Aybalam

Üye
Yeni Üye
#1
Milli Mücadele’nin Kahraman Kadınları

Kurtuluş Savaşı, bir ulusun var olabilme ya da yok olma mücadelesinin en çetin en zor sınavıydı. Millet olarak hepimiz bunun farkındaydık ve var olabilmek için herkes üzerine düşeni yapmalıydı. İşte tamda bu noktada bu bilinçle harekete geçen kadınlarımız, analarımız, evlatları, kocaları ve en önemlisi vatanları için o naif bedenleriyle adeta devleşerek Türk kadınının yüceliğini dünyaya haykırdılar. Dernek kurup örgütleneni mi ararsın cephede yaralı askerlerin bakımını yapanı mı? Sadece savaşmadılar, dünyada da kamuoyu oluşturmaya çalıştılar, bazen bir gazeteci bazen terzi bazen de omzunda mavzer taşıyan savaşçı oldular. Kurtuluş Savaşı’nın kadınları arasında şüphesiz ki cephede çarpışanlar bir hayli dikkat çekti, kadın efelere karşı büyük bir hayranlık oluşsa da bu mücadeledeki her türlü hizmet, savaşı zaferle taçlandırmaya yetmiştir.
Bu gün size o fedakar, o cesur,o gözü kara vatan aşkıyla yanan kahraman kadınlarımızdan bahsedeceğiz. Selam olsun! Kara Fatmalar'a, Gördesli Makbule'ye, Şerife Bacı'ya, Klavuz Hatice'ye, Asker Saime'ye, Nezahat Onbaşı'ya, Halide Edip'e ve daha ismini sayamadığımız yüzlercesine...Selam olsun... Bu kadınlarımız cephede savaşan kadınlardan sadece birkaçıdır. Tarihimizin tozlu sayfalarında, ismi yok olup giden ama milletimizin bekası için kendini feda eden kadınlarımızın, gizli kahramanlarımızın gerçek sayısı hiçbir zaman bilinmeyecektir.

kadın.jpg


1. Halide Edip Adıvar (Halide Onbaşı) (1884-1964)

kadın2.jpg


Kurtuluş savaşı kadınları dendiğinde şüphesiz ki akla gelen ilk isimlerden biri güçlü ve mücadeleci kimliğiyle Halide Edip'tir. Aslında Osmanlı son dönemi ve Cumhuriyet döneminin en önemli kadın edebiyatçıları arasında olup bir çoğumuzun da onu bu yönüyle tanıdığı doğrudur. İlaveten hitabet yönü oldukça kuvvetli olan Halide Edip, 1919 da İstanbul halkına, ülkenin işgaline karşı harekete geçilmesi konusunda yaptığı konuşmaları ile zihinlerde yer etmiştir. İstanbul’un işgali sonrasında İngilizler tarafından Halide Edip ve eşi Adnan Bey hakkında idam kararı çıkarılınca eşiyle birlikte işgal sonrası Ankara’ya gelmişlerdir. Ankara’da başlangıçta basın-yayın işlerinde görev aldı. Ankara Kızılay Şubesi başkanlığını idare etti. Daha sonra savaşa fiilen katılma isteğini Mustafa Kemal Paşa’ya yazarak, orduda görev istedi. Kurtuluş Savaşı'nda cephede Mustafa Kemal'in yanında 'Halide Onbaşı' adıyla görev alan savaş kahramanlarındandır.

Ankara’da Batı Cephesi Karargâhı İkinci Şubesi’nde onbaşı olarak çalıştıktan sonra çavuş ve başçavuş rütbelerini almıştır. Yunanlıların sivil halka yaptığı baskıları incelemek üzere kurulan Tetkik-i Mezalim Komisyonu’nda görev aldı. Cephede uzun süre savaşan Halide Edip, ayrıca İstiklal Madalyası sahibi olup savaş yıllarında Anadolu Ajansı'nın kurulmasında da rol oynayarak gazeteciliği de meziyetleri arasına dahil etmiştir. Kurtuluş Savaşı gözlemlerini romanlarında ustalıkla işledi.

Cumhuriyet kurulduktan sonra Halide Edip ve eşi Adnan Adıvar, Mustafa Kemal Atatürk’le siyasi yönden ters düştüler. Eşi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kuruluşunda yer aldı. Fırka kapatıldıktan sonra 1925 yılında eşiyle birlikte yurt dışına çıkmak zorunda kaldılar. Atatürk’ün ölümünden sonra 1939’da tekrar Türkiye’ye dönen Halide Edip İstanbul Üniversitesi'nde hocalığa başladı. 1950’de milletvekili oldu ve 1964 yılında da hayatını kaybetti.

2. Nezahat Baysel (Nezahat Onbaşı) (Ö. 24 Eylül 1994)
kadın3.jpg

Nezahat Onbaşı, 70.alayın 12 yaşında ki Onbaşısıdır. Albay Hafız Halit Bey'in kızıdır. Eşi Hadiye Hanım 24 yaşında veremden ölünce, 8 yaşında annesini kaybeden küçük Nezahat, babasıyla cephe cephe dolaşmak zorunda kalmış hatta I. Dünya Savaşı’na da katılmıştır.

Nezahat Onbaşı babasıyla birlikte, Geyve Savaşı, Konya İsyanı, Birinci ve İkinci İnönü Savaşları ile Sakarya ve Gediz Muharebelerinde yer almış ve gösterdiği kahramanlıklarla 70. alayın simgesi haline dönüşmüştür. 70. alayın ismi ''kızlı alay'' diye anılır olmuştur. Hatta Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa’nın dahi dikkatini çekmeyi başarmıştır.

3. Şerife Bacı (Ö. 1921)
kadın4.jpg


Kurtuluş Mücadelemizin değerli isimlerinden olan Kastamonu’nun Seydiler ilçesinden Şerife Bacı, cephede savaşmış olmasa da cepheye silah taşırken şehit olan kahraman bir kadınımızdır. Erkeklerin cephede olduğu o zor dönemde silah ve cephanenin askerlere ulaştırılması gerekiyordu. Şerife Bacı da kucağında bebeğiyle kadınlar ve yaşlı erkeklerle birlikte İnebolu’daki cephaneyi kağnısına yükleyip Ankara’ya götürmek için yola çıkmıştır. Anlatılan hikayeye göre, Aralık ayının karlı havasında cephane ıslanmasın diye yün yorganını da cephaneye örtmüştür. Bebeğinin donmaması için de ona sarılarak ısıtmaya çalışan Şerife Bacı, Aralık 1921'de daha 21 yaşında donarak hayatını kaybeden kahraman kadınlarımızdandır. Kastamonu da adına dikilmiş bir anıtı vardır.

4. Fatma Seher Erden (Erzurumlu Kara Fatma)(1888-1955)
kadın5.jpg

Milli Mücadele’nin sembol kahramanlarından biri Erzurumlu Kara Fatma, 1888’de Erzurum’da doğmuştur. Subay Dervişlerinden Ahmet Bey ile evlendi. askerlik hayatını eşi ile birlikte paylaşarak ilk olarak Balkan Savaşı’na katıldı. I. Dünya Savaşı’na da Kafkas Cephesi'nde, ailesinden topladığı 10 kadınla katılmıştır. Eşi Binbaşı Ahmet Bey'in Sarıkamış'ta şehit olduğu haberini alınca memleketine dönmüştür. Mondros Mütarekesi sonrası, Ermeniler tarafından yakınları şehit edilen kadınları bir araya getirerek Ermenilere karşı savaşmıştır. Kongrelerin düzenlendiği 1919'larda Mustafa Kemal'le bizzat görüşebilmek için Sivas'a gitmiştir. Milis Müfreze Komutanı olarak batı cephesinde görevlendirilmiştir. Aldığı talimatla İstanbul'a giderek, silah ve adam kaçırma faaliyetlerinde bulundu. Kadınlardan oluşturduğu birlik ile Bursa ve İzmit’in işgalden kurtulması için uğraş vermiştir.. İzmit’in işgalini duyunca kızı, oğlu Seyfeddin ve iki kardeşi ile bölgeye giderek örgütlenip çete kurmuştur. Çevredeki köylülerle birlikte, işgalci Yunan'a karşı uzun süre mücadele vermiştir. İzmir'in Yunan işgaline uğraması üzerine İzmir'e geçerek kurtuluşu için savaştı. Kara Fatma; Adana, Dinar, Nazilli, Sarayköy, Afyon Karahisar ve Tire’de asker olarak savaşmıştır. Rum çetelerine karşı mücadelede kızı ve oğlunun bir hayli katkısı olmuştur.. Kara Fatma’nın çetesi bölgede faaliyet gösteren Rum ve Ermeniler’e karşı büyük zaferler kazanmıştır. Balkan, I. ve II. İnönü, Dumlupınar, Sakarya, Başkomutanlık Muharebeleri’ne de katılarak savaşan Kara Fatma'nın, çavuş olan rütbesi üsteğmenliğe yükseltilmiştir. Kara Fatma, para için savaşmadığını söyleyerek, emekli maaşını kabul etmeyerek maaşını Kızılay’a bağışlamıştır.

Savaştan sonra İstanbul’a yerleşen Kara Fatma’nın İstanbul yılları Türkiye açısından maalesef tam bir vefasızlıktır. Kara Fatma yokluk ve sefalet içinde yaşamını sürdürmüştür. 1933 yılında bu durum bir gazete haberiyle kamuoyuna duyurulmuştur ancak değişen bir şey olmamıştır. Ancak ölümünden bir yıl önce 1954 yılında kendisine maaş bağlanmıştır. 2 Temmuz 1955 tarihinde de İstanbul Darülaceze’de yaşamı sona ermiştir.

5. Halime KOCABIYIK (Halime Çavuş)(...-1976)
kadın6.jpg


Kastamonu’da doğan, mücadeleye katılan Bir keresinde İnebolu’dan cepheye cephane taşırken Mustafa Kemal Paşa’ya rastladı. Ancak Kastamonu’nun Duruçay köyünde doğan Halime Çavuş, anne-babasının “kızım gitme” şeklindeki yalvarışlarına kulak asmadan, erkek kıyafeti giyip saçlarını kestirerek cepheye katılmıştır. Kadın olduğunu söylemeden askerlerin içerisine girmiştir. 1921’de Yunan gemilerinin İnebolu’yu bombalaması sırasında ayağından yaralanınca sakatlanıp evine dönmek zorunda kalmıştır. Ordu içinde Yıllarca Halim Çavuş adıyla erkek olarak bilinmiştir. Mühimmat taşımada birçok görev yapmıştır. İnebolu’dan Ankara ve Sakarya’ya yapılan cephane taşıma faaliyetlerinde de görev almıştır. Savaş sonrasında Çankaya köşkünde ağırlanmış ve İstiklal Madalyası’yla onurlandırılmıştır. 20 Şubat 1976 yılında hayatını kaybetmiştir.
Savaş sırasında Mustafa Kemal Paşa’yla karşılaşan Halime Çavuş, rastladığı kişinin O olduğunu bilmiyordu ve ikili arasında şu konuşma geçti:
Mustafa Kemal Paşa “Sen üşüyor musun böyle?” diye sorunca.
“Bey, 100 bin kişi kurtulacak. Ben öleceğim de ne olacak?” diye cevap vermiştir.

6. Hafız Selman İzbeli
kadın7.jpg

Varlıklı bir aileden gelen Hafız Selman Hanım, Kastamonu müdafa-i hukuk cemiyeti, kadınlar kolu kurucularındandır. Kastamonu'daki ilk kadın meclis üyesi olup Kurtuluş Savaşı sırasında Kastamonu'daki kadınları toplayarak, asker için çorap, fanila ördürerek cepheye göndermiştir. Atatürk hayranı ve değerli bir Cumhuriyet kadınıdır. Savaştan sonra o da herkes gibi Türkçe harflerle okuma yazmayı öğrenmiştir. Hafız Selman hanıma milletvekilliği de önerilmiş, ancak "Hafız olduğum için başımı açmam, başımı açamayacağım için de Milletvekili olamam" diyerek teklifi geri çevirmiştir.

7. Gördesli Makbule (1902-24 Mart 1922, Kocayayla/Akhisar)

kadın8.jpg

Makbule Hanım, Milli Mücadelemizin kadın kahramanlarından, 1902 yılında Gördes’te doğdu. Kurtuluş Savaşına katıldığında henüz 19 yaşında ve bir yıllık evliydi. 15 Mayıs 1919'da Yunan ordusunun İzmir'i ve Batı Anadolu'yu işgale başlaması üzere 7 Kasım 1921'de kocası Halil Efe ile işgale karşı Kuvay-ı Milliye çetelerine katıldı. Batı cephesinde savaştı. Kocasıyla birlikte Gördes-Sungurlu-Akhisar bölgesinde Yunanlılarla mücadele eden Gördesli Makbule, 17 Mart 1922’de geri çekilen askere cesaret vermek için öne atılınca, Kocayayla mevkiinde çıkan çatışmada başından vurularak şehit edilmiştir.

8. Emire Ayşe Aliye (Çete Emir Ayşe)(1894-1967)

kadın9.jpg



Çete Ayşe, 1894 yılında Aydın İmamköy de doğmuştur. Evli ve iki kız annesidir. Eşi Çanakkale cephesinde şehit olunca babası ve kızlarıyla birlikte yaşamına devam eder. Yunan, İzmir'den sonra Aydın’a doğru ilerleyerek, köyü işgal edince, Çete Ayşe kızlarını komşusuna emanet ederek kocasından son kalan elmas küpelerini satıp bir silah alarak dağa çıkar ve Kuvay-ı Milliye birliklerine katılır. Yörük Ali Efe önderliğinde 27 Haziran 1919 günü yapılan Aydın baskınına katılarak Kuvay-ı Milliye güçlerinin Aydın’ı Yunandan almasıyla o da köyüne geri döner.

Yunanlılar destek güçle Aydın’ı tekrar alınca cesareti, mücadeleciliği ve nişancılığı ile bilinen İmamköylü Çete Ayşe tekrar Kuvay-ı Milliye güçlerine katılır. Kuvay-ı Milliye’nin Umurlu Cephesi’nde çarpışmıştır. Yörük Ali Efe grubu içerisinde çatışmalara devam ederken Parmağından yaralanır ve hastalanır. İyileştikten sonra Yörük Ali Efe ondan cephe gerisinde hizmet etmesini ister. Aydın’ın kurtuluşu olan 7 Eylül tarihine kadar Yunanla savaşmaya devam etmiştir. Kurtuluş Savaşı sonrasında Çete Ayşe İstiklal Madalyası'na layık görülerek ödüllendirilir. Çete Ayşe, efe unvanını alan ilk kadın kahramanımızdır.


“Savaştım Yunana karşı, elimde kalan en değerli şey Atatürk’ün göğsüme taktığı İstiklal Madalyası'dır” demiştir. 1967 yılında da hayatın kaybetmiştir.

9. Tayyar Rahmiye (1890-1920)
Tayyar_Rahmiye_Hanım.jpg

Milli Mücadelenin kadın kahramanları arasındadır. Osmaniye’nin Kaypak Nahiyesi Raziyeler köyünde 1890 yılında doğdu. Tayyar Rahmiye'ye, çok cesur ve atak bir kadın olduğundan ona bu meziyetinden ötürü tayyar (uçan) lakabı verilmiştir. Güney cephesinde kurtuluş için büyük mücadele vermiştir. Fransızların Osmaniye ve çevresine yapmış olduğu baskılar üzerine Kuvay-ı Milliye birliklerine katıldı. Savaşın ilk zamanlarında keşif ve cephe gerisinde kundakçılık yapma gibi görevler üstlenmiş ve başarıyla üstesinden gelmiştir.

Fransız Karargâhı’na karşı çarpışan 9. Tümen’de gönüllü bir müfrezenin komutanlığını yapmış ve çok sayıda çatışmaya katılmıştır. Tayyar Rahmiye başında olduğu müfrezesiyle 1 Temmuz 1920 tarihinde Osmaniye’de bulunan Fransız karargahına yapılan saldırıya katılmıştır. Saldırı arasında askerler duraksayınca Tayyar Rahime; “Ben kadın olduğum halde ayaktayım da sizler erkek olarak yerlerde sürünmekten utanmıyor musunuz!” diyerek müfrezeyi harekete geçirmiştir. Çatışmanın ön saflarında mücadele ederken iki arkadaşını korumak için ileriye atıldığında vurularak, karargâhın alındığını göremeden şehit olmuştur.

10. Münevver Saime (...-1951)
kadı10.jpg


Münevver Saime, 'Asker Saime' olarak bilinir işgalden sonra Milli Mücadele’ye katılmıştır. Savaş öncesinde Darülfünun’da öğrencidir. Okulu bitince İhtiyat Zabiti Münir Bey ile evlenmiştir. Eşiyle birlikte İstanbul'da kurulan bir teşkilata katılmışlardır. Kadıköy mitinginde halkı Milli Mücadele’ye davet eden konuşmasından ötürü hakkında tutuklanması için karar çıkartılmıştır. Bunun üzerine Münevver Saime, Kurtuluş Mücadelemize katılmak için Anadolu’ya geçmiştir. Öncelikle istihbarat ve cephe gerisinde kuryelik gibi hizmetlerle Ankara'nın kendisinden istediği görevleri layıkıyla yaparak büyük yararlılık gösteren Münevver Saime, Batı cephesinde aktif olarak çalışmıştır. Aynı zamanda entelektüel bir kadın olan Münevver Saime, savaş sonrası eşiyle birlikte İstanbul'a döndükten sonra Maarif Nezareti kendisine Beyoğlu Kız Lisesinde öğretmenlik görevi vermiştir. Savaşta verdiği mücadele ve gösterdiği yararlılıklardan ötürü kendisine İstiklal Madalyası layık görülmüştür.

11.Süreyya Sülün

Süreyya Sülün de Milli Mücadele’de çarpışmalara katılarak, Van’da 500 kişiyi komuta eden güçlü ve savaşçı kadınlarımızdan birtanesidir. Murat Irmağı boyunca 45 gün düşmana karşı direniş göstermiş, yaralanıncaya kadarda Ziver Taburu’nda çarpışmaya devam etmiştir.


12.Klavuz Hatice




kadın11.jpg


Adana da Fransızlara karşı verilen mücadeleye katılmıştır. Adana, Külek Nahiyesi'nden olup Hasan Ağa'nın kızıdır. Fransız'lara karşı savaşıp vatanını korumak için Kilikya Milis Kuvvetlerinden Emin ve Derviş Ağa'ların müfrezesine gönüllü olarak katılmıştır. Milli güçlerin 8 Mayıs 1920 de Pozantı'da saldırıya geçmesi üzerine zor durumda kalan Fransızlar'a, deyim yerindeyse Hızır gibi yetişen Klavuz Hatice küçük bir ücret karşılığı yolu tarif edeceğini söylemiştir. Türkler tarafından ihmal edilen bir yoldan onları kurtaracağını söyleyerek Fransızlar'ı gece karanlığında yola çıkarmış ve yanlış yoldan onları Kurtboğazı'na sokarak kaçmıştır. Tam o sırada başlayan Türk taarruzuyla Fransız birliklerini bahsi geçen yerde esir alınmıştır.

13.Binbaşı Ayşe

Binbaşı Ayşe, Kafkas Cephesinde binbaşı olan eşi şehit olunca ziynet eşyalarını satıp silah alarak çete kurmuştur. Kuvay-ı Milliye’ye gönüllü olarak katılmış olup çeteler dağılınca da orduya başvurarak ordunun resmi askeri olmayı talep etmiştir. Talebi uygun görülen Ayşe, Binbaşı rütbesiyle ordunun ilk üniformalı kadın askeri olarak görevlendirilmiştir.



14.Kübra Efe

Aydın'ı düşman işgalinden kurtaran efe kadınlar arasında yer alan Kübra Efe, 17 yaşında nişanlı bir genç kız iken vatan işgal altındayken evlenemeyeceğini söyleyerek, babasının kıyafetlerini giyip dağa çıkmıştır. Düşmana karşı efelerle birlikte omuz omuza savaş vermiştir. Savaş sonrasında kendisine maaş bağlanmak istenince de, “Vatanı kurtarmanın karşılığı olmaz!” şeklinde konuşarak teklifi geri çeviren vatan aşkıyla yanan yüce gönüllü bir kadınımızdır.


15.Ayşe Çavuş

Balkan Harbi’nde eşi şehit olan, 5 çocuk annesi bir kadındır. Ayşe Çavuş olarak bilinir Milli Mücadele'deki başarılarından ötürü bu rütbeye layık görülmüştür. Ayşe Çavuş, Kuvay-ı Milliye’ye iki oğluyla katılmıştır. Oğlunun biri bu çatışmalarda şehit olmuştur. Tasvir-i Efkâr gazetesine verdiği röportajda, kendisine yöneltilen bir soruya “Ben namusum ve ırzımı muhafaza için savaştım!” şeklinde cevap vermiştir.


16. Baltaköylü Arşın Teyze

Kuvay-ı Milliye birliğini ilk kuran, Kurtuluş Savaşı’na kızanlarıyla katılan Yörük Ali’yi dağlardan indiren Baltaköylü Arşın Teyze, cesur bir kadındır. Yörük Ali'yi milli mücadele saflarına taşıyan da onun etkileyici sözleri olmuştur. Bir gün Yörük Ali Efe'nin karşısına dikilerek, “Aydın’da cami minaresinde mavi bayrak durduktan sonra sen efe olsan ne olmasan ne!” diye konuşunca bu sözler Yörük Ali için dönüm noktası olmuştur. Yörük Ali'yi tetikleyici bir diğer hadise ise yine bir akşam Arşın Teyze, başörtüleri parçalanmış, saçları yolunmuş, üstleri kan ve toprak içinde kızlarla efelerin karşısına dikilmiştir. Kızlardan birinin yırtık başörtüsünü efelerin suratlarına fırlatarak: “Alın bunları örtünün, verin tüfekleri kamaları bize, kızlarımızın namusunu bundan sonra biz koruyacağız!” diye konuşunca, Yörük Ali Efe ve arkadaşları Milli Mücadeleye katılmıştır.


Ve daha adını bilemediğimiz yüzlercesi... Ruhları Şad olsun...
 

Ekler