Arkeoloji Danimarka'da 5000 Yıllık Örümcek Ağı Çizimleri Bulundu

aysun35

★★★
Gümüş Üye
Bronz Üye
Üye
Yeni Üye
#1
Danimarka’daki Bornholm adasında bulunan örümcek ağı çizimli tuhaf taşlar ve diğer eserler, yaklaşık 5.000 yıl önceki Neolitik güneş tapınımı hakkında yeni sırlar ortaya çıkardı.


Bronholm adasında bulunan 5.000 yıllık örümcek taşlarından ikisi. C: Bornholm Museum​

Yeni buluntular arasında örümcek ağı gibi bir desen ile çizilmiş “örümcek taşları” ve ada sakinleri tarafından metal yapılamadığı zamana ait bir bakır parçası yer alıyor.

Yeni keşfedilen örümcek taşlarının bir kısmı, Baltık Denizi’nde yer alan Bornholm’daki Vasagard arkeolojik alanında, yaklaşık 200 metre çapında, toprak duvarlı Neolitik bir alanın ortasında, 1990’lı yıllardan beri yüzlerce bulunan “güneş taşı”na benziyor.


Yuvarlak ve el boyutundaki güneş taşları, güneşi sembolize ettiği düşünülen, ışıma çizgilerinin desenleri olan, ikinci bir taş parçası kullanılarak parlatılmış ve daha sonra kasıtlı olarak işaretlenmiş yerel bir taştan yapılıyor.

Benzer ışıma desenleri, dünyadaki çeşitli tarih öncesi bölgelerde kayaya yazılmış veya boyanmış olarak bulunmuştu.

Ancak araştırmacılara göre, geçen yıl bulunan örümcek taşlarına, yuvarlak çizgilerin arasında örümcek ağı görünümü veren belirgin düz çizgiler çizilmişti.


5.000 yıl önce Güneş’i betimlediği düşünülen yüzlerce çizimli taş bulundu. C: Bornholm Museum​

Örümcek taşları
Arkeologlar, Vasagard arkeolojik alanında yüzlerce güneş taşı arasında sadece birkaç tane örümcek taşı bulduklarını açıkladılar. Bu bölgenin Neolitik dönem güneş tapımınının da merkezi olduğu düşünülüyor.

Bornholm Müzesi direktörü Finn Ole Nielsen araştırmasında, örümcek ağlarının sembolik olarak kullanıldığı tek bir örnek bulabildi: Cenneti veya yaşam ile ölüm arasında geçişi sembolize ettiği düşünülen Fransa’daki Orta Çağ kilisesinin tavanında boyalı örümcek ağı deseni.

Nielsen, ancak 5.000 yıl önce bunları çizen insanlar için asıl anlamının ne olduğunun kesin olarak bilinemeyeceğini söylüyor.

2016 yılında bilim insanları, Vasagard’ın batı ucundaki kazılar sırasında yaklaşık 10 tane dikdörtgen “harita taşı” parçalarını buldu; Bunlar, bölgenin sembolik haritalarından bilinen en eski örnekleri olabilir.


Danimarka Ulusal Müzesi’nden arkeolog Fleming Kaul, harita taşlarının, bir ailenin veya topluluğun tarım arazilerini tahıllar için iyi hava koşullarını korusun diye dini bir törenle kullanılmış olabileceğini söyledi.


Arkeologlar, yuvarlak planlı ahşap yapı kalıntılarına gömülmüş tahıl ve taş aletler buldu. C: Bornholm Museum
Gizemli yapılar
Arkeologlar, Vasagard’daki toprak duvarlı alanın etrafındaki farklı yerlerde bulunan, bazıları yaklaşık 9 metreden daha büyük olan yuvarlak ahşap yapılarının kalıntılarını da buldular.

Geçen yıl kazılan en büyük ahşap yapı kalıntısında, Taş Devri’nden insanlarının metalin işleyebileceği düşünülmeyen bir zaman aralığına ait, 4 santimetrelik bir bakır parçası bulundu.

Bornholm Müzesi arkeolog Michael Thorsen, bu bakır parçanın, büyük ihtimalle ithal olarak getirilmiş bakır bir baltaya ait olduğunu ve kurban olarak gömülmüş olabileceğini söylüyor.

Çünkü o dönemde bakır burada yerel olarak üretilemiyordu. Orijinal bakırlar, Bornholm’da bir tören eşiliğinde gömülmeden önce, Akdeniz’den veya Balkanlar’dan uzunca bir mesafe ile prestijli bir madde olarak dolaşmış veya ticareti yapılmış olmalıydı.

Thorsen, en fazla 50 cm çaplı 10 ahşap direk üzerine kurulmuş en geniş ahşap yapının ayrıntılı yapımının normal bir yerleşim olmadığını gösterdiğini söyledi.

“Bence bu yapının en belirgin işlevi bir tür dini yapı olmasıydı. Muhtemelen şamanik ritüellerde kullanılan bir ruhani ev veya cenaze törenleri sırasında cesetlerin barınması için kullanılmıştı.”

Bilinmeyen amaçlar ile kullanıldıktan sonra, bu ahşap yapı bir tören eşliğinde yıkılmıştı ve ahşap delikleri, yanmış tahıl ve yanmış taş baltalar gibi gömülmüş nesnelerle dolmuştu. Söz konusu bakır parçası da, bu ahşap deliklerinden birinde ortaya çıktı.

Thorsen, “Bu bakır parçası oldukça uzun bir yol gelmiş olmalı. Bence bu parça, bu yapının daha da önemli olduğunu gösteriyor. Çünkü böylesine ender bir parçayı bile inançları için bu yapının içine gömmüşlerdi.

Türkçe Kaynak: Arkeofili.com
 

Üst