Duyuruyu Kapat
Hoş geldiniz Umarız hoş vakit geçirirsiniz. İyi Forumlar...

Ergenekon Destanı

Konu, 'Türk Destanları ve Türk Mitolojisi' kısmında Gökbörü tarafından paylaşıldı.

  1. Gökbörü

    Gökbörü Genel Yetkili
    Yetkili Kişi ☾ ✯ Üye

    Kayıt:
    1 Nisan 2016
    Mesajlar:
    18
    Beğenilen Mesajlar:
    16
    Ergenekon Destanı, Türk Destanları içerisinde önemli bir yere sahiptir. Gök (Kök) Türkler zamanını anlatan bir destandır. Ergenekon Destanı aslında Bozkurt Destanı’nın devamı niteliğindedir. Bozkurt Destanı ile temelleri atılan Türk soyunun, Ergenekon Destanı ile gelişip güçlenmesi dönemini anlatır.

    Çin kaynaklarına bakıldığı zaman Bozkurt Destanı’nın bittiği yerde Ergenekon Destanı’nın başlaması gerekir. Ergenekon Destanı ilk kez Reşideddin, ''Câmi üt-Tevârih'' adlı eserinde geniş bir şekilde anlatılmıştır. Ancak Reşideddin Ergenekon Destanı’nı moğollaştırmıştır. Ergenekon Destanı’nın işlediği ana temada demircilik vardır. Demircilik Türklerin zanaatıdır.

    Hıve Hanı Ebulgazi Bahadır Han'ın 17.yy.da yazmış olduğu ''Şecere-Türk'' (Türkler'in Soy Kütüğü) adlı eserinde de Ergenekon Destanı anlatılmıştır.

    Bozkurt diğer Türk destanlarında olduğu gibi Ergenekon Destanı’nda da yerini almış ve Türklere yol göstermiştir.

    Kısaca destanı özetleyecek olursak:

    Türk yurtlarında Türk’e boyun eğmeyen kimse yoktu. Yabancı kavimler bunu kıskanıyordu. Bir gün yabancı kavimler birleşerek Türklere saldırdı. Türkler bu savaştan üstün geldi. Türkleri savaşarak yenemeyecekleri anlayan düşmanları Türklere hile yaparak üstün geldi ve büyükler öldürülürken küçükler köle oldu.

    O zamanlar Türklerin başında İl Han vardı. Savaştan sadece İl Han’ın oğlu Kayan (Kayı Han) ve yeğeni Tokuz Oguz (Dokuz Oğuz) kurtulur. İkisi de eşlerini alarak düşmanın bulamayacağı dağlara doğru yol tutarlar. Öyle sarp ve yamaç yollardan geçerler ki hayvanları bile zor geçer.

    Bu iki yiğidin vardıkları yerde akarsular, hayvanlar ve türlü türlü yemişler vardı. Böyle bir yeri buldukları için Tanrı’ya şükrettiler. Bu yerin adını Ergenekon koydular. Yıllar yılları kovaladı Türk’ün soyu türedikçe türedi. Aradan asırlar geçti, iki yiğidin soyu Ergenekon’a sığmaz oldu. Hemen kurultayı topladılar. Dediler ki:

    “Atalarımızdan duymuştuk; Ergenekon dışında güzel yurtlar varmış. Evvelden bizimde yurdumuz oralarmış. Dağların etrafını araştıralım ve Ergenekon’dan çıkalım. Kim bizimle dost olursa dost, kim bizimle düşman olursa düşman olalım.”

    Kurultayda alınan bu karar üzerine Türkler dağlarda yol bulmaya çalıştı. Dağlardan bir geçit bulamadılar. Bunun üzerine bir demirci çıkıp dedi ki:

    “Demir madeni olan bir dağ var. Demiri eritirsek dağdan geçilecek bir yol açarız.”

    Odun ve kömürle demir madenini iyice doldurdular. Yetmiş deriden yetmiş körük yapıp, yetmiş yere dizdiler. Ateş yakıp körüklediler. Demirden dağ ateşi yedikçe kızardı, kızardıkça eridi. En sonunda bir deve geçecek kadar yol açıldı. Sonra nerden geldiği bilinmeyen gök yeleli bir bozkurt ortaya çıktı. Türkler anladı ki gök yeleli bozkurt yolu gösterecekti. Bozkurt önde Türk milleti arkada yürümeye başladı ve Ergenekon’dan çıkıldı.

    [​IMG]

    Türkler Ergenekon’dan çıktıkları günü kutsal saydı ve o gün Türklerin bayramı oldu.

    Ergenekon’dan çıktıklarında Türklerin başında Kayı Han soyundan Börteçine (Bozkurt) vardı. Tüm illere haber saldı Türkler Ergenekon’dan çıktı diye. Kimisi Börteçine’yi kağan bildi, kimisi düşman. Düşman bilenlerin hepsi yenildi. Türk Devleti eskiden olduğu gibi dört bir yana egemen oldu.

    Bu destanın yansımaları günümüze kadar ulaşmıştır. Ergenekon’dan çıkış günü 21 Mart kabul edilir ve Türkler bu günü kızgın demir döverek kutlarlar.

    [​IMG]
     
    Orion ve Karatekin Bey bunu beğendi.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş