İPEK YOLU (CHANG'AN-TİANSHAN KORİDORU), ÖNEMİ VE TÜM BİLİNMEYENLERİ

Aybalam

★★★★
Altın Üye
Gümüş Üye
#1
İPEK YOLU (CHANG'AN-TİANSHAN KORİDORU), ÖNEMİ VE TÜM BİLİNMEYENLERİ

İpek Yolu, tarihe damga vuran, konumu ve önemi gereği tarih yaratan, uğrunda savaşlar yapılan bir kavram bir güzergahtır. Hemen hemen herkes bu kelimeyi duymuştur, peki nedir bu İpek Yolu veya resmi adıyla Chang'an-Tianshan Koridoru Güzergah Ağı? Bugün sizlere dünyaca ünlü ve uzunca bir süre ticaretin kalbi olan Çin'den başlayıp, Anadolu ve Akdeniz aracılığıyla, Avrupa'ya kadar uzanan bu güzergah hakkında bilgiler vereceğiz.

ipekyoluharitasi2.jpg


Doğu ve Batı kültürlerinin tanışmasına olanak tanıyan İpek yolu hakkındaki ilk tarihi bilgi ve belgeler antik Yunan ve Roma dönemlerine dayanmaktadır. XIX. yy.'ın sonlarına doğru kullanılmaya başlanan İpek Yolu ifadesi, ilk Alman Baron F. Von Richthofen’in, 1877 yılında yazdığı Çin adlı eserinde geçmektedir. Marco Polo, İbni Batuta, Pegolotti, Cilavijo gibi ünlü gezginlerin, keşişlerin ve ilim adamlarının eserlerinde değindiği, çeşitli bilgiler verdiği bir yoldur. Özellikle Türk - Çin savaşlarına konu olmuş, uğrunda ittifaklar yapılmış, çeşitli medeniyetler bu yol üzerinde hakimiyet kurabilmek adına çetin mücadeleler vermiştir. Kutluk (Göktürk) Devleti döneminde bu yol altın çağlarından birini yaşamıştır. Özellikle Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular ve Osmanlı Devleti dönemlerinde önemi oldukça fazladır ta ki çeşitli sebeplerle, deniz ticaretinin tercih sebebi olmasına kadar.

Kervan.jpg


UNESCO tarafından, Haziran 2014'te Dünya Mirası olarak belirlenen İpek Yolu Çin'in en eski şehirlerinden olan Xian(Şian) şehrinden başlar. Birçok tüccar önemine istinaden yerleşim için bu kenti tercih etmiş ve şehir kalkınmıştır. Peki bu yolla sadece ticari faaliyetler mi gerçekleştirilmiş? Tabi ki hayır bu güzergahı sadece ticaret yolu olarak sınırlandırmak, bahsi geçen yolu basitleştirmekten öteye gidemez. Zira bu yolla kültürler, bilgi ve birikimler, fikirler, diller, dinler, buluşlar, sanat, mimari, askeri ve dahası bir çok şey taşınmıştır. Yazımızın devamında İpek Yolu'nun güzergahını öğrendiğinizde sizlerde bizimle aynı fikri paylaşıyor olacaksınız.

858fb806-09c6-4630-841d-f09dd2a874b9.jpg


İpek Yolu ile sadece ipek mi taşınmıştı peki? Avrupa, Doğunun bu tür ürünlerinden nasıl haberdar olmuştu ve bu yola neden İpek Yolu denmişti? Soruları çoğaltmak elbette mümkün, biz detayları verdikçe sizlerin sorularının da yanıt bulacağını düşünüyoruz. Çin halkı ipek imalatı ve işlenmesi konusunda oldukça başarılı bir ülkeydi. Dostluklarının bir sembolü olarak ipeği, ipekli kumaş ve giysileri karşılıksız şekilde hediye olarak çeşitli yerlere yollayarak bağımlılık yaratma gibi bir taktikleri vardı. Kuşkusuz işe yarayan bir yöntemdi zira Avrupa, Doğunun kaliteli ipek ve baharatını tanıyınca bu ürünlere büyük talep gösterdi. İlk ipek kozaları keşişler aracılığıyla Mısır, Bizans ve Roma'ya taşındı ve Batı da büyük beğeni topladı. Çin, Hindistan gibi ülkelerden temin edilen ipek, baharat, kâğıt, porselen, kürk, deri, Keşmir yünlüleri, misk, parfümeri, inci, yüzük, değerli taşlar, Batıda olmayan kuş türleri, Hindistan cevizi, çivit değerli tahta, süs eşyaları, balta, kama gibi birçok ürün Batıya Bizans, Mısır ve Roma gibi ekonomisi zengin ülkelere ulaştırılmaya başlandı. Taşınan ürünler arasında en çok talep edilen ürünün ipek olması dolayısıyla bahsi geçen bu yolun adına da “İpek Yolu” ismi verildi.

neden-ipek-yolu-denmiş.jpg

İpek kozasının evreleri

ipek halı.jpg

İpek Halı

İpek yolu güzergahında taşınan en önemli olgulardan bir tanesi de din olmuştur. İslamiyet, Arap Yarımadasından, Hıristiyan toprakları olarak bilinen Suriye ve Mısır'dan Kuzey Afrika'ya; Budizm, Hindistan'dan Kuzey güzergah yolu vasıtasıyla Çin ve Japonya'ya kadar yayılma imkanı bulmuştur. Hıristiyanlık, Orta ve Doğu Asya'da yaygın olmasına rağmen Çin sınırına kadar ulaşmıştır. Orta Asya'da yaşayan Türkler, Çin, Endonezya, Bengal ve Hindistan'da bulunan bazı kesimlerde İslam dinini kabul etmişlerdir. Zerdüşlük ve Mani gibi Pers kaynaklı dinler ile Taoizm, Konfüçyanizm, Nesturilik, Yahudilik gibi dinlerde bahsi geçen yol vasıtasıyla yayılma alanı bulmuştur. Yani bu güzergah üzerinde bulunan ülkeler hem tarihi açıdan hem de çeşitli yönlerden her türlü gelişimi veya aksi bir durumu bu yol vasıtasıyla yaşama imkanı bulmuştur.

ipek-Yolu-004.jpg


İpek Yolu'nun güzergahı nasıldır, hangi bölgeleri içine alır, bu yol nerelerden geçer? Gelelim bu soruların cevaplarına, bahsi geçen yolun başlangıç noktasına zaten değinmiştik.Yeşim Kapısı olarak bilinen bir noktadan bu güzergah üç kola ayrılarak devam eder. Bu kolların her biri Doğu Türkistan’dan geçer ve Batı'ya doğru ilerlemeye devam etmektedir. Ulu Yol olarak nitelendirilen İpek Yolu, hiçbir zaman tek bir hat üzerinden ilerlememiştir. Ulaşılan bulgulara göre Hun Devleti döneminde Çin'den Batı istikametine giden üç ana yol bulunmaktadır. Bunlar Kuzey İpek Yolu, Orta İpek Yolu ve Güney İpek Yolu'dur. Çin’in Xian(Şian) şehrinden başlayan yol belli merkezlerden ilerleyerek çeşitli kollara ayrılmaktadır. Xian şehrinden hareket eden kervanlar Karakurum ovalarını geçerek Afganistan’ın ünlü şehri Belh'e gelirler. Oradan Özbekistan’ın Kaşgar şehrine, Kaşgar'dan da doğunun kraliçesi olarak tanınan Halep şehrine uzanırlar. Bazı kervanlar Akdeniz'den gemilerle yoluna devam ederek gitmek istediği limanlara ulaşır, bazı kervanlar ise Halep üzerinden devam ederek Anadolu topraklarına ulaşırlar. Anadolu üzerinde bile kervanları gideceği yollara ulaştıracak, birden çok güzergah mevcuttur. Karadeniz’de Trabzon, Ege’de İzmir limanlarıyla deniz yolunu tercih eden de vardır, deniz yolu tercih etmeyip Avrupa’dan önce son durak olarak İstanbul’u tercih edende vardır. İstanbul'dan Avrupa’ya ulaşmak isteyen kervanlar, Trakya üzerinden varış noktalarına hareket ederler. İpek yolunun deniz yolunu kullanan kervanlar için nihayete erdiği son durak ise İtalya’nın büyük liman şehri Venedik'tir. Anadolu üzerinden ilerleyen, İpek Yolu'nun çeşitli kolları mevcuttur demiştik bu kollar dört kısım şeklinde belirlenmiştir;
*Akdenizden: Suriye üzerinden Antakya(Hatay), Antalya, İzmir (Foça), Avrupa hattı,
*Karadenizden: Kuzeyden gelip Batum üzerinden Trabzon, Samsun, Sinop, İstanbul, Bursa, Gelibolu ve Venedik hattı,
*Kuzeyden: Trabzon, Gümüşhane, Erzurum, Sivas, Tokat, Amasya, Kastamonu, Adapazarı, İzmit, İstanbul, Edirne ve Avrupa hattı izlenmektedir.
*Güneyden: Mardin, Diyarbakır, Adıyaman, Malatya, Kahramanmaraş, Kayseri, Nevşehir, Aksaray, Konya, Isparta, Antalya, Denizli merkezleri,
Ayrıca, Erzurum, Malatya, Kayseri, Ankara, Bilecik, Bursa, İznik, İzmit, İstanbul güzergahı,
Kuzey ve Güney güzergahlarında bulunan Sivas ile Kayseri bağlantısıyla oluşan Antalya-Erzurum güzergahının uzantısı, Anadolu'yu İran ve Türkmenistan'a bağlamaktadır.

kumas.jpg


İpek yolu olarak adlandırdığımız bu yol üzerinde ne gibi çalışmalar ve faaliyetler gerçekleştirilmiş peki hiç düşündünüz mü? Hayli uzun bir güzergaha sahip, peki hiç aksama olmadı mı her şey yolunda mı gitti? Evet gelelim bu soruların cevaplarına, bahsi geçen dönemlerde ticaret develerle, kervanlarla yapılıyordu bu oldukça uzun, sabır ve cesaret isteyen bir yoldu. Türklerin hakimiyet kurduğu bölgelerden geçen yollar üzerinde ise her 30-40 km'de bir han veya kervansaray inşa edilmişti. Bu yapılar ticari konaklama merkezi olarak geçiyordu ve buraları ziyaret edenlere çeşitli olanaklar sunulmaktaydı. Bunlar barınma için odalar; hekim, baytar, nalbant hizmetleri; tedavi için revir; kütüphane, ibadet yerleri, hamam, çeşmeler gibi. Ayrıca güzergah üzerinde bulunan devletlerce, kervanların güvenliği askerler tarafından sağlanmış ve gelen tüccarların mallarını rahatlıkla pazarlayabilecekleri ortamlar oluşturulmuştur. Selçuklu Devletinin bu güzergaha katkısı oldukça fazladır. Zira ticari yaşamı gözetmek maksadıyla ''devlet sigorta sistemini" ilk uygulayan ve ayrıca gümrük vergilerinde indirimler yaparak, ticari hayatı özendirmeye yönelik bir takım çalışmalar yapılmıştır. Özellikle Selçuklu sultanlarından Alaaddin Keykubat, iktisadi ve ticari hayatı önemsediği için İpek Yolu üzerindeki kara ve deniz yollarına ayrıcalık vererek yolların emniyetli olması, tüccarların mallarının korunması için bu yollar üzerine en çok kervansarayı o inşa ettirmiştir. Bununla da kalmamış elbette, bu kervansaraylar kadın-erkek, köle, müslüman, gayrimüslim, herkese açıktır ve her türlü hizmeti (vakıf hizmeti, ücretsiz konaklama, tedavi gibi.) bu kişilere sunmuştur. Ayrıca kervanların güzergahı üzerinde bulunan, göl, ırmak, vadi gibi doğal engeller üzerine köprüler inşa ettirilmiştir. Bu sayede ticaret sekteye uğramadan aktif şekilde ve süratle gerçekleştirilmiştir. Bahsi geçen o dönemde Anadolu'da inşa edilen tarihi köprülerimiz ise şunlardır; Erzurum(Çobandere), Sivas(Eğri), Tokat(Hıdırlık), Kayseri(Tekgöz), Kırşehir(Kesik Köprü), Diyarbakır-Batman arası(Malabadi Köprüsü), Dicle Nehri üzerinde(Hasankeyf Köprüsü) bulunmaktadır. İnşa edilen bu kervansaraylar, hanlar ve köprülerden ekonomik anlamda büyük gelirler de elde edilmiştir.

Ipek-Yolu.jpg


Yukarıdaki paragrafta Anadolu'da inşa edilen hanlar ve kervansaraylar olduğundan bahsetmiştik. Anadolu'da, Selçuklu ve beylikler döneminden kalma 270 tane han veya kervansaray mevcuttur. Gelin şimdi hep birlikte bu yapıların nereye yapıldığı ve isimlerinin ne olduğuna bir göz atalım. Sivas-Kayseri arasında Sultan Hanı, Sivas-Amasya arasında Çiftlik Han, Sivas-Malatya arsında Taş Han, Kayseri-Malatya arası Karatay Han, Malatya Hekim Han, Erzincan da Sarı Han, Tercan da Mama Hatun Han, Erzurum da Hacılar, Kanberoğlu, Rüstem Paşa Hanı, Kayseri-Aksaray arası Öresun Han, Amasya-Tokat arası Ezinepazarı Han, Sinop Durağan Han, Konya-Antalya arası Kargı Han, Konya-Akşehir arası Horozlu Han, Antalya-Isparta arasında Evdir Han, Antalya-Alanya arasında Şerefza Han, Afyon-Akşehir arasında Çay Han ve son olarak da Denizlide Akhan yer almaktadır. Bahsi geçen bu hanlardan dokuz tanesi Selçuklu Sultanları tarafından yapıldığı için Sultan Hanı adı verilmiştir. İlaveten devlet büyükleri ve hayır sahiplerince inşa ettirilen bu yapılara "Han", sultanlarca yaptırılmış olan diğerlerine göre daha büyük ve görkemli olan yapılara ise "Sultan Han" denilmektedir. Ancak zamanla bu hanlar, yollar, köprüler ve kervansaraylar İpek Yolu'nun canlılığını yitirmesiyle tercih edilmez olmuş, terk edilmiş ve tahribata uğramıştır.

ipek-yolunda-gerceklesen-etkilesimler-960x480.jpg


İpek Yolu yaklaşık olarak 1500 yıllık bir süre zarfında ticaretin gözbebeği konumundaydı. Dönem dönem farklı devletlerin egemenliği altına girse de bu süre zarfında işlevini yerine getirmiş ve değerinden bir şey kaybetmemiştir. Ancak zaman içerisinde çeşitli nedenlerle önemi azalmaya başlamış ve 16.yy'da Portekizliler'in Çin ile anlaşarak deniz ticaretine başlamasıyla İpek Yolu’nun önemini daha da azaltmıştır. Yakın dönemde ise eski ticaret yollarının turizm amaçlı kullanılmasıyla beraber tekrar önem kazanmaya başlamıştır.

baharat-ipek-yolu-kervan-ticareti-ortasya-anadolu-e1476265046283.jpg


Peki İpek Yolu'na ne oldu da önemini yitirdi, neden tercih edilmez oldu? Gelin şimdi her birlikle bu soruların cevaplarını arayalım. Öncelikle bahsi geçen yola adını veren ipeği, yalnızca ticarî bir mal olarak değerlendirmek son derece yanlış olacaktır. Çin ekonomisinin temel unsurlarından olan ipek, MÖ 206’dan itibaren, altın gibi saklanan, ticarette para yerine kullanılan, imparatorun emrindeki memur ve görevlilere, emekleri ve hizmetleri karşılığı ödenen, ekonomik bir ödeme aracı, olarak kullanılmıştır. İpek, aynı zamanda Doğu ve Batı arasındaki ilk döviz, ilk değişim aracıdır. Öyle ki ipeğin para yerine kullanılması orta çağ'ın sonlarına kadar devam etmiştir. İpek aynı zamanda bir tür zenginlik ve statü göstergesidir. Gelelim şimdi bu ticari ve kültürel yolun 15. yy.'ın ortalarından sonra önemini kaybetmesinin nedenlerine; Fatih Sultan Mehmet Han'ın 1453'te İstanbul'u fethederek Bizans'a son vermesi, Avrupalı devletlerini ticari anlamda yeni yollar aramaya mecbur bıraktı. Çünkü bu olay neticesinde İpek Yolu'nun kontrolü de Osmanlının eline geçmişti dolayısıyla yeni bir güç buda yeni vergiler demekti, maliyetlerin artması demekti. Bu olayın sonucunda 16. yy.'da gerçekleşen coğrafi keşiflerle deniz yolunun daha kolay ve ucuz olması, dünya ticaretinin yönünü bu alana kaydırdı. İlk olarak İspanyollar sonrasında ise Portekizliler deniz ticaretinde etkin rol oynadı. İpek Yolu’nun önemini yitirmesinin bir diğer nedeni ise; 1405 yılında Timur’un ölümünün ardından bölgede baş gösteren siyasi istikrarsızlıktı. Bu etmenler neticesinde İpek Yolu artık tercih edilmez oldu. Peki bu olayın doğrudan ve dolaylı olarak etkilediği başka durumlar oluşmadı mı? Tabi ki oluştu bu yol sayesinde gerçekleşen her türlü olumlu gelişme tersine dönmeye başladı. Örneğin, Orta Asya dünya tarih sahnesinde etkinken, art bir bölgeye dönüştü. Yani denize kapalı konumda bulunan Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, dünyanın en az entegre ve kapalı bölgelerinden biri halini aldı. Bu durumda Türk Dünyası’ nda meydana gelen kopukluk ve farklılaşmaları beraberinde getirdi.

ipek-yolu (1).jpg


Yıllarca ticaretin kıymetlisi olan bu yolun son durumu nedir? Ticari anlamda tekrar kullanımı söz konusu olacak mıdır? Gelin hep birlikte sizlerle bu sorularımızın yanıtlarını arayalım. Öncelikle bu yolu aktifleştirmek adına bir takım çalışmalar yapılmaktaydı ancak son yıllarda bu çalışmaların kapsamı genişletilerek daha büyük projelerin yapımı gündeme gelmiştir. İlk olarak 1980 yılında, İpek Yolu Projesi kapsamında, bahsi geçen yolun canlandırılması amaçlanmış ve şehir merkezlerindeki ve merkeze yakın mesafede bulunan bu yapılar onarılarak çeşitli faaliyetler için kullanılmaya başlanmıştır. Bu projenin yapılmasındaki amaç ise hem ticari hem de tarihi ve kültürel değerlerin korunarak yaşatılması, bu yapıların ziyarete açılması, insanların bu yapılarla alakalı bilgilendirilmesiyle birlikte dostluk, yakınlaşma ve dayanışmanın sağlanmasıdır. Çeşitli amaçlar doğrultusunda bir çoğu onarılsa da onarılmayı bekleyen çok sayıda yapı da mevcuttur. Gelelim şimdi Türkiye’nin de içinde yer aldığı İpek Yolu’nu canlandırmaya ilişkin uluslar arası projelere; Çin’den Avrupa’ya, Türkistan bölgesinin de içinde yer aldığı ulaşım ağı kapsamında, NABUCCO, TRACECA, Bakü-Tiflis-Kars Kesintisiz Demiryolu Hattı, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı, Yeni İpek Yolu, İpek Yolu Ekonomik Kuşağı, Yeni İpek Yolu İnisiyatifleri gibi çeşitli projeler planlanmış ve uygulanmaya başlanmıştır.

icerik_1111.jpg


Son yıllarda ekonomik ve ticari anlamda dünyanın en büyük ekonomik gücü haline gelen Çin, üretmiş olduğu her türlü ticari değeri, Batı'ya aktarabilmek için çözüm arayışına girmiş ve bu kapsamda geçmişinin göz bebeği olan, İpek Yolu'nu tekrar canlandırmak için kolları sıvamıştır. Başlangıç noktasının Hong Kong olduğu, Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinden geçen, ülkemiz topraklarından ilerleyerek İstanbul’a ve oradan da Avrupa’ya ulaşan bir demir yolu ağı planlanmaktadır. Yani bir vakitler kervanların başrol oynadığı bu yolun yeni aktörünün trenler olması kararlaştırılmıştır. Neden tren yolu derseniz, günümüzde zaten Avrupa ülkelerine ve Çin’e kadar aralıklı da olsa bir demir yolu bağlantısı mevcuttur. Ancak raylar eskidir, istasyonlar ise yük taşımaya ve hızlı ulaşıma elverişli değildir. Bu eksikler giderildiğinde ise hem maliyet hem de zaman kaybı yaşanmayacaktır. Tren yolunun tercihinin bir diğer sebebi ise günümüzde Çin’den Avrupa’ya ulaşımda, hala tercih edilen deniz yolu taşımacılığı, hem süreyi uzatmakta hem de maliyeti artırmaktadır. Örneğin Çin’den deniz yolu ile Avrupa’ya 27-28.000 km'lik bir mesafe söz konusu bu da 45 günlük bir zamana tekabül etmekte, ancak demir yolu ile aynı yol 8500 km'lik bir mesafeye ve 10 günlük bir süreye denk gelmektedir. Buda demek oluyor ki 35 günlük bir zaman kaybı söz konusu artı maliyetler. Proje gerçekleştiğin de ise hızlı trenlerin gittiği emniyetli demir yolları süreyi kısaltarak, maliyetleri düşürecektir. Bütün bu projeler gerçekleştiğinde ise Çin’in dünya ekonomisindeki payı ve konumu oldukça yükselecektir. Tabi ki güzergah üzerinde yer alan ülkelere de getirisi olacaktır. Bahsetmiş olduğumuz demir yolu ağı için, inşa projesi, 30'a yakın Asya ülkesinin katılımı ve BM'nin desteği ile başlamış olup, yol ağının yenilenmesi için çok büyük paralar harcanmaktadır. Yol üzerinde yer alan birçok kültürel eser de restore edilmekte olup her ülkenin resmi makamlarınca kontrol altına alınmıştır. Projenin getirilerini sıralayacak olursak eğer, petrol ve doğal gaz yataklarının bulunması, sanayi şehirlerinin kurulması, turistik amaçlı ziyaretlerin artması, mevcut ve yeni yolların inşasını daha da hızlandırmıştır.

modern-ipek-yolu-750x430.png

Modern İpek Yolu Projesi

Son olarak İpek Yolunun geçtiği Asya kıtasında yer alan halkların büyük bir çoğunluğu Türk’tür ve gerçekleşecek bütün bu projeler Orta Asya Türk Devletlerine ve ülkemize yeni imkânlar sunacaktır. İlaveten soydaşlarımız olan Orta Asya Türk Devletleri ile yaşamış olduğumuz kopukluk giderilecek, Türk dünyası yeniden kaynaşacak, soydaşlık bağlarımız tekrardan kuvvetlenecektir. 21. yy'ın ''Türk Asrı'' olması temennisiyle yazımızı burada nihayetlendiriyoruz.
 

Ekli dosyalar

Son düzenleme:

Üst