Engelliler Günü ve Toplumsal Farkındalık

Engelliler günü nedir? Size ne ifade ediyor? Mesela ‘kutlamıyoruz, farkındalık oluşturuyoruz’ derken ne denmek isteniyor? Bugünkü yazımızda bu soruların cevapları, engelliler günü ve toplumsal farkındalık hakkında bilgiler vermeye çalışacağım.

Bildiniz üzere engellilerle ilgili birçok gün var. Bu günlerin en çok bilinenleri; 2 Nisan Otizm Farkındalık  Günü, 21 Mart Down Sendromu Farkındalık Günü, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü ve  10 – 16 Mayıs Engelliler Haftası şeklinde sıralanabilir.

Bu günlerin nasıl değerlendirileceği çoğu kişi tarafından bilinmemektedir veya tam olarak anlaşılamamıştır. Bu günlerin kutlama havasında geçirilmesi ve kutlama yapılması doğru değildir. Bu yüzden yapılabilecek en güzel şey farkındalığı artırılması için etkinliklerin düzenlenmesidir.

Yıllardır bu işin içinde olan biri olarak söyleyebilirim ki, özel eğitim ailesi olarak biz, öğrenciler ve aileler bu durumun farkındayız. Önemli olan bu çemberin dışında olan insan grubunun dikkatini çekmek ve onların farkındalıklarını arttırmaktır. Lütfen şimdi yazacaklarımı yanlış anlamayın ama farkındalık engellilere program yaptırmak, pasta üfletmek, şarkı söyletmek, onlara birkaç saat hoş vakit geçirtmek değildir!

Biz sağlamların! Sorgulaması gereken çok şey var;  onların haklarını ne kadar biliyoruz? Onların gündelik hayatlarını iyileştirmek adına neler yapıyoruz? Onlara yapılan haksızlıklara, ötekileştirmelere ne kadar karşı durabiliyoruz?

Neden engelli bir çocuğa sahip aile çocuğunu bir odaya kilitliyor? Hiperaktiviteye sahip evladını boğarak öldüren baba neler yaşadı? Neden aileler çocuklarına engelli raporu almıyor? Neden engellilerin eğitimi için yetkin kişiler görevlendirilmiyor? Toplum olarak engelliler ve aileleri üzerinde yaptığımız baskıyı neden görmüyoruz?

Evet bu yazımda sorulara çok yer veriyorum. Çünkü toplumun bir ferdi olarak kendimizi sorgulamamız gerektiğini düşünüyorum. Unutulmamalıdır ki sorgulamak, özellikle doğru soruları sormak bizi doğru sonuçlara ulaştırır.

Her şey içe dönmekle başlar. Empati yapmalıyız ancak, empati yapmayı acıma ile karıştırmamalıyız. Onların bizlerden tek farkı özel ilgi ve durumlarının olmasıdır. Temelde aynıyız aynı gereksinimlere ihtiyaç duyuyoruz.

Bir engelli tuvaleti yapmak ne kadar zor olabilir ya da lavabo boylarının tekerlekli sandalyeye uygun hale getirilmesi. Engelli rampası için gerekli olan eğimin doğru bir şekilde yapılmasının kime ne zararı olabilir.

Yukarıda bahsettiğim şeyler maalesef Türkiye’deki birçok şey gibi oldubittiye getirilerek yapılıyor. Engel sadece doğuştan olmuyor ve kimsenin bu konuda bir garantisi yok.

Klişe bir söz gibi gelebilir ama kör bir kurşun, dikkatsiz bir sürücü veya başka bir olumsuzluğun sizi bulmayacağının garantisini kim verebilir? Özensizce yaptığınız engelli rampasından yarın siz çıkmak zorunda kalabilirsiniz. Tüm bunları düşünmek ve bu gidişe bir dur demek zorundayız.

Engelliler, bugün belki çocuklar ama büyüyecekler ve onlara bakan insanların da sınırlı ömürleri bir gün bitecek. Onların en büyük korkusunun bu olduğunu unutmamalıyız. İşte o zaman topluma, bize sorumluluk düşüyor. Sadece bu yüzden bile engelliler belirli günlerde hatırlanmamalıdır.

Bir babanın engelli kızı için kurduğu şu cümle çok hoşuma gitmişti sizinle de paylaşmak isterim. “Onların içinde güzel bir koku var tat var… Bunu herkes anlamaz.”

Bu koku ve tadı herkesin anlaması dileği ile…

İnstagram: @reyhanhoca_8150

Yapılan Yorumlar
  • Vildan dedi ki:

    Her bir yaşınız o kadar anlam iceriyorki çok teşekkür ederiz 🤗

  • Kübra dedi ki:

    Sadece 3 Aralık’ta konuştuğumuz “farkında olduğumuz” bir konu olmamalı, eğitim-öğretim de daha çok etkisi olmalı ki bir farkımız olmadığını bilelim.. benim de hoşuma giden bir cümle olmuştu engelli çocuğu olan bir anneden o benim “cennet anahtarım”.. teşekkür ederiz yazınız için..

Bir Yorum Yapın