tarih yine ertelendi ve açılış için 2018 Nisan ayı işaret ediliyor. Bu erteleme ile 3 defadır ertelenen açılış bir daha ertelenir mi hep beraber göreceğiz.
Göbeklitepe ziyaretçilere açıldı çatı inşatı bitti ve toplamda 6 milyon 600 bin Euroya mal oldu.
 

Similar threads