Arkeoloji Antik Dünyanın 7 Harikası

Antik dönemde yapılmış bu harikalar, dinin, mitolojinin, sanatın, gücün ve bilimin birer simgeleriydi. Bizim için ise yedi harika, insanoğlunun çevresini değiştirme ve muhteşem yapılar yapabilme yeteneklerinin bir simgesi gibi görülüyor.

7 hariaka.jpg



İnsanoğlu çağlar boyunca, uzun süre kendinden söz ettirecek, geleceğin hayran kalacağı ve hatta tarih kitaplarında yerini alabilecek eserler vermeye çalışmıştır. Bu nedenle de daha iyisini, daha güzelini yapabilme arzusu insanoğlunun her çağda içinde taşıdığı bir duygudur.

Uzun yıllardır başta tarihçiler olmak üzere bir çok yazar, araştırmacı ve sanatkarlar “Dünyanın en güzel yapıtı hangisidir ?” sorusuna cevap aramıştır. Dünyanın 7 harikası kavramı ise ilk kez M.Ö 5. yüzyılda tarihçi Herodot tarafından ortaya atılmış bir kavramdır.

Herodot M.Ö. 5. yüzyılda yaşamıştır. ”Herodot Tarihi” olarak bilinen eseri Avrupa ve Anadolu tarihinin ilk kitabını niteliğindedir. Herodot Tarihin Babası olarak kabul edilir. Gezilerinde gördüğü yerleri ve insanları anlatmıştır. Yunanlı tarihçiler o zamanların en büyük abidelerini seçtiler.

İskenderiye Kütüphanesi’nin baş kütüphanecisi Finikeli Kalimachus “Dünyadaki Harikaların Bir Listesi’ adlı eserini bu dönemde yazdı. Bu liste hakkında tüm bildiğimiz, sadece bu başlık. Çünkü kitap İskenderiye Kütüphanesi’yle beraber kül olmuştur. Liste, antik çağın muhteşem yedi yapıtını karşılaştırıyordu.

Ayrıca M.Ö 2. yüzyılda Sidon’lu Antipatros “Dünyanın Yedi Harikası Üzerine” adlı eserle yedi harikayı sıralamıştır. Bu liste günümüzde de “Dünyanın Yedi Harikası” olarak kabul edilmektedir. Gördüğümüz gibi dünyanın 7 harikası çok eski bir kavram. Bu kısa bilgilendirmeden sonra Dünyanın 7 harikasının günümüz haritasında nerede olduğuna ve özelliklerine bir göz atalım.

1- KEOPS PİRAMİDİ

Bu Piramit; Keops Piramidi, Khufu Piramidi ya da Büyük Piramit olarak adlandırılır; günümüzde Mısır’ın başkenti Kahire'nin bir parçası olan Giza’yı çevreleyen Antik Giza kentinde Bulunmaktadır.
gizepiramit.jpg


Sanıldığının aksine burada bulunan 3 piramidin hepsi dünyanın yedi harikası listesine dahil değildir. Piramitlerden sadece Keops Piramidi bu listeye girmiştir. Keops Piramidi aynı zamanda dünyanın yedi harikasından günümüze dek ayakta kalabilmiş tek yapıdır. Piramit 4. Hanedanlık zamanında M.Ö. 2560 yılında Firavun Khufu tarafından yaptırıldı. Keops Piramidi’nin yapımı 20 yıl sürmüştür. Piramit yapıldığında 145 m yüksekliğindeydi. Yapıldığından itibaren 43 yüz yıl boyunca da dünyadaki en uzun yapı olarak kayıtlara geçti.

2- ZEUS HEYKELİ

Heykel, antik Yunan döneminin baş tanrısı Zeus için yapılmıştır. MÖ 450 yılında Yunanistan'daki Olympia’da yapıldı. Burada Zeus adına olimpiyat oyunları düzenleniyordu. Zeus heykelini, Atina'daki Parthenon Tapınağı için Athena heykelini yapan Phidias adlı ünlü heykeltıraş yapmıştır.

hqdefault.jpg


Zeus Heykeli bir tahta iskelet üzerine altın ve fildişi metal parçaların yerleştirilmesiyle yapılmıştı. Heykel tapınağa ancak sığabiliyordu, öyle ki Zeus ayağa kalksa tapınağın tavanı yıkılacakmış gibi bir hava veriyordu. Heykelin oturtulduğu taban 6.5m. genişliğinde ve 1m. yüksekliğinde, heykelin kendisi ise 13m yüksekliğindeydi. Olimpiyat oyunları 391 yılında putperestlik olarak ilan edilip sona erdirilince, Zeus Tapınağı da kapatıldı. Heykel zengin Yunanlılar tarafından Constantinople’e taşınmıştır. Constantinople’de 462 yılındaki büyük yangında yok oldu.


3- ARTEMİS TAPINAĞI

İzmir'in 50 km uzağındaki Efes antik şehrinde bulunan Artemis Tapınağı aynı zamanda Diana Tapınağı olarak da bilinir.Tapınağın yapılışı hakkında değişik görüşler vardır.
Bu görüşlerden en yaygını M.Ö' 550 yılında Lidya kralı Kroyesos emri ile tanrıça Artemis için yapıldığıdır. Yine bu görüşe göre tapınak Giritli mimarlar tarafından inşa edilmiştir ve inşaat 120 yıl sürmüştür. İnşaatı zengin Lidya kralı finanse etmiştir.

Dunyanin-Yedi-Harikasi-1-Nelerdir.jpg


Tapınak hakkında tüm bilgiler tarihçi Pliynus (Plynus'un) anlattıklarına dayanır. (Plynus) Pliynus tapınağın 115 metre uzunluğunda 55 metre genişliğinde olduğunu ve neredeyse tamamının mermerden yapıldığını açıklamıştır. Tapınak hem bir pazaryeri, hem de bir dini müessese olarak kullanılıyordu.

M.Ö 21Temmuz 356 yılında Herostratus adlı bir kişi böyle bir yapıyı yakınca adının tüm dünyaya yayılacağını düşünerek ünlü olmak için tapınağı yakmıştır.


4- RODOS HEYKELİ

Yapılışından yok oluşuna kadar yalnızca 56 yıl geçmesine rağmen, Rodos Heykeli dünyanın yedi harikasından biri olmayı başardı. Rodos Heykeli yapıldığında sadece devasa bir heykel değildi. Heykel Rodos adasındaki insanlar için beraberliğin bir simgesiydi. Rodos Heykeli’nin yapılması tam 12 yıl aldı ve M. Ö. 282 yılında bitirildi. Heykel yaklaşık 33 m. boyundaydı; demir ve taşla desteklenmiş bronzdan oluşuyordu.

rodos heykeli.jpg


Liman girişinde bulunan heykel M.Ö. 226 yılında bir deprem sonucunda en zayıf noktası olan dizinden kırıldı. Rodoslular, dönemin Firavunundan restorasyon için yardım teklifi aldılarsa da, bir kahine başvuruldu ve yardım reddedildi. Neredeyse 1000 yıl boyunca heykel harabe halinde kaldı. 654 yılında Araplar Rodos’u istila ettiler. Heykelden kalanları Suriyeli bir Yahudi’ye sattılar. Söylenildiğine göre bütün parçaları Suriye’ye 900 tane devenin sırtında taşınmış.

5- HALİKARNOS MOZELESİ

Mausoleum, Kral Mausollos için karısı ve kız kardeşi tarafından yaptırılmış bir mezardır. Bodrum civarında yapılmış ve yapımı M.Ö. 350 yılında tamamlanmıştır.
Tabanın üstünde kenarları heykellerle süslenmiş basamaklı bir podyum bulunuyordu. Altınla süslü su mermerinden yapılmış lahit ve mezar odası, podyumun üstündeydi ve iyonya tarzı kolonlarla çevrilmişti.

halikarnas-mozolesi_1.jpg


Sıra sütunlar, yine heykellerle süslenmiş bir piramit çatıyı destekliyordu. Dört tane at ile çeklilen bir savaş arabası heykeli ise piramidin tavanını donatıyordu. Mausoleum’un toplam yüksekliği 45 m. idi. Mausoleum’un her tarafındaki 4 heykelin her birini bir heykeltıraş yapmıştı.

Bu heykeller, tanrıların değil de insanlar ve hayvanların heykelleri olmasından dolayı tarihte özel birer yer tutarlar. 16 yüzyıl boyunca Mausoleum iyi bir durumda korundu. 15.yy da Haçlı Seferleri sırasında St.John şövalyeleri bölgeye geldiler ve bugün Bodrum Kalesi olarak geçen büyük bir kale yaptılar. Bu kalenin yapımında Mausoleum’un nerdeyse bütün taşları kullanıldı.


6- İSKENDERİYE FENERİ

Büyük İskender’in ölümünden sonra kumandanı Ptolemy Soter, Mısır civarında güçlendi ve İskenderiye’yi kendine başkent yaptı. Kent kıyısında Faros isimli bir ada bulunuyordu. Bu adaya bir fener kulesi yapılmak istendi. Yapı, İskenderiye Kütüphanesi’nde tasarlandı.

iskenderiye feneri.jpg


117 m. boyundaki Fener’in en gizemli yanı aynasıydı. Bu aynanın yansıttığı ışık gece yaklaşık 50 km. mesafeden görülebiliyordu. Araplar Mısır’ı fethettiklerinde İskenderiye’ye hayran oldular. Ama stratejik açıdan başkentlerini Kahire’ye kaydırdılar. Fener meydana gelen bir depremlerden epey zarar gördü ve 1480 yılında Memlüklüler tarafından şehri korumak için yapılan bir kalede malzemeleri kullanılmak üzere yıkıldı.


7- BABİLİN ASMA BAHÇELERİ

Yunanlı coğrafyacı Strabo’nun M.Ö. 1. yy.’daki tanımlamasına göre, bahçeler birbiri üzerinde yükselen kübik direklerden oluşuyordu. Bunların içleri çukurdu ve büyük bitkilerin ve ağaçların yetişebilmesi için toprakla doldurulmuştu. Kubbeler, sütunlar ve taraçalar pişmiş tuğla ve asfalttan yapılmıştı.

babilin-asma-bahceleri.jpg


Yüksekteki bahçeleri sulamak için Fırat nehrinden zincir pompalarla su yukarılara çıkarılıyordu. Bu şekilde üst seviyelere taşınan su, bahçeleri sulayarak teraslardan aşağıya doğru akıyordu. Bahçeler Nebukadnezar sıla hasreti çeken karısı Amyitis’i neşelendirmek için yapılmıştı. Amytis, Medes Kralı’nın kızıydı ve iki ülkenin müttefik olması amacıyla Nebukadnezar ile evlendirilmişti. Onun geldiği ülke yeşil, engebeli ve dağlıktı. Mezopotamya’nın bu dümdüz ve sıcak ortamı onu depresyona itmişti. Kral, karısının sıla hasretini gidermek için onun memleketinin bir benzerini yapmaya karar verdi. Yapay dağlar ve suların akacağı büyük teraslar yaptırdı.

Çeşitli istilalar sonrasında tahribat alan Babil bahçeleri, son olarak Pers Kralı Keyhüsrev’in Babil topraklarınf katmasıyla beraber iyice yok olmaya başlamıştır. Bahçeler MS. 5. ve 6. yüzyılda tamamen kumlara gömülmüştür. Günümüze kadar geçen süre içerisinde ise geriye sadece bir kum dağı kalmıştır. Kum yığını altında kalan asma bahçeler ve şehrin kalıntıları, 20.yy da yapılan arkeolojik kazılarda bulunabilmiştir.
 
Son düzenleme:
Orion

Reklam

Üst