Duyuruyu Kapat
Hoş geldiniz Umarız hoş vakit geçirirsiniz. İyi Forumlar...

Arkeoloji Anadolu’da Düdüklü Tencere En Az 2000 Yıldır Kullanılıyor

Konu, 'Türkiye Arkeolojisi' kısmında Karatekin Bey tarafından paylaşıldı.

  1. Karatekin Bey

    Karatekin Bey ★★★★★
    Platin Üye Üye

    Kayıt:
    4 Nisan 2016
    Mesajlar:
    153
    Beğenilen Mesajlar:
    38
    Bildiğimizi gibi Düdüklü tencere , buhar basıncını kullanarak yemeğimizin daha çabuk pişmesini sağlayan bir tenceredir. Fakat yapılan arkelolojik kazılar ve araştırmalar sonucunda , düdüklü tencerenin 2000 yıl önce Anadolu'da ki Roma Döneminde de kullanıldığı görülmüştür.
    [​IMG]
    Yukarıda görmüş olduğunuz resim Tlos Antik Kenti kazılarında bulunan çanak ve çölmeklerdir.

    Muğla çecresinde yapılmakta olan kazılarda , çift hazneli ve buhar basınçlı düdüklü yemek pişirime kaplarının kullanıldığı belgelendi. Kazılarda elde edilen çift haneli buhar basınçlı topraktan yapılmış kaplar , bu gün ki düdüklütencere ile aynı görevi yerine getirdiği görülmüştür.

    2010 Yılında başlayan Tlos Antik Kenti kazıları bize aynı zamanda Anadolu mutfak kültürünü hakkında da geniş bilgi vermektedir. Bu konuda araştırma yapan Prof. Dr. Taner KORKUT , Anadolu Mutfak kültürünün 12 bin yıl öncesine dayandığını belirtmiştir.10.500 yıl öncesinde Anadolu da Arpa , buğday gibi temel besin maddelerinin kullanıldığını ve bu gün mutfaklarımızda kullandığımızı bir çok bitkinin o günlerde de kullanıldığı orataya çıkmıştır.


    [​IMG]

    En erken tabakada çok sayıda ocak çıktı
    Tlos Antik Kenti kazıları kapsamında Muğla’nın Seydikemer ilçesindeki Girmeler Mağarası önündeki höyükte gün ışığına çıkarılan yerleşim katmanlarının büyük önem taşıdığını vurgulayan Korkut, höyüğün en alt seviyesinde çok sayıda ocağın bulunduğunu, katmanın Çanak Çömleksiz Neolitik döneme (10,500 yıl önce) tarihlendirildiğini bildirdi.

    Ocak seviyelerinde ele geçen besin atıklarından, burada daha çok tavşan, yaban keçisi, geyik ve yaban domuzu gibi hayvansal ürünlerin tüketildiğini öğrendiklerine değinen Korkut, ilerleyen dönemlerde beslenmede tarımsal ürünlerin yoğunlukla tercih edilmeye başlandığını söyledi.

    Anadolu’daki beslenme tipi: yufka, soğan, sarımsak, peynir
    Korkut, antik çağda yufka, soğan, sarımsak ve peynir gibi gıdaların yoğun olarak tüketildiğini belirtti. Genelde beslenmenin tahıl ağırlıklı yiyecekler ile onlara katık edilen sebzelere dayandığını anlatan Korkut, şöyle devam etti:

    “Arpa unundan yapılan ve bir tür yufka ekmeği olduğu anlaşılan maza, sürekli ön planda olmuştur. Roma döneminde yufka ekmeği yapımında ayrıca kızıl buğday unu da kullanılmış ve bu yufka puls olarak adlandırılmıştır. Pulsun yanında katık olarak genelde soğan, sarımsak ve peynir yenmiştir. Ayrıca ortos adındaki ekmek türü de önceleri arpadan yapılmış, giderek buğday onun yerini almıştır. Bu dönemde lahana, ıspanak, pazı, ebegümeci, kuşkonmaz, pırasa, soğan, fasulye, bezelye, mercimek ve bakla gibi sebzelerin yemeklerde kullanıldığı bilinmektedir. Sebzeler çiğ ya da haşlanarak yenilmiş, baklagillerden ise lapa kıvamında yemekler yapılmıştır. Hemen hemen bütün yemeklerde zeytinyağı kullanılmıştır. Bu durum Akdeniz mutfağının bir özelliği olarak günümüze kadar sürmüştür. En sevilen meyveler incir, üzüm ve elmadır. İncir yaş ya da kuru olarak sofraya getirilmiştir. Üzüm hem sofrada hem de şarap yapımında tüketilmiştir. Soslarla hazırlanmış balık yemekleri kadar, farklı tür etleri bir araya getiren yemekler de sevilerek tüketilmiştir.”

    [​IMG]

    Düdüklü tencerenin ilk örnekleri
    Kazılarda gün yüzüne çıkarılan seramikler içerisinde yemek pişirmede kullanılan tencere, güveç ve tavanın yanında, tabak, kase, kadeh, bardak, testi veya düz tepsi formundaki servis kaplarının yoğunlukta bulunduğunu anlatan Korkut, eski çağlardan Bizans dönemine kadar yemek kaplarının benzer şekilde kullanıldığını ifade etti.

    Prof. Dr. Korkut, “Roma Dönemi’nden itibaren çift hazneli ve buhar basınçlı düdüklü toprak kabın yemek pişirmede kullanıldığını gördük. Kerotakis olarak adlandırılan bu kapların ilk kullanımının milattan önce 1. ve 2. yüzyıllar olduğu bilinmektedir.” dedi.

    Kazılarda bulunan yemek kaplarından yola çıkarak çizimini gerçekleştirdikleri çift haneli buhar basınçlı toprak kabın, bugünkü düdüklü tencerenin ilk örneklerinden olduğuna da dikkati çeken Korkut, çizimlerden yola çıkarak kabın benzerini de yaptıklarını anlattı.

    Misafirlere daha lüks kaplar
    Korkut, Helenistik dönemde misafirlere ayrı servis tabaklarında yemek ikram edildiğini, misafirler için yapılan yemek takımlarının evde günlük kullanılanlardan daha lüks olduğunu vurguladı.

    Prof. Dr. Korkut, “Antik Çağlardan Günümüze Seydikemer İlçesi Yenilebilir Bitkileri ve Mutfak Kültürü” başlıklı bilimsel araştırma projesinin tamamlandığını, çalışmayı kitap haline getirerek bu yıl içerisinde yayınlayacaklarını sözlerine ekledi.
     
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş