ORHUN YAZITLARI (ABİDELERİ): KÜL TİĞİN, BİLGE KAĞAN VE TONYUKUK YAZITLARI ( 732-735)

Aybalam

★★★★
Altın Üye
Gümüş Üye
#1
ORHUN YAZITLARI: KÜL TİĞİN, BİLGE KAĞAN VE TONYUKUK YAZITLARI ( 732-735)

Orhun yazıtları veya abideleri olarak bildiğimiz yazıtlar II.Köktürk Kağanlığı (682-744) dönemine aittir. Bu yazıtların detaylarına girmeden önce gelin isterseniz II.Köktürk Kağanlığı hakkında biraz bilgi edinelim.

I. Köktürk Kağanlığı, Çin entrikaları, Kağanların yönetimsel zayıflıkları ve halkın itaatsizliği gibi nedenlerle ilk olarak ikiye ayrılmış sonrasında ise Çin egemenliği altına girmiştir. 50 yıl boyunca Çin esareti altında yaşayan Türk ulusu çeşitli dönemlerde Çin esaretine karşı isyan girişimlerinde bulunmuştur. İlk olarak Kürşad sonra ise Nişufu önderliğinde milli istiklal ayaklanmaları başlatsalar da başarılı olamamışlardır.Takvimler 681 yılını gösterirken özgürlüğüne düşkün bu ulusun beklediği o kutlu gün gelmiştir. Doğu Köktürk devletinin son hükümdarının soyundan olan Kutlug adlı bir Şad daha fazla bu esarete tahammül edemeyerek mahiyetinde olan bir kaç kişiyle Çogay dağlarına kaçmıştır ve zamanla bu haberi alan diğer Türk boyları da onun etrafında toplanmaya başlamıştır. Bu sayı günden güne artmaktadır ilerleyen zamanda devletin veziri olacak olan Tonyukuk'da Kutlug'un milli gayesine sürekli destek vererek hep yanında yer almıştır. Nihayetinde Çin'e karşı mücadele başlamış ve başarılı olunmuştur 682'de Kutlug Kağan Çin esaretindeki Tüm Türk boylarını bağımsızlığa kavuşturarak II. Kutluk Devletini kurmuştur kendisine 'halkını derleyen toplayan' anlamına gelen 'İlteriş' unvanı verilmiştir. Devletini kuran Kutluk Kağan veziri Tonyukuk ile el ele verip devletini yüceltmek ve halkının refahı için daima mücadele etmiştir. Tonyukuk'un fikirlerine değer vermiş ve bu fikirler onun için daima yok gösterici olmuştur. Çünkü Tonyukuk Çin terbiyesi alarak büyüyen, Çin entrika ve politikalarını çok iyi bilen bir kişidir. Bu yüzden devletin merkezinin daima Çin’den uzakta bir yerde olması gerektiğini bu yerinde ancak Ötüken olacağını dile getirmiştir. Zeki ve plancı kişiliği ile bilinen Tonyukuk, askeri alanda da oldukça başarılıdır. İlk askeri başarısı isyancı Oğuzlara karşı olmuştur. Bunun ardından İlteriş Kutluk Kağan tarafından Ötüken ele geçirilip başkent yapılmıştır.

ctle_r_29-10-2014_00f3e-600x439.jpg


Kutluk Kagan ölünce 692'de yerine kardeşi Kapgan Kağan geçmiştir çünkü oğulları Bilge kağan ve Kül Tigin oldukça küçüktür. Kapgan Kağan'da çok başarılı işler yapmıştır devlet oldukça güçlenmiştir, diğer Türk boyları da onun idaresine girmiştir, Çin'le ilişkiler yolundadır ancak Çin'deki T'ang hanedanı Türk boylarından olan Bayırkuları hediyelerle etkisi altına alarak Kapgan Kağan'ı Bayırkular'ın reisine öldürtmüştür. Kapgan Kağandan sonra 716'da yerine oğlu İni İl Kağan geçmiştir ancak Kül Tiğin buna karşı çıkarak ağabeyi Bilge Kağan'ı kağan olarak tahta geçirmiş kendisi de orduyu komuta etmiştir. Devletin kurucusu olan İlteriş Kutlug Kağan'ın, iki oğlu uyum içinde ülkeyi idare etmeye başlamıştır. Tonyukuk'ta bilgi ve tecrübesiyle onlara eşlik etmiştir. Esasen Tonyukuk Kapgan Kağan'ın oğlunu desteklemişti tahta çıkarken bu hareketiyle farklı bir muamele görmeliydi fakat 70'li yaşlarda olması, yönetim tecrübesi ve Bilge Kağan'ın da kayın pederi olması gibi nedenlerle durumunda bir değişiklik olmamıştır.

Tonyukuk'un zeki bir kişiliğe sahip olduğunu ve Çin'in her türlü politikasına hakim olduğuna yukarıda değinmiştik bunun ispatı olarak şu bilgiyi de vermek isteriz. Bilge Kağan ve Kül Tigin tarafından uyum içinde idare edilen bu devlette bir gün Bilge kağan veziri Tonyukuk’a milleti için ev yaptırıp, şehirler kurmak, Çin’deki dinlerden birini de kabul etmeyi istediğini söyler. Bunun üzerine Tonyukuk, “Çinliler bizden sayıca yüz defa çoktur. Biz buna rağmen onlara karşı gelecek isek çayır ve suyun ardından gitmemiz, av ile geçinmemiz ve çadırlarda oturmamız gerekir. Güçlü olunca ilerleriz, yoksa geri çekiliriz, saklanırız. Çinliler çoktur ama her yerde savaşamazlar. Duvarlarla çevrili şehirlerde oturdukları için çabuk esir olurlar. Ayrıca Burkan ve Lao-tse dini insanı yumuşak ve zayıf yapar.” demiş ve bu isteğin uygun olmayacağını gerekçeleriyle açıklamıştır.

Bilge-Kağan-Yazıtı.jpg


Her yükselişin bir düşüşü elbet vardır, bu sözden hareketle birazda II. Kutluk devletinin son dönemlerine değinerek asıl konumuza dönelim. Kutluk Kağanlığı'nın bu görkemli dönemi çok uzun sürmeyecektir. Orduyu komuta eden Kül Tigin'in 731 yılının ilkbaharında ölümüyle, en büyük desteğini kardeşini yitiren Bilge Kağan acılar içinde kalmıştır. Bilge Kağan kardeşi Kül Tigin için bir cenaze töreni düzenler ve buna bütün komşuları katılır. Kardeşi için büyük bir bark içinde yazıt diktirir, bu yazıt için Çin hükümdarı, ressam ve heykeltraşları ile yüksekliği 3.75 m olan tepesi oymacılık sanatıyla bezenmiş boş bir mermer sütun yollamıştır. Bilge Kağan bu mermer sütunun Batı yüzüne Çince, Doğu yüzüne ise Türkçe yazılar işleterek 732'de yazıtı yerine diktirmiştir. Kül Tigin'in ölümünden sonra Bilge Kağan'da çok uzun yıllar yaşamamıştır. 734'de devletin en parlak döneminde, veziri Mey-lo-çue tarafından zehirlenerek öldürülmüştür. Yerine oğlu Tenri Tigin geçmiştir ve babası için 735'de amcası Kül Tigin için dikilen yazıtın aynından yaptırmıştır. Devletin son on yılı iç karışıklıklar ve taht değişiklikleriyle, Karluk, Basmil ve Uygur iç çekişmelerine sahne olmuştur. Bu karışık ortamın galibi Uygurlar olmuş ve 745 yılında Kutluk Kağanlığı'na son vererek kendi devletlerini kurmuşlardır.

Yazıtlara Dair Bilgilendirme

Orhun Yazıtları'nın mimarı olan II.Kutluk Devleti hakkında vermiş olduğumuz genel bilgilendirmenin ardından isterseniz şimdi biraz da yazıtlardan bahsedelim. Başlığımızda da belirttiğimiz gibi Orhun Yazıtları dendiğinde akla ilk gelen ve en önemlileri Kül Tigin, Bilge Kağan ve Tonyukuk Yazıtları'dır. Moğolistan'ın Orhun Vadisi'nde 1889'da bulunmuştur. Bu yazıtlardan bahsederken unutmamamız gereken bir kişi vardır, yazıtlardan ilk bahseden kişi, Moğol tarihçisi Alaaddin Ata Melik Cüveynî'dir. 13. yy.'da yazmış olduğu Tarih-i Cihan-güşa adlı eserinde bu yapıtlardan bahsetmiştir. Çin kaynakları da yazıtların dikilişi hakkında bilgi vermekteydi ancak yinede bu yazıtların keşfi uzun yıllar sonra gerçekleşti. Bu durumun bir çok nedeni olabilir tabi ki belki o dönemlerde günümüzdeki gibi ilgi uyandırıcı bir nitelik taşımıyordu belki önemi anlaşılmadı kim bilir! Neticede ilk olarak Rus çarı I. Petro'nun emriyle Sibirya'nın bitki örtüsü incelemeleri için, bitki bilimci Daniel Gottlieb Messerschmidt ve kendisine rehberlik etmesi için İsveçli tutsak subay Johan Von Strahlenberg bölgeye yollanmıştır. 1721'de Güney Sibirya'da, Yenisey Irmağı'nın yukarısında Orhun harfleriyle yazılmış ve Kırgızlara ait olduğu düşünülen mezar taşlarına benzeyen Yenisey Yazıtları'ndan birini keşfetmiştir. Bir yıl sonra ise tutsaklığı son bulan Strahlenberg, İsveç'e dönerken bu incelemesiyle ilgili görüşlerini kitap hâline getirerek 1730'da Stockholm'de yayımlamıştır. Bu sayede Orhun Yazıtları bilim dünyasının dikkatini çekmiştir.

images.jpg

Danimarkalı dilbilimci Vilhelm Thomsen

Yazıtları inceleme amaçlı, bölgeye heyetler 1887-88 tarihlerinde gitmeye başlamış gelen ilk heyet Fin araştırma heyeti olmuştur. Yenisey mezar yazıtlarının ilk kopyaları bu heyet tarafından ilk kez yayımlanmıştır. Rus arkeolog Nikolay Mihailoviç Yadrintsev aynı yıl Moğolistan'da, Orhun Irmağı kıyılarında aynı yazıyla yazılmış çok daha büyük iki yazıt daha bulmuştur. Orhun Yazıtları adı verilen bu iki büyük yazıt ile ilgili eserini de 1890 yılında yayımlamıştır. Bu keşif üzerine Axel Olai Heikel'in başkanı olduğu bir Fin araştırma heyeti Orhun Irmağı kıyılarına giderek Orhun Yazıtları'nın kopyalarını çıkarıp yayımlamışlardır. Yazıtların üzerinde Çince kısa bir yazı dikkat çekmişti, bu yazı bu iki yazıttan birinin 732'de ölen bir Türk prensinin anısına dikilmiş olduğundan bahsetmektedir. Böylece, bu yazıtların kime ait olduğu ve hangi dilde yazıldığı sorusunun cevabı bulunmuş oluyordu. Öyleyse bu yazıtlar Türklerin atalarından kalmaydı ve kullanılan dil de eski bir Türk lehçesiydi. Danimarkalı dil bilimci Vilhelm Thomsen tarafından 1893 tarihinde, Rus Türkolog Vasili Radlof’un da katkılarıyla Orhun ve Yenisey Yazıtları'nda kullanılan "runik" yazı çözümlenmiş ve aynı yıl bilim dünyasına, Danimarka Kraliyet Bilimler Akademisi'nde açıklanmıştır. Eski Türk "runik" yazısının çözümüyle ilgili raporu da Thomsen, Danimarka Bilim ve Edebiyat Akademisi bülteninde yayımlanmıştır. 1894 Mart'ında Vasili Radlof'da Orhun Yazıtları üzerine bir eser yayımlamıştır. Türkiye'de ise Orhun Yazıtları'yla ilgili ilk kitap Türkolog Necib Asım tarafından 1924'de Osmanlı Türkçesi ile yazılarak Orhun Abideleri adıyla yayımlanmıştır. Necib Asım bu eserini Radlof ve Thomsen'in araştırmalarından yararlanarak hazırlamıştır.

220px-Radlof_V.V..jpg

Vasili Radlof

Yazıtlarda Türklerin tarihinden, sosyal ve siyasi yaşam tarzından bahsedilmiştir. Hem tarihi hem de edebi açıdan diğer Türk yazıtlarına göre daha uzun ve oldukça fazla bilgi içeren önemli bir kaynaktır. Bu yazıtlarda kağanın, başarılı olmak için yapması gerekenler ile yönetimi altında ki halkın refah düzeyi veya içinde bulunduğu kötü durumlar anlatılmıştır. Kağanın fakir ve aç olan milleti nasıl zengin hale getirdiği, yoksul ve çıplak kişileri giydirip karınlarını nasıl doyurduğundan bahsedilmektedir. Yine yazıtlarda, Türk milletinin yabancı devletlerin siyasetine maruz kaldığı dönemlerde sıkıntılar yaşadığı, bilgili ve tecrübeli olmayan kişilerin yönetime getirildiği zamanlarda yönetim düzeninin iyi işlemediği ve bu durumun millette hoşnutsuzluk oluşturduğu, yine yabancı kültürlerin Türk birliğini zedeleyerek benliğimizi yitirmemize sebep olduğu gibi durumlar anlatılmıştır. Bu yazıtlar için bir nevi kağanların halka hesap verme konusunda, kendilerini sorumlu hissetmelerinin neticesinde oluşmuştur diyebiliriz. Bütün bunlardan ve yaşanmışlıklardan hareketle şu sonuca da ulaşabiliriz, Türk milleti en zor şartlarda bile içinden kuvvetli şahsiyetler çıkarabilen, ülkeyi içinde bulunduğu kötü durumlardan kurtarıp, yeniden bir devlet kurabilecek güçte, bağımsızlığına düşkün onurlu bir millettir.

Bu yazıtları bir mezar taşı olarak düşünmek son derece yanlış olacaktır zira bunlar bir kağanın yönetimi altındaki tüm ulusuna, hitapta bulunduğu siyasi bir beyanname karakteri de taşımaktadır. Bilge Kağan ve Kül Tigin Yazıtları'n da milli gurur ve heyecanı dillendiren cümleler yer almaktadır. Yazıtlardan şöyle bir örnek vererek milli gurur ve heyecanın dile getirilişini ifade etmiş oluruz;

''Tört bulun kop yagı ermiş sü sülepen tört bulundaki bodunug kop almış kop baz kılmış başlıgıg yüküntürmiş tizligig sökürmiş.''

''Dört bucak hep düşman imiş. Ordular sevk ederek dört taraftaki halkları hep almış, hep kendisine bağımlı kılmış. Başlılara baş eğdirmiş, dizlilere diz çöktürmüş.”

GOKO8.JPG


Son olarak yazıtların yazım dili hakkında bilgi vererek Orhun Yazıtları'nın en önemli üç yazıtından bahsedelim. Orhun Yazıtları, Türk dilinin gramer yapısının tespit edileceği bir düzeyde ilaveten Türk dilinin yabancı unsurların tesirinde kalmadığının kendi bünyesinde ileri bir düzeye ulaşmış olduğunun sağlam bir kanıtıdır. Anlatım tarzı oldukça canlı olup samimi bir dille yazılmıştır. Yazıtlar 38 harfli eski bir Türkçe alfabeyle oluşturulmuştur. Türkçede 8 ünlüye karşılık gelen harflere karşın bu alfabede bir sese veya harfe iki ünlü karşılık gelmektedir. Yani bu alfabede a/e bir harfe, o/u bir harfe ve ö/ü de bir harfe karşılık gelmektedir.


Tonyukuk Yazıtı (720-725/732)
Orhun Yazıtları'nın ilki olan Tonyukuk Yazıtı'nın dikildiği tarih tartışmalıdır. Çünkü Bilge Kağan ve Kül Tiğin Yazıtları'nın dikiliş tarihi yazıtta belirtilmiş ancak Tonyukuk Yazıtı'nda bir tarih belirtilmemiştir. Bu yazıtın 720-725 veya 732 den sonra dikildiği düşünülmektedir. Bilge Kağan ve Kül Tigin Yazıtları'nın doğusunda yer almaktadır.

Bu yazıtın, dört tane yüzü olan iki taş üzerine, Bilge Kağan dönemine kadar vezir ve aynı zamanda başkomutan olan Tonyukuk tarafından bizzat yazılmış ya da yazdırılmış olduğu düşünülmektedir. Birinci taşın batı ve doğu yüzünde 7'şer satır, kuzey yüzünde 11 ve güney yüzünde de 10 satır yer almakta olup toplamda 35 satırdan oluşmuştur. İkinci taşın da doğu yüzü 8, batı yüzü 9, güney yüzü 6 ve kuzey yüzünde de 4 satır olmak üzere toplamda 27 satır mevcut olup her iki taşın toplam satır sayısı 62'dir.
1200px-Bilge_Tonyukuk_-_Orkhon_Inscriptions.jpeg

Tonyukuk Yazıtı'nın, üslup olarak diğer iki yazıtın aksine daha ciddi ve seçkin sözleri ile ifadeleri vardır. Bu yazıtta Kül Tigin ve Bilge Kağan Yazıtları'nda yer almayan işaretler mevcuttur ayrıca yazının yazılışında biçimsel olarak farklılıklar vardır. Bu durumu bir örnekle açıklayacak olursak eğer, Kül Tigin ve Bilge Kağan Yazıtları'nda satırlar dizilim olarak aşağıdan yukarı doğru yazılmış Tonyukuk Yazıtında ise metin yazıta işlendikten sonra dik konumda yerine yerleştirildiğinden satırlar sağdan sola doğru yazılmış gibidir.

Kül Tigin Yazıtı (732)
Bilge Kağan tarafından kardeşi Kül Tigin anısı için dikildiğine daha önceden değinmiştik. Yazıt 3,75 m yüksekliğinde, tek parça, dört yüzü olan düşük nitelikli kireç taşı veya mermerden yapılmıştır. Kül Tigin yazıtının bütün yüzleri, boyu 2.75 m olan yazıtlarla kaplıdır. Yazıt, kaplumbağa heykeli şeklinde mermer bir kaide üzerine oturtulmuş olup bu kaide üzerine ise 8 satırlık, fakat 7-8 kelimesi okunabilen küçük bir yazı işlenmiştir. Taşın doğu ve batı yüzlerinin genişliği üstte 1.22 m, dipte ise 1.32 m olup, kuzey yüzünün eni 46 cm, güney yüzünün eni ise 44 cm'dir.

Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarının yazıcısı Kül Tigin'in yeğeni Yolluğ Tigin'dir. Kül Tigin yazıtının güneydoğu ve güneybatı kenarlarındaki kısa yazıt Yolluğ Tigin'in sözleridir. Kül Tigin yazıtının güney yüzündeki son cümle de yine Yolluğ Tigin'e ait olup bu yazıtı yirmi günde bitirmiştir. Kül Tigin yazıtının doğu, güney, kuzey yüzleri ve kuzeydoğu kenarındaki metinler ile batı yüzündeki Çince yazıtının bulunduğu iki satırlık Türkçe metin bizzat Bilge Kağan'ın ağzından yazılmıştır.

2246195.png


Yazıt üslup olarak, canlı, heyecanlı, parlak ve etkileyicidir. Batı yüzü Çince yazılmıştır diğer taraflar baştan başa Türkçe' dir. Doğu yüzü 40 satır, güney ve kuzey yüzleri 13'er satırdır. İlaveten yazıtın kuzeydoğu, güney doğu ile güneybatı yüzleri arasında yer alan kenar kısımlarında da küçük yazıtlar yer almaktadır. Yazıtın batı yüzüne Türkçe olarak küçük bir yazıt da işlenmiştir. Bahsi geçen yazıtın, "koyun yılının onyedisine" denk gelen 27 Şubat 731 tarihinde Kül Tigin anısına dikilmiş olduğu, cenaze töreninin "dokuzuncu ayın yirmi yedisine" denk gelen 1 Kasım 731'de gerçekleştirildiğinden bahsedilmektedir. Yazıtın dikiliş tarihi ise 21 Ağustos 732'dir.

Bilge Kağan Yazıtı (735)
Kül Tigin yazıtına göre birkaç santimetre daha yüksektir. Fakat aynı zamanda da daha yıpranmış vaziyettedir. Yazıtın doğu yüzünde 41, daha dar olan kuzey ve güney yüzlerinde ise 15'er satırlık Türkçe metin yer almaktadır. Kül Tigin yazıtında olduğu gibi, Bilge Kağan yazıtının batı yüzünde de Çince bir metin mevcuttur. Fakat yazıt tahribata uğradığı için bu metnin çok azı okunabilmiştir.

Kül Tigin yazıtı' nın güney yüzündeki konular Bilge Kağan Yazıtı ile birebir aynı kuzey yüzünde yer alan konular ise son 7 satır dışında birebir aynıdır. Yazıtın doğu yüzünde yer alan 2. ve 24. satırlar ile Kül Tigin yazıtının doğu yüzündeki 1. ve 30. satırlar aynıdır.

400px-Gok_turk_Epigraph_Copy_in_Gazi_University_Ankara.jpg

Bilge Kağan Yazıtı'nın güneybatı yönünde yer alan kısa metin Yolluğ Tigin'in sözleridir. Yolluğ Tigin, Bilge Kağan yazısını otuz günde yazmıştır. Bilge Kağan Yazıtının güney yüzünde yer alan 10. satırın altıncı kelimesinden sonra ise yazıtı diktiren oğlu, Tenri Kağan konuşmaktadır. Yazıtın Çince olan batı yüzünün üst kısmındaki lirik metin de yine Tenri Kağan'ın sözleridir.

Bilge Kağan Yazıtı'nda ''ıt yıl onunç ay altı otuzka'' yani "köpek yılının onuncu ayının yirmi altısında" ölen Bilge Kağan anısına dikilmiştir şeklinde bir cümle yer almaktadır. Bilge Kağan'ın ölüm tarihi ise 25 Kasım 734'tür. Bilge Kağan'ın cenaze töreni yazıtta ''laģzin yıl bişinç ay yiti otuzka'' yani "domuz yılının beşinci aynın yirmi yedisi" diye belirtilmiştir. Bu tarihte 22 Haziran 735'e tekabül etmektedir. Yazıtları araştıran Bazin, Türkçe yazıtların otuz dört günde tamamlandığı durumundan hareketle Bilge Kağan Yazıtı'nın 20 Eylül 735'de dikilmiş olduğunu dile getirmiştir.

Son olarak Bilge Kağan yazıtında bulunan, en ünlü bir kaç cümleyi sizlerle paylaşalım:
  • ''Türk Oğuz Beyleri, işitin! Üstte gök çökmedikçe, altta yer denizi delinmedikçe, ilini töreni kim bozabilir?''
  • ''Ey Türk ulusu! Kendine dön. Seni yükseltmiş Bilge Kağanı'na, özgür ve bağımsız ülkene karşı hata ettin, kötü duruma düşürdün.''
  • ''Ulusun adı, sanı yok olmasın diye, Türk ulusu için gece uyumadım, gündüz oturmadım. Kardeşim Kül Tigin ve iki Şad ile ölesiye, bitesiye çalıştım... ''
 

Ekli dosyalar

Son düzenleme:

Karatekin Bey

★★★★★
Platin Üye
Üye
#2
Güzel bir paylaşım olmuş Aybalam yeterince açık ve bilgi verici ellerine sağlık...
Bu gün Moğolistan topraklarında bulunan yazıtların orjinalleri müzede saklanmakta, dışarıda olanları ise imitasyonlar.
Aslında biz bu üç yazıtı hep bir arada görmüş olsakta ayrı ayrı yerlerde aynı bölgede bulunmuşlar.Kültigin yazıtı ilk dikilidiğinde bir anıt mezar ve külliye içerisindeymiş.Aşağıda ki resim el ile çizilmiş bu külliyenin rekonstrüksiyon halidir ve bizim sitemize özel bir resim olacak.1986 da bulunan bu yapı 2003 yılına kadar araştırıldı. şu an üzerinde çalışma yapılmıyor ama geçmşite nasıl göründüğü hakkında bize fikirler veriyor.Belki diğer yazıtlarda öyle bir külliyenin içindeydi fakat araştırma yapılmadığı için bilemiyoruz.
Ekran Alıntısı.JPG
 

Orion

Site Başkanı
Yönetici
#4
Elinize emeğinize sağlık çok güzel özet bilgiler olmuş, sıkılmadan okudum. Türk Tarihi bölümünde böyle bir yazının olması çok güzel oldu. Teşekkür ederim.
 

Aybalam

★★★★
Altın Üye
Gümüş Üye
#6
@Karatekin Bey, Kardeşi için büyük bir bark içinde yazıt diktirir, bu yazıt için Çin hükümdarı, ressam ve heykeltraşları ile yüksekliği 3.75 m olan tepesi oymacılık sanatıyla bezenmiş boş bir mermer sütun yollamıştır. Yazımda bu konudan bahsetmiştim ancak evet külliye içinde diye ayrıca belirtmedim, zaten yollanan ressamlarda külliyenin duvarlarına Kül Tigin'in yapmış olduğu savaşlardaki temsili savaş resimlerini çizmesi için yollanmıştır. Bu bilgiyi de bu vesileyle ermiş olalım.
 

GÖKÇEN

Üye
Yeni Üye
#7
@Aybalam kurgu olsun akıcılık olsun güzel bir yazı olmuş tebrik ederim. En temel bilgiler mevcut. Gönül ister ki bu tip eserler ilk haliyle kalsın ancak doğaya aykırı bı temenni...
 

GÖKÇEN

Üye
Yeni Üye
#8
@Karatekin Bey güzel bı resim ilk kez görüyorum insan bazi temel bilgileri ediniyor çeşitli metinlerde tasvirde yapılıyor ancak bir resim veya bu tarz bır çizim olunca bilgilerde çizimlerle örtüşüyor genelde birbirinin aynı resimler donuyo sorgulamalarda. Dediğiniz gibi sitenize özel bir resim olmus tebrikler:)
 

Aybalam

★★★★
Altın Üye
Gümüş Üye
#11
Bilge Kağan ve Kül Tigin Yazıtları birbirinin aynıdır demiştik yazıda ancak bir tarihe kadar yani 731 yılına kadar aynıdır, sonrasında Bilge Kağan kardeşinin ölümünden sonra 3 yıl daha yaşadığı için bu zaman diliminde yaptıkları da fazladan eklenmiştir yazıta. Araştırmacılar anıtları çözümlerken de yıpranmış okunamaz olan yerleri iki yazıtı karşılaştırarak çözümlemişlerdir.
 
Üst