SELAHADDİN EYYUBİ (Selahaddin Yusuf bin Eyyub) (1138-1193)

SELAHADDİN EYYUBİ (Selahaddin Yusuf bin Eyyub) (1138-1193)


Bugün sizlerle Mısır'da kurulmuş Türk-İslam devletlerinden olan Eyyubiler Devletinin kurucusu, namı diğer Kudüs Fatihi, Selahaddin Eyyubi'yi tanıyacağız. Değerli bir komutan ve devlet adamıdır. Asıl adı Selahaddin Yusuf bin Eyyub'dur. Tanınmış bir ailenin mensubuydu, dedesi Şadi Bağdat valisi Bihruz'un yakın arkadaşıydı ve oğlu Necmeddin Eyyub'un Tikrit kumandanlığına atanmasını sağlamıştı. Annesi Selçukluların Harim emiri Şihabeddin Mahmud ibn Tokuş el-Harim'un kızkardeşiydi. Tarihler 1138'i gösterdiğinde Tikrit'te Selahaddin Eyyubi dünyaya gelmişti. Eyyubiler Devleti ve hanedanlığının kurucusu olan Eyyubi'nin soyu Yemen Araplarına dayanmaktaydı. Bu aile Basra'dan Azerbaycan'a göç etmiş ve bölgede yer alan Kürt aşiretlerinin etkisiyle de Kürtleşmiştir. Suriye de bulunan Selçuklu atabeyi, Nureddin Zengi'nin çağrısı üzerine babası Necmeddin Eyyub, Suriye'ye göç ederek onun hizmetine girmiştir. Önceleri Kürt toplumunun içinde Kürt kültüründen etkilenen bu aile, Şam'a yerleştikten sonra bölgedeki Türk nüfus ve kültürünün etkisiyle de Türkleşmiştir. Öyle ki bölgeye yerleştikten sonra dünyaya gelen kardeşlerinin isimleri de Turanşah, Seyfülislam Tuğtekin, Tacilmülk Böri, Şahinşah ve Melik Adil Ebu Bekir gibi Türk kökenli isimler olması Türkleşmenin en güçlü kanıtlarıdır.

indir (10).jpg


Selahaddin Eyyubi'nin soyu, tarih boyunca birden çok etnik kökene dayandırılmış öyle ki, çeşitli milletler mirasına sahip çıkmaya çalışmıştır ancak yaygın olan görüş Selahaddin Eyyubi'nin Kürt kökenli olduğu yönündedir. Ancak Türk veya Arap olduğu yönünde görüşler de mevcuttur. Ramazan Şeşen'e göre Selahaddin Eyyubi, Revvadi aşireti Kürtlerindendir. Bu görüşe ise, tarihçi El-Yakubi, İbn Haldun ile İbnü'n Nedîm'in eserlerinde, Revvadiler'in Kürtleşmiş Arap olduğu bilgisinden hareketle ulaşmıştır.

Selahaddin Eyyubi'nin, ayrıcalıklı bir çocukluğu olmamıştır, ancak iyi bir eğitim aldığı söylenmektedir. Babası Necmeddin Eyyub'un Baalbek ve Şam'a vali olarak atanmasıyla çocukluğu o bölgede geçmiştir. Eyyubi'nin, askeri eğitimin yanı sıra dini derslere de oldukça meraklı bir kişi olduğu, sanatla ve ilimle uğraştığı da söylenmektedir. Selahaddin Eyyubi'nin biyografisini yazan El-Wahrani, onun Öklid Geometrisi, astronomi, matematik ve aritmatik konularında uzman olduğu; mantık, felsefe, sosyoloji, fıkıh (İslam hukuku) ve tarih öğrendiğini; Şam'daki Dar'ul-Hadis'den (Hadis Üniversitesi) mezun olduğunu ayrıca Arapça, Farsça, Kürtçe ve Türkçe dillerini bildiğini de belirtmiştir.

images (11).jpg


Selahaddin Eyyubi'nin ileride başarılı bir komutan ve devlet adamı olacağının ilk sinyalleri henüz yirmi altı yaşındayken katıldığı bir savaşta verilmişti. Mısır'ın güçlü aşiretlerinden Banu Ruzzaiklerin ele geçirilmesinde, Fatımi halifesi için savaştı.

images (8).jpg


Kudüs Krallığı I. Haçlı Seferi sonucunda kurulmuştu ve krallığın Mısırı ele geçirme gibi bir amacı vardı çünkü Mısır'ı elinde bulunduran Fatımiler Devleti iç karışıklıklar içindeydi. Vezir Şaver ile bir diğer vezir Dırgam arasında çekişme vardı. Vezir Şaver yenilip vezirlikten olunca gizlice Şam'a, Nureddin Mahmud Zengi'nin yanına giderek ondan yardım istedi (1164). Nureddin Zengi de bu olayı İslam dünyasındaki iki başlılık problemini halledebilmek ve Müslümanlar'ı tekrar tek çatı altında birleştirip Haçlılar'la mücadele konusunda güç kazanma adına Şaver'e olumlu yanıt vermiştir. Hatta yardım için Esedüddin Şirkuh'u görevlendirmişti oda bu görevi, kardeşinin oğlu Selahaddin'i yanında götürmek şartıyla kabul etmiştir. Ancak Fatimi veziri Şaver rakibi olan vezirle girdiği mücadeleyi kazanınca, Zengi'nin kendisine baskı kuracağı endişesiyle korkarak, cizye karşılığında Kudüs Krallığı'ndan yardım talep etti. Deniz yoluyla bir Haçlı ordusu, kendisine yollandı. Bu olay I.Mısır Seferi olarak kayıtlara geçmiştir. Haçlı ve Mısır ordusu, Afrika ile Asya'nın birleştiği noktada buluştular ve savunmaya geçtiler. Bu durum karşısında Selahaddin ve Şirkuh, çok şaşırdılar ve yanlarındaki az bir kuvvetle ne yapacaklarını bilemediler. Daha sonra Selahaddin, ordunun komutasını ele aldı ve ardında ustaca bir manevrayla Belbis kalesini ele geçirdi.

images (12).jpg


Sultan Nureddin, Mısır'ı almak istiyordu Şirkuh'un görüşlerinden de faydalanınca bu bölgenin fethinin çokta zor olmayacağı kanaatine vardı ve Şirkuh'u bir kez daha Mısır üzerine gönderdi. Selahaddin' de, Sultan Nureddin' in ricasını kırmayarak amcasına eşlik etti. Bu olay II.Mısır Seferi olarak kayıtlara geçmiştir. Sultan Nureddin'in ordusunun üstüne geldiğini öğrenen vezir Şaver, cizye vaadiyle tekrar Haçlılar'dan yardım talep etti. Bunun üzerine Kudüs'ten hareket eden Haçlı ordusu, Asya ile Afrika'nın birleştiği yerde Şaver ve ordusuyla birleşti. Ordunun toplam sayısı 30.000 kadardı Şirkuh ve Selahaddin'in yanındaysa sadece 2.000 asker vardı. Selahaddin, tekrar ordunun kumandasını aldı ve kısa bir sürede Sina Çölü'nü aşarak düşmanlarını mağlup etmeyi başardı. İskenderiye'ye gelerek bir kaleyi ele geçirdi. İskenderiye'nin düştüğü haberini alan, Mısırlılar ve Haçlılar, önceki mağlubiyetin etkisinden çıkarak İskenderiye üzerine yürüdüler. İskenderiye o dönemde doğu ile batının ticaret merkeziydi. Şirkuh ve askerleri, şehir dışında önemli bir mevkiyi tutarak Sultan Nureddin'den gelecek yardımı beklemeye başladılar. Selahaddin ve yanındakilerse şehri müdafaa edeceklerdi. Selahaddin, kaleyi üç ay boyunca başarıyla savundu. Ancak amcası dayanamayarak geri çekilince Selahaddin, barış istemek zorunda kaldı. Barışın şartı ise askerler ve silahlarıyla birlikte Suriye'ye dönmekti. Barıştan sonra Selahaddin ve askerleri kaleden çıkınca karşısında büyük bir ordu beklerken 100 kadar yaralı askerin kaleden çıktığını gören Kudüs kralı, çok şaşırdı. Selahaddin ve askerlerini taktir ederek, ordugahında üç gün boyunca da misafir etti. Selahaddin, ise bu üç gün içinde Hristiyanlar'ın ordu tertibatı ve Hristiyan kumandanlar arasındaki çekişmelere hakim oldu. Bu bilgiler ilerideki mücadelelerde çok işine yarayacaktı.

images (9).jpg


Fatımi hükümetinin iki kez yardımına giden Kudüs kralı, devletin ne kadar zayıf olduğunu görünce savaş ilanına dahi gerek görmeyip Kahire civarına kadar gelince III.Mısır Seferi başlamış oldu. Olay üzerine Sultan Nureddin'e mektup gönderen Fatımi halifesi, yardım talep etti. Sultan Nureddin bu talebi kabul ederek, Şirkuh'u tekrardan Mısır üzerine gönderdi. Selahaddin'de onunla birlikte gitti. Selahaddin, büyük bir süratle emrindeki öncü kuvvetlerle önden giderek tüm düşman birliklerini bertaraf etti, Şirkuh ile esas ordunun ise kılıç çekmesine dahi lüzum kalmadan Kahire'ye kadar gelmelerini sağladı. Kudüs kralının geri çekilmesiyle Sultan Nureddin'e bağlı kumandanların varlığından rahatsız olan Şaver, bir ziyafet düzenleyip hepsini ortadan kaldırmayı düşündü. Ancak Şaver'in niyetini anlayan Selahaddin ise Şaver'den önce davranıp çölde bir ziyafet düzenleyerek, Şaver'i de davet etti. Davete katılmak üzere gelen Şaver'i karşılamak için yanına giden Selahaddin, yanındaki muhafızlara aldırmaksızın Şaver'i kolundan çekerek atından düşürdü. Şaver'in iktidar hırsından bıkan Fatımi halifesi de Şaver'i ortadan kaldırmak için fırsat kolluyorken, bu olayı duyunca Şaver'i idam ettirdi. Boşalan vezirlik makamına da Sultan Nureddin'den korktuğu için Şirkuh'u getirdi fakat bir iki ay sonra Şirkuh'ta vefat etmiştir.

indir (9).jpg


Adım Adım Eyyubi Devleti'nin Kuruluşu...

Mısır'da 1171'de Şii Fatımi halifeliğine son veren Salaheddin Eyyubi, Sünniliğe dönüldüğü ve Bağdat'taki Abbasi halifesine bağlılığını ilan etti böylece Mısır’ın tek yöneticisi durumuna geldi. Bu durum İslam dünyasındaki iki başlılığın son bulduğunu ve tek bir halifenin olduğunun göstergesiydi.
Selahaddin Eyyubi, Nureddin Mahmud Zengi’ye hayatı boyunca bağlılığını sürdürdü fakat Nureddin'in Zengi 1174'de ölünce durum değişti. Selahaddin, Nureddin Zengi'nin dul eşi İsmedüddin Hatun ile evlendi. Fakat Nureddin Zenginin yerine geçen oğlu İsmail, Selahaddin'i tanımayarak işbirliği yapmadı.

Kudüs kralı IV.Baudouin ile 1177'de Montgisard Muharebesi yapıldı fakat malubiyetle sonuçlandı. Bunun üzerine Selahaddin Eyyubi, 1186’ya kadar sadece Suriye, Kuzey Mezopotamya, Filistin ve Mısır’daki tüm Müslümanları kendi bayrağı altında birleştirmek için uğraş vererek İslam birliğini tekrar kurmayı başardı. O zamana kadar iç çekişmeler ve yoğun rekabet nedeniyle Haçlılara karşı duramayan Müslümanların, maddi ve manevi açıdan güçlenmesinde oldukça etkili oldu. Zaman içerisinde sahtekarlık, ahlaksızlık ve gaddarlıktan uzak; cömert, erdemli, ama kararlı bir hükümdar olarak ün kazandı.

1549109973490.png


Kudüs Kralı ölünce yerine Lüzinyanlı Guy geçmişti. Selahaddin bütün gücüyle, Latin Haçlı krallığına yöneldi. Tarihler 1187'yi gösterirken o büyük gün gelmişti, Selahaddin'i Kudüs Fatihi yapan o ünlü Hıttin Savaşı, başlamıştı. Selahaddin çok sayıdaki düzensiz kuvveti birleştirip disiplin altına alarak askeri güç dengesini kendi lehine çevirmeyi başarmıştı. Kudüs krallığı'nın ordusunu Kuzey Filistin’de Tiberya yakınlarındaki Hıttin'e kadar getirti. Hıttin kuyularıyla ün yapan bir yerdi ve Selahaddin çok önceden kuyuları ele geçirmişti amacı Haçlılara bir damla su bırakmamaktı. Kudüs ordusu, günlerce süren yürüyüşten sonra 4 Temmuz 1187’de tükenmiş, susuzluktan bitkin bir halde Hıttin'e ulaştı, İslam ordusu kuyuları tutmuştu ve böylece yapılan hamle amacına ulaşmış oldu. Bu noktadan sonra geri dönemeyen Kudüs orduları, Selahaddin'in karşısına çıkmak zorunda kaldı. Hıttin Muharebesi'nde Selahaddin Eyyubi, Kudus Kralı Lüzinyanlı Guy komutasindaki Haçlı ordusunu mağlup etti. Haçlılar büyük kayıplar verdi, bu da Müslümanlarca Kudüs Krallığı’nın neredeyse tamamının ele geçirilmesini sağladı. Beyrut Akka, Nasıra, Betrun, Sayda, Gaman, Caesarea, Nablus, Yafa ve Aşkelon üç ay içinde düştü. Selahaddin, Haçlılara en büyük darbeyi, 88 yıl boyunca Frankların elinde bulunan Kudüs’ü alarak indirmiş oldu.

images (10).jpg


Namı diğer Kudüs Fatihi'nin tek başarısızlığı ise Sur’un ele geçirilememesiydi. 1189’da sağ kalan Hristiyanlar zorlu bir kıyı kalesi olan Sur’da toplanmaya başlayarak yeni bir Haçlı seferi çağrısında bulundu. Kudüs’ün düşmesiyle derinden sarsılan Batılılar III. Haçlı Seferi için çok sayıda soylu ve ünlü şövalyenin yanında, üç ülkenin kralı da çağrıya icabet etti. III. Haçlı Seferi uzun, zorlu ve tüketici geçti. İngiltere Kralı I. Richard ("Aslan Yürekli" Richard) hiçbir sonuç elde edemedi. Haçlılar Doğu Akdeniz’de güvensiz bir toprak parçasına tutunabildiler. Kısacası Haçlı askerleri amaçlarına ulaşamadı. Kral Richard'da 1192’de ülkesine dönerken savaş nihayete erdi.

Selahaddin Eyyubi, başarılı bir komutan ve devlet adamıydı. Bu cümlenin doğruluk payı elbet tartışılmaz ancak onun için her ne kadar bu yönde bir portre çizilse de, o özünde ilim irfan aşkıyla yanan, bu yönde sohbet ortamlarından hoşnut olan bir insandı. İlk önceleri ise tek gayesi ilim adamı olmaktı. Yönetici olmak gibi bir düşüncesi de olmamıştı. Hatta katıldığı bir çok savaşa da bin bir rica ile katılmıştı. Neticede şartlar onu devlet adamı olmaya doğru yöneltmişti.

Selahaddin Eyyubi'nin on sekiz tane çocuğu olmuştu ve bunlardan sadece bir tanesi kız çocuğuydu. Torunlarından olan Okçu Yusuf ise 13. yy'da, Selçuklu İmparatorluğu’nun okçu kuvvetlerinin komutanıdır. Selçuklu Sultanı Alaaddîn Keykubat’ın en güvendiği komutanlardan biri olup ipek yolu'nun koruyuculuğunu da yapmıştır. Bu bilgilere ek olarak bu devletle alakalı şu bilgileri de verebiliriz. Ünlü Musevi hekim ve filazof olan İbni Meymum Eyyubiler de bilime hizmet etmiş önemli bir isimdir. Ayrıca Avrupalı şövalyeler arma sistemlerini, haçlı seferleri için geldikleri bu topraklarda Eyyubiler'i örnek alarak oluşturmuşlardır. Selahaddin Eyyubi, 1193'te başkent Şam’a çekilmiş ve orada yaşamını yitirmiştir. Ölümünün ardından ise akrabaları kurmuş olduğu bu imparatorluğu paylaşmışlardır.

1549110120165.png
1549110138955.png


Son olarak Selahaddin Eyyubi'nin hayatı bir çok filme de konu olmuştur. 2005'de çekilen Cennetin Krallığı adlı filmde Suriyeli aktör Hasan Mesut tarafından canlandırılmıştır. Daha önce 1935 yılında Cecil B. DeMille'in yönettiği The Crusades filminde Ian Keith, 1954 yılında David Butler'ın yönettiği King Richard and the Crusaders filminde ise başroldeki Rex Harrison tarafından bu karakter canlandırılmıştır.

15631_2.jpg
indir (11).jpg
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Yorumlar


Üst