Duyuruyu Kapat
Hoş geldiniz Umarız hoş vakit geçirirsiniz. İyi Forumlar...

Yer Altında ki İstanbul

Konu, 'Diğer Kayıp ve Gizemli Medeniyetler' kısmında Karatekin Bey tarafından paylaşıldı.

  1. Karatekin Bey

    Karatekin Bey ★★★★★
    Platin Üye Üye

    Kayıt:
    4 Nisan 2016
    Mesajlar:
    132
    Beğenilen Mesajlar:
    36
    [​IMG]
    [​IMG]

    İstanbul , dünyanın iki kıta üzerinde kuru olan tek kentidir . Üzerinde yaşayan bütün medeniyetler için en önemli stratejik bir yer halini alan İstanbul , bütün uygarlık ve devletlerin de her zaman ilgisini çekmiştir.Coğrafi ve stratejik konumu gereği İstanbul , yüz yıllar boyu dünyanın en büyük metropolü olmuştur.
    İstanbul ,M.Ö 600 lü yıllarda Byzantium adında antik bir balıkçı Yunan köyüydü.200 yıl sonra köy Roma imparatorluğunun topraklarına katıldı ve imparator Constantin Roma imparatorluğunun başkentini buraya taşıdı ve Constantinople adını aldı.Sonra dan doğu roma imparatorluğun olacak Bizans adını aldı ve 1000 yıl Bizans büyüdü.1453 Yılında Fatih Sultah Mehmet Han , Bizansı feth ederek , İstanbul adını verdi.Osmanlıların eline geçen İstanbul Osmanlı Devletine baş kentlik yaptı ve fethinden yaklaşık 500 yıl sonra , Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük şehirlerinden biri oldu.
    Sırayla Yunan , Roma ve Türk medeniyetlreinin elinden geçen İstanbul , her medeniyetin kendine has eserleri ile beslendi ve büyüdü. Hepsinin amacı bir önceki medeniyetin yaptıklarının ötesine geçip , kendi imzalarını atmaktı.Öyle ki , yıkılan , harab olan bir önceki medeniyetten kalan tüm eserler , bir sonraki medeniyetin gelişi ile yerine yenileri yapılmakta ve böylece bir çok antik eser toprağın altında kalmaktaydı.
    İlk olarak 1800 Yıl öncesine gidelim ve Roma tarafından feth edilen ve imparator Constantin'in başkent ilan ettiği yıllara dönelim.
    [​IMG]
    Romalılar yeni başkentlerini korumka için ilk başta hemen etrafına surlar çektiler , halici kapatarak büyük bir zincir çektiler ve şehrin hayat damlarından olan içme suyu kanalları, köprüleri yaptılar.Su kanalları en önemli Roma mimarisinin mühenislik hairkasıydı.Belgrad ormanınından kanallarla taşınan su , önce bir açık hava sarnıcına toplanır, burada su temizlenir ve oradan yine kanallar aracılığı ile şehrin merkezinde bulunan ve ilerlyen zamanlarda sayısı bini bulacak olan , yer altı sarnıçlarına aktarılırdı.
    Bu gün halen bir çok yer altı sarnıcı hiç bir zarar görmeden aykata durmaktadır.Bunlardan en büyük olanı ise Bazilika sarnıcı yani , Yerebatan sarnıcıdır.
    [​IMG]

    4. Yüzyılda İmparator Justinianus(Justinyen) Ayasofya Kilisesi ile birlikte bu sarnıcın yapımına başlamıştır.Justinianus başkenti baştan aşağıya imar eden imparatordur aynı zamanda. Yerebatan sarnıcı bu gün ayakta kalan en büyük Bizans ederlerinden birisidir. Boyu 140 metre , eni 70 metredir . 4,5 merte ara ile 336 adet mermer sütun ile ayakta durmaktadır. Burada kullanılan bir çok mermer sütun putpereslik zamanından kalma putların heykellerinden alınan mermerler ile yapılmıştır.Hatta bir mermerde büyük putperes tanırsı Meduasnın heykeli baş aşşağı imalı bir şekilde durmaktadır.
    [​IMG]

    Öyle ki , İstanbul da bu gün bir çok kişi evlerinin altında bir sarnıç olduğundan habersizdir. Sarnıçların unutlması ve üzerlerine binalar inşaa edilmesinin nedeni Osmanlıların sarnıçlara ihtiyaç duymaması ve Türk kültüründe durağan su değil , akar su temizdir mantığıdır. Bu gün İstanbulun yer altında bot ile gezilip , bir çok sarnıç arası geçileceği , tarihi kemer ve surlardan oluşan bir çok yapı da bulunmaktadır .
    Bir çok medeniyete ev sahipliği yapmasının sebebi ile bir çok medeniyetin eseride yer altıda bulunan İstanbul için bir çok tarihçi ve arkeoloğun '' İstanbul'un yerin üstünde ki tarihi kadar , yerin altın da da tarihi bulunduğudur.
    [​IMG]
    Constantin Roma imparatorluğunun başkenti ilan ettiği İstanbul'a , Ayasofya ' ya nazır bir saray ve büyük bir hipodrom inşaa ettirmiştir. Bu gün bu eserlerden sadece Ayasofya ayakta kalanıdır.Saray tamamen toprak altında kalmıştır ve taşları camii yapımında kullanılmıştır.Hipodromun yer yüzünde tanıdık sadece bir kaç parçası kalmıştır.Geri Kalanın bir kısmı ise yerin altındadır.Ayasofya Camii'nin minarelerine çıkıp Sultanahmet meydanına bakıldığında bu gün hayal meyal belirli sınırlar içinde bazı kemerleriyle hipodrom belirmektedir.
    [​IMG]
    [​IMG]

    Hipodrom'da yarışların yapıldığı alan , yani Spina U harfi şeklindeydi.Hipodromun tam ortasında Roma imparatorluğunun gücünü simgelemek adına, feth ettiği yerlerdeki bir çok eserin kopyası yapılmıştı.Bu gün bunlardan bir kısmı halen durmaktadir.Alman çeşmesi , Yılanlı Sütun , Dikilitaş , Örme Dikilitaş , eskiden hipodrom olan yerin tam orasındaydı.[​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Hipodromun kendisinden kalan son parça ise spendom denilen dış cephe duvarlarıdır.
    [​IMG]

    Hipodormun kalanı nereye gitti derseniz , bu gün hipodromun olduğu yerde Sultanahmet camii bulunmakta ve etrafında bir çok külliye vardır.Hipdromun taşları ve kullanılır durumda ki büyün parçaları bu camii ve külliyelerde kullanılmıştır.Hipodrımun içindeki yarış pisti ise , bu camii ve etrafında ki külliylerden çıkan moloz ile doldurulmuş ve yaklaşık 6 -9 metre arası zemin yükselmiştir.Bu gün üzerinde yürüyüş yolları olan Sultanahmet meydanını kazdığımızda altında bir yarış pistinin yattığını göreceğiz.
    1912 yılında Sultanahmet meydanında bir yangın çıkar ve bu çıkan yangının enkaz kaldırma çalışmaları sırasında , marma denize doğru yakın bölgelerde inanılmaz eserlere rastlanır.Bu eserler toprak altında kalan ve taşları camii yapımında kullanılan eski Roma sarayıdır.
    Bu gün dünyanın en iyi mozaik işçiliklerinden sayılan ve sarayın kalan bulunan parçaları İstanbulda Sultanahmet meyndanında ki bir müzede sergilenmektedir .
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    2010 Yılında aynı bölgeden bir inşaat sırasında , yer altından , sarayın bodrumunun büyük bir kısımı bulunmuştur. Devasal bloklar ve odalar halinde bu gün halen ayakta olan sarayın deposu , yıkılmış olan ve ilerlenemeyen bir çok tünelle birbirne bağlandığı keşfedilidi. Bu şehrin üstünde yaşanan kadar , altında da bir hayat olduğu , defin odalarına , hipodruma , sahile , Ayasofya ya birer yer altı yolları ile ulaşılabiliyor olduğu görüldü.Bu gün Sultanahmte meydanı civarında ki bir çok bina ve iş yeri bu büyük sarayın bodrumunun üzerine inşaa edilmiştir.
    İstanbul denilidği gibi yerin üstünde olduğu kadar altında da büyük bir tarih saklıyor .Yakın zaman da Balat mahallesinde çok büyük bir Bizans zindanı ve işkence odaları bulundu.Halen üzerinde çalışmaların yapıldığı bu yer , bize daha bir çok eserin toprak altında olduğunu gösteriyor.




     
    Orion bunu beğendi.
  2. Orion

    Orion Site Başkanı
    Yetkili Kişi

    Kayıt:
    26 Mart 2016
    Mesajlar:
    673
    Beğenilen Mesajlar:
    115
    Yine güzel bir konuya el atmışsın tebrik ederim. Güzel noktalar var İstanbul'un altı belkide üstünden daha zengin. İstanbul'un çok öncesinde Türkler tarafından fetih edildiğini söyleyen ve bunu kanıtlara dayandıranlar var. Ama kesinliği nedir bilmiyorum.
     
    Karatekin Bey bunu beğendi.
  3. Karatekin Bey

    Karatekin Bey ★★★★★
    Platin Üye Üye

    Kayıt:
    4 Nisan 2016
    Mesajlar:
    132
    Beğenilen Mesajlar:
    36
    Bizim okuduğumuz , araştırma yapan kaynaklar genelde kendi öz ata kültürünü arayan Avrupa ve Avrupa kültürünün karması olan Amerikalı bilim adamları tarafından yapıldığı ve dünyaya ya duyurulduğu için elimizde Türklerin fethi ile ilgili kesin bir bilgi maalesef yok abi. Bizim bu konular üzerine araştırma yapmamız ve öz ata kültürümüzü bol bol araştırıp , iyi takip edip , kanıtları ortaya koyup yaymamız lazım. Yoksa biz , tarihin kendisi olan atalarımızın yaptıklarını ya unutarak yada unutturulmaya çalışılarak yaşayıp öğreneceğiz.
     
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş