Orta Asya Kültür Merkezleri(Anav, Kelteminar, Afanasiyevo, Andronova, Karasuk ve Tagar)

Aybalam

★★★★
Altın Üye
Gümüş Üye
#1
Orta Asya Kültür Merkezleri(Anav, Kelteminar, Afanasiyevo, Andronova, Karasuk ve Tagar)
Yazıma şu soruyu yönelterek başlamak istiyorum. Sizce Türklerin ana yurdunu Orta Asya ile sınırlamak doğru bir tespit midir? Tarih sahnesine ilk olarak bu bölgede mi çıktılar yoksa bu bölge ikamet ettikleri diğer bölgeler gibi bir yer midir? Neticede göçebe, özgürlüğüne düşkün, çabuk organize olup devlet kurabilecek yapıda ve bir çok bölgede varlık göstermiş, güçlü bir ırktan bahsediyoruz. Bazı çevrelerce kabul edilen buluntulardan hareketle belki bir çoğumuz evet Orta Asya'dır diyebilir ancak şunu unutmamalıyız ki her yeni bulgu kalıplaşmış bilgileri tamamen değiştirebilir veya destekleyebilir. Bu nedenle bir konuda kesin yargıda bulunmak ilmi gerçekler açısından doğru bir hareket olmayacaktır.

turklerin-ana-yurdu-ve-yayilmalari.jpg


Geçerliliğini koruyan, aksi henüz ispatlanmamış bilgilerden hareketle biz sizlere Türklerin ilk ana yurdu olan Orta Asya hakkında biraz bilgi vererek sınırlarını da çizelim. Orta Asya etrafı dağlarla çevrili geniş düzlüklerin ve yüksek platoların oluşturduğu, geniş bozkırlar ve çöllerle kaplı bir bölgedir. Bölgenin en önemli dağlarıdır Altay, Sayan ve Ötüken Dağları'dır. Orta Asya’da sert karasal iklim görülür, kışları soğuk, yazları ise sıcak ve kuraktır. Orta Asya’nın kuzeyinde Sibirya, güneyinde de Hindikuş ve Karanlık Dağları, batısında Hazar Denizi ve Itil boyları, doğusunda ise Kingan Dağları yer alır. Çizmiş olduğumuz bu sınır içerisinde Türkler ilk önce Altay-Sayan Dağları’nın kuzeybatısı, Tanrı Dağları’nın kuzeyi, Aral Gölü’nün çevresi ve Hazar Denizi’nin doğusu arasında kalan bölgede yaşamayı tercih etmiştir. Orta Asya’nın iklim şartları ve bölgenin coğrafi özellikleri Türklerin hayvancılığa dayalı, yarı göçebe bir hayat yaşamasında belirleyici rol oynamıştır. Ayrıca bu zorlu koşullar Türklerin mücadeleci bir karaktere bürünmesinde de oldukça etkili olmuştur.

Yazımızın ilerleyen paragraflarında sizlerde göreceksiniz ki kurganlarda bulunan eşyalar ve Orta Asya kültür merkezlerinde ortaya çıkan buluntular Türk ırkının çok eski zamanlardan beri genellikle konar göçer bir yaşam şekli tercih ettiğini kanıtlar. Bazı istisnalarda vardır tabi ki bunu ilerleyen satırlarda sizlerde göreceksiniz. Somut bulgular ve Türklere ait mitolojik efsaneler, Türklerin yaşam tarzı ve tarih sahnesine çıkmış olduğu yer ve zaman konularında tutarlılık göstermektedir. İlaveten savaş aletleri, avcılık için gerekli alet edevatlar, at ve kurt ağırlıklı figürler bu yaşayış hakkında bize bir takım ipuçları da sunmaktadır. Gelin şimdi ana konumuz olan Orta Asya kültür merkezleri hakkındaki detayları hep birlikte görelim. Bahsi geçen kültür merkezlerini sıralayacak olursak eğer sırasıyla Anav, Kelteminar, Afanasiyevo, Andronova, Karasuk ve Tagar'dır. Bu merkezlerin tarihlendiği zaman aralığı, hangi bölgeyi kapsadığı, bu merkezlerde insanların yaşamını nasıl sürdürdüğü, ne tür bulgulara rastlandığı gibi bir takım bilgileri sizlerle paylaşacağız.

indir.jpg


1.Anav Kültürü (MÖ 4000 - MÖ 1000)
Orta Asya'nın en eski kültür merkezidir. Türkmenistan'da, başkent Aşkabat yakınlarında Anav bölgesinde yapılan kazılarda ortaya çıkan Türk kültür merkezidir. Anav kültürü adını bu bölgeden almıştır. Yerleşik bir kültürdür.

Güneşte kurutularak, tuğlalardan yapılan evlere, at, koyun, sığır besiciliğinin ve çiftçiliğin yapıldığını gösteren kalıntılara rastlanmıştır. Türk kültürünün belirleyici bir sembolü olan atın Anav kültüründe bulunmuş olması bu kültürün Proto-Türk kültürü olduğunun öncelikli kanıtıdır. Peki bu bulguların hangi zaman dilimine denk geldiği yani ne kadar eski tarihli olduğu nasıl tespit ediliyor sorusu akla gelebilir. Bu tespitler, kazılarda bulunan eşyalara uygulanan karbon-14 elementinin radyoaktif yarılanma ömrü testlerine dayanılarak söylenmektedir. Gerçekleştirilen testlere göre bu kültür en eski MÖ 4000 ile MÖ 1000 yılları arasına tarihlenir. Bu kültüre ait bulgulardan bir takım tespitlere varılmıştır. Bu kültür çevresinde insanlar, yerleşik olarak tuğladan yapılma evlerde oturmuşlar. Dokumacılık, toprak(seramik) ve bakır işlemeciliği yapmış, koyun, keçi, sığır ve deve beslemiş, bununla birlikte tarımla da uğraştıkları sonucuna varılmıştır. Bazı tarihçiler Anav kültürü ile Ön Türkler arasında bağlantı olabileceğini dile getirerek, bunun kanıtı olarak da atın Anav Kültüründe bulunması olgusunu öne sürmüşlerdir.

Tarihte, Türkler kadar atıyla bütünleşen ikinci bir millette yoktur. Türk dilinin ilk ansiklopedik sözlüğü olan Divânu Lügati't-Türk'te, "Kuş kanadıyla; Türk atıyla" şeklindeki deyimde bu durumun kanıtıdır. Kuş kanadıyla bir bütünü temsil eder, Türk' de atından ayrı düşünülemez. Antik Yunan, Bizans, Rus, Çin, Süryani ve İslam kaynaklarında Türklerin at üstünde yeyip içtikleri, alışveriş yaptıkları, sohbet ettikleri ve uyudukları dile getirilmiştir. At, bu denli hayatın bir parçasıdır.

2.Kelteminar Kültürü (MÖ 3000)
Orta Asya'da yerleşik yaşamın görüldüğü kültür merkezi olarak bilinmektedir. Aral Gölü'ne dökülen Amuderya deltası çevresinde yaşamını balıkçılık ve avcılıkla sürdüren insanların yaşadığı bir Orta Asya kültürüdür. Bu bölge insanı yerleşik bir hayat tarzını tercih etmiştir. Kelteminar kültürü, ismini yörenin adından almıştır. Bölgede gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda geniş ağızlı, düz tabanlı, kulpsuz ince çizgili ve desenli çömleklere ulaşılmıştır.

3.Afanasiyevo Kültürü (MÖ 3300- MÖ 1700)
Orta Asya'daki en eski Türk kültür merkezidir. Tunç Çağı'na ait bulgular yer almaktadır. Bu kültür Altay ve Sayan Dağları'nın kuzeybatısındaki bozkırlarda gelişme göstermiştir. Türk sosyal hayatının ilk örneklerini yansıtması açısından da önem taşır. Bahsi geçen kültürün hakim olduğu bölgede insanlar avcılık ve hayvancılıkla uğraşmaktadır.

Minusinsk'te Bateney bölgesinde 80 mezar üzerinde yapılan kazılarda dört litrelik toprak kaplar, taştan ve bakırdan eşyalar ortaya çıkartılmıştır. Ayrıca çakmak taşından ok uçları, kemik iğneler ve ilk bakır bizler, bakır tellerden küpeler, çeşitli süs eşyaları ele geçirilmiştir. Mezarlarda yemek kalıntılarına rastlanmış bu kalıntılar ilerleyen dönemlerde yaşayacak olan Hun, Köktürk, Apar ve diğer Türk boylarında da görülmektedir. Koyun ve at kalıntıları da ilk kez bir arada görülmüştür bu da demek oluyor ki Türkler koyunu M.Ö. 3000' lerden beri bilmektedir. Afanasiyevo ve Andronova kültür bölgesi içinde yer alan Kapanda-yüs bölgesinde M.Ö. 3000 sonlarına ait olan mezarlarda ağız bölgelerinde demirden gem izi olan at iskeletlerine ulaşılmıştır.

4.Andronova Kültürü (M.Ö. 1700-M.Ö.1200)
Bu kültürün yaygın olduğu bölgenin sınırlarını çizecek olursak eğer Altay -Tanrı dağları, Güney Sibirya ve Hazar'ın kuzeydoğusuna kadar olan bölgede varlık gösteren bir Türk kültür merkezidir. Afanasyevo Kültürü'ne benzer fakat daha gelişmiş ve ileri seviyededir. Bu bölgede yapılan kazılarda bakırdan yapılma araçların yanı sıra tunç, gümüş ve altından yapılma çeşitli araç gereçlere rastlanmıştır. Bu kültür atı evcilleştirmiş, ayrıca kullandıkları çeşitli eşyaları hayvan figürleriyle süslemişlerdir. Rene Grousset'in, Orta Asya'nın en önemli sanatsal üslubu olan Hayvan Üslubu'nun Minusinsk'te Tunç Çağı'da doğmuş olabileceği, ayrıca bu sanatı geliştirenlerin de Hun Türkleri olduğu yönünde bir görüşü vardır.

Andronovo Kültürünün, Ön-Türkler diye nitelendirdiğimiz bir toplulukça kurulduğuna dair bazı kanıtlar söz konusudur. Tarihçiler, etnologlar, sanat ve kültür tarihçileri ile dil araştırmacıları tarafından Altay bölgesinde yapılan arkeolojik araştırmalar sonucu, Afanasyevo (MÖ 3300-1700) ve Andronovo (MÖ 1700-1200) kültürlerinin bilhassa Andronovo'nın temsilcisi olan, ırk brakisefal savaşçı Türk ırkının bir prototipi olduğunu kanıtlamıştır. Andronova kültürü sakinlerinin fiziki bakımdan Avrupalı olduğu düşünülmektedir. Ancak Kırgızlar, Tatarlar, Kazaklar, Başkurtlar, Altaylılar, Karakalpaklar ile bazı Özbek ve Tacikler bu kültürün özelliklerini yansıtmaktadır.

Kazılar sonucu bölgede, kemik iğneler, bakır bıçak ve küpeler, çakmak taşından yapılmış ok uçları, kırmızı ve beyaz bantlı sade çömlekler, maden işlemeli kap - kacak ve çeşitli aletler, at ve koyun besiciliğine işaret eden çeşitli bulgu ve kalıntılara ulaşılmıştır. Bulgulardan hareketle ana yurtta yaşayan Proto-Türkler'in, Tunç çağı'na girdiği, avcılık ve hayvan besiciliği yaptığı sonucuna varılır. Kurot ve Kuyum kurganlarından çıkan buluntularda bunları destekler niteliktedir. Bu bulgulardan hareketle elbette ki şöyle bir yorum yapabiliriz. Bu kültür sakinleri at, sığır ve deveyi evcilleştirmiş, bakırcılığa hakim, avcı ve savaşçı bir topluluktur.

Türklerin atalarının yaşadığı kültür merkezi olarak da bilinen bu merkezde besicilik ve zirai faaliyetlerin yapılışı, evrensel anlamda medeniyetin başlaması bakımından oldukça değerlidir. Bu bölge yani Yenisey Nehri ile Altay Dağları arası M.Ö. 46'dan beri Kırgızların ana yurdudur. Andronova kültürünün Orhun nehri bölgesini de etkisi altına alarak Orta Asya medeniyetinin temelini attığı yönünde, bazı bilim insanları fikir beyan etmiştir.

5.Karasuk Kültürü (MÖ 1200- MÖ 700)
Orta Asya'da demirin ilk işlendiği kültür bölgesi olarak bilinmektedir. Karasuk kelimesinin anlamı Kara-su'dur. Adını Yenisey ırmağının kollarından olan Karasuk Nehri'nden almıştır. Yapılan kazılarda dört tekerlekli, üzeri keçeden dokunmuş çadırla örtülü, arabalara rastlanmıştır. Çin kaynaklarında Proto-Türkler için kağnılı anlamında kullanılan Kao-che ismiyle bahsedilmiştir. Seramik süsleme ve ölü gömme adetlerinin Andronovo Kültürü'yle benzerlikler gösterdiği tespit edilmiştir. Karasuk kültürü sakinleri, at, deve, sığır ve koyun yetiştiriciliği yapmış ilaveten dokumacılıkla da uğraşmıştır. Demirin işlenip, demirden eşyaların yapımı, dünyada ilk olarak bu kültürde görülmüş olup bu tarihten yüzyıllar sonra demir, Avrupa, Hindistan ve Çin'de kullanılabilmiştir.

Taş veya kil toprak içine döküm yöntemi ile bronzdan kürek, bıçak ve benzeri el aletleri yapılmıştır. Bu aletlerin kabzaları, hayvan figürü şeklinde veya halka halka, mantar şeklinde sanatsal bir üslupla süslenmiştir.

Mimari olarak bu kültürün bir kalıntısı var mı diye sorarsanız, en yaygın olan şey mezar kalıntılarıdır. Yamuk dörtgen biçiminde, taştan yapılan tabutların içine cesetler baş kısmı geniş tarafa gelecek şekilde ya sırt üstü ya da esnetilmiş olarak yatırılmıştır. Bu kurganlarda ki buluntular arasında, yüzük, bilezik, küpe gibi süs eşyalarına rastlanmıştır. Ayrıca kabzaları hayvan figürleriyle süslenen hançerler, Orta Asya'daki İskit geleneğinin bir simgesidir. Orta Asya'ya tamamen yayılan atlı-göçebe kültürü İskit göçebe kültürünün temelini oluşturur.

6.Tagar Kültürü (MÖ 700 - MÖ 100)
Orta Asya'nın en gelişmiş Türk kültür merkezidir. Bu kültür bölgesi Akaban ve Yukarı Yenisey ile Minusinsk bölgesinde gerçekleştirilen arkeolojik kazılar sonucunda bulunmuştur. Yapılan kazılar sonucu ele geçirilen buluntulardan hareketle bu kültürün, Karasuk Kültürü'nün devamı niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır.

tagar-500x332.jpg


Türklerin ataları olan Proto-Türkler bilinen çağlardan beri Abakan bozkırlarında İdil ve Ceyhun Nehri'nin ilerisine kadar olan bütün Asya topraklarını yurt edinmişlerdir. Proto-Türk dönemi diye adlandırdığımız kültürlerin en gelişmiş örnekleri Tagar ve Taştık kültürlerinde tespit edilmiştir. Buluntulara değinecek olursak eğer, saplı aynalar, bilezikler, küpeler, taraklar, tunçtan yapılmış heykeller, üç ayaklı süslü kazanlar, tunçtan yapılmış iki yanı keskin bıçaklar ve hançerler ile ok uçları bulunmuştur. Bu eşyaların bir bölümünün üzerine Türk kültürünün kendine has tarzını yansıtan ve Proto-Türk sanatının özünü oluşturan hayvan üsluplu tasvirler işlenmiştir.

Tagar kültürüne ait kalıntılar içinde, Tagar ve Taştık bölgelerinde otağ biçiminde ağaçtan yapılmış sabit konutlara rastlanmıştır. Bu konutlar, ağaç kütüklerinden, silindirik veya dört köşe olacak biçimde üst üste yığılarak oluşturulmuştur. Eğilmiş ağaç dallarıyla tavanlar "kubbe" şeklinde kapatılmıştır. Bu evlerin orta yerlerinde, tıpkı çadırlarda yer alan ocaklar gibi, tepesinde duman deliği (tüğünük) olan baca seklinde delik mevcuttur. Bu ahşap evlerin oluşturduğu alanın etrafı, ağaç dalları ve kütüklerinden yapılan bir duvarla çevrilmiştir. Duvarlar, kuş tüyleri ve balçık çamur karışımıyla sıvanarak sağlamlaştırılmıştır. Eşya ve kayalar üzerine yapılan resimlerdeki hayvan tasvirlerinden hareketle bölgede dağ keçisi, geyik, at, kurt, boğa, kaplan, pars ve yırtıcı kuş gibi türlerin olduğundan bahsedebiliriz.

1544099600536.png

Tagar Kültürüne ait ibr petroglif.

Not: Yunanca kaya anlamına gelen petra ve oyma anlamına gelen glyphein kelimelerinden türetilmiş Fransızca bir kelimedir. Petroglif kaya üzerine yontulmuş, çizilmiş veya boyanarak yapılmış arkeolojik resim sanatına denir. “Taş üzerine yapılan oyma” anlamına gelen petroglif. Türkçe’de “kaya resimleri”, “kaya üstü tasvirler”, “kaya çizimleri” “taş oymaları” ifadeleri için kullanılmaktadır.
 

Benzer Konular


Üst