Hz. Adem Günümüzden Kaç Yıl Önce Yaşamıştır?

1yusuf

★★★★
Altın Üye
Gümüş Üye
Bronz Üye
Üye
Yeni Üye
#46
@Düşünür merhaba foruma hoş geldiniz. Burada ölçülü ve saygı çerçevesinde hepimiz görüşlerimizi dile getirmeye çalışıyoruz, soyut olarak cevap verenler olduğu gibi somut bilimsel verilere dayalı cevap vermeye çalışanlarda bulunuyor. Ben bu başlık altındaki tüm yazıları okudum. Genel olarak benim dikkatimi çeken birkaç nokta var, bunlara sizde yazınızda değinmişsiniz bu konuya birazdan değineceğim.

Kur-an'da Hz. Havva ismi geçmiyor dediğim de bir ortamda beni yerden yere vurdular, sonrada gelip özür dilediler bu bilgi doğrudur.
Fussilet ayetlerine ve Türkçe çevirilerine bakacağım. Bu konuda pek bilim yok.

Şimdi sizin din ekseni üzerinde hesaplamalarınız doğru olabilir ki, buna benzer bir yorum ilk sayfalarda devrim isimli üyemizde yapmış. Burada haklı olabilirsiniz ancak gel gelelim günümüz bilim adamlarının gerek insanın ataları, gerkse dünyanın yaşı konusundaki açıklamaları dini çerçeve ile yakından uzaktan benzerlik göstermiyor. Bu bizim doğruyu bulma ve kabullenmemizi gerçekten zorlaştırıyor. Dünyanın yaratılışını 8000 yıl kabul etsek bile Hz. Adem'in dünya yaratılır yaratılmaz dünyaya geldiğini söylememiz doğru olmayabilir. Ademin dünyada gelmesi (cennetten kovulması vs.) süre olarak nedir? Benim kafamdaki soruda bu mesela...
 

Düşünür

Üye
Yeni Üye
#47
Öncelikle emeğiniz için teşekkürler Yusuf arkadaş. Zaten katılımcıları ölçü ve saygı çerçevesinde görüş dile getirmeyen bir sitede kesinlikle zaman harcamazdım. ‘’Soyut’’ dan maksadım; doğal varlıkların aksine nesnel, elle tutulan, gözle görülen bir karşılıkları olmadığı için *“soyut”* varlıklar olarak tanımlarız. *“soyut”* kavramların hemen hemen hiçbirinin ifade ettiği *“gerçek”* liği ve genel geçer *“gerçek”*çi bir *“anlam”* ı yoktur. ‘’Soyut’’ dan maksadım; kendim de dahil insanlar
o anlayamadığı *“anlam”*ı kendi kafasına göre, sübjektif bir şekilde *“anlam”* landırır, yani *“uydurur!”*. ‘’Soyut’’ dan maksadım; ne kadar çok soyut kavram varsa o kadar çok da *“anlaşmazlık”* nedeni var demektir. Soyut kavramlarla somut sorunlar çözülemez, en azından soyut” *kavramların mutlak bir şekilde *“somut”* laştırılmasına ve sonuçta da herkes için aynı şeyi ifade eder bir hale getirilmesi gerekir. Gelelim konumuza; ‘’ Dünyanın yaratılışını 8000 yıl kabul etsek bile Hz. Adem'in dünya yaratılır yaratılmaz dünyaya geldiğini söylememiz doğru olmayabilir. Ademin dünyada gelmesi (cennetten kovulması vs.) süre olarak nedir?’’ diyorsunuz.

Burada dünyanın yaşı 8000 kabul edilince Hz. Adem’in yaşı zaten 8000 den az olacak, dünyaya gelmesi ve cennetden ne zaman kovulmasının o kadar önemi yok. Dikkat çekmek istediğim iki büyük çelişki, bilimsel verilere göre Evrenin ve yaşadığımız dünyanın yaşının 8000 den fazla olması Adem’in ilk insan olamayışı.

Tekvin’de Âdem ve Havva’nın hayatı yaratılış ve günah bağlamın da kısaca anlatılırken bu metinde her ikisinin özellikle cennet sonrasında dünyada yaşadıkları hayat, karşılaştıkları zorluklar, verdikleri mücadeleleri, pişmanlıkları, Tanrı’ya yakarışları ve ısrarla cennete tekrar geri dönme çabaları anlatılır. Son derece önemli olan bu metnin günümüze gelen iki farklı tercümesi ya da versiyonu mevcuttur. Biri Yunanca diğeri Latince olan bu iki metin arasında da ortak noktalar ve aynı ifadeler olduğu gibi farklılıklar ve birbirinde yer almayan bölümler de vardır. Âdem ve Havva’nın hayatının öyküsü, Tanrı tarafından Musa’ya, Ahit’in yasalarının yazılı olduğu tabletler verilirken bildirilmiştir.

1. (1-2) Bu Âdem ve Havva’nın öyküsüdür. Onlar, cennetin dışına çıktıktan sonra, Âdem, karısını aldı ve doğuya, aşağıya doğru indiler. Ve orada 18 yıl 2 ay oturdular.
30. (1) Âdem 930 yıl yaşadıktan sonra, günlerinin sonunda olduğunu bildi ve
bundan dolayı şöyle dedi: “Oğullarımın hepsi, etrafımda toplansın. Ölmeden önce onları kutsayacak ve onlarla konuşacağım

Tabii çelişkiler bununla da kalmıyor sadece Adem’in yaratılışı konusunda sayısız soru işaretleri var; birkaçını sıralayabilirim.
  • Hıristiyan ve Yahudi kaynaklarına göre Lilith Adem'in ilk eşi. Adem'in kaburgasından yaratılan ilk kadın Havva olduğuna göre Lilith nasıl Adem'in ilk eşi oluyor?
  • Kuran, Ali imran 34'de Allah; Adem, Nuh, İbrahim peygamberlerin isimlerini bir önceki ayette saydıktan sonra "Bir zürriyet olarak birbirinden gelmişlerdir. Allah her şeyi işitendir, bilendir" der

  • Şüphesiz, Allah, Adem'i, Nûh'u, İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip âlemlere üstün kıldı. Allah her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. (Âli İmran, 3/33).

  • BAKARA SURESİ 47..Ey İsrail oğulları! Size lütfettiğim nimetimi, sizi âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın

  • Bu ayetlere göre; Allah Adem ve havayı yarattı.Adem ve Havva aliİmran soyundan mı? İsrailoğullarındanmıydı? Kuran Farklı ırklar olduğunu kabul etmekte ve söylemektedir. Eğer böyleyse nasıl adem ve Havva dan yaratılmış olabilir insan?

  • ENFAL-69..Artık elde ettiğiniz ganimetten helâl ve hoş olarak yiyin ve Allah’a karşı gelmekten sakının. Muhakkak ki, Allah bağışlayıcıdır ve merhamet edicidir.
  • Savaşanlar hepsi Allahın yarattığı ve Ademin çocukları değil mi ?Kimin malını kim yağma ediyor. Allah Ademin çocukları arasında ayrım yapar mı?
  • Bir insana kendi Ana dili dışında bir Dil konuşturmak isteseniz bunu zorla bile yaptıramazsınız.
  • Kimse Atalarından öğrendiği dili değiştirmek istemez. Ölmek ister yine de yapmaz. Kuran da Tevrat ta ve İncil de yazdığı gibi, MADEM ADEM VE HAVVA GİBİ ORTAK ATADAN GELDİYSEK TÜM DÜNYA İNSANLARI NEDEN ORTAK BİR DİL KONUŞMAZ?

  • Bütün Kutsal kitaplar üç aşağı beş yukarı "insanın çamurdan yaratıldığı" fikrinden söz eder. Bu kutsal kitapların ortaya atılmasından çok daha önceki çağlarda yaşayan insanların eserlerinde ve efsanelerine şöyle bir göz atalım. Düşünen insanların kafasında sanırım bir soru işareti bırakacaktır.

  • 1)Gılgamış Destanı: "Ellerimi yıkadım. Bir parça çamur koparıp yazıya attım. Ve bu yazıda ,kahraman Engidu'yu yarattım."

  • 2)Sümer'lilerin Enuma-eliş Destanı: "Bunun üzerine ben de Ea'nın yardımını istedim. Toprağı, Kingu'nun kanıyla yoğurdum. İlk insanı meydana getirdim."

  • 3)Çin Efsanelerinden: "Bunun üzerine Tanrıça Ngüho yengeç elleriyle gökyüzünü yukarıya kaldırdı, denizleri yeniden sınırlarına itti. Ve çamurdan yeni bir insan türü yarattı."

  • 4)Mısır'da Luxor Tapınağı'nda bulunan kabartma bir resim: "Kral Amonhotap III olarak betimlenen Tanrı Khnemu çömlekçi çarkında erkek ve dişi iki insanı yaratıyor."

  • 5)Hesiodos Destanı. "Namlı, şanlı Hephaisdos'u çağırdım hemen. 'Bir parça topral al, suyla karıştır' dedim. 'İçine insan sesi koy, insan gücü koy."

  • 6)Yunan Efsaneleri'nden: "Gözyaşlarımla toprağı çamur haline getirdim ve yoğurdum (Prometheus anlatıyor.) Bir insan heykeli yaptım. Sonra bu heykele ruh verdim. İlk ölümlü yaratıklar oluştu böylece.)

  • 7)Tevrat'tan: "Ve Rab Allah yerin toprağından Adam'ı yaptı ve onun burnuna hayat nefesini üfledi ve adam yaşayan can oldu."

  • 8) Kur'an, Mü'minün 12-16: "And olsun ki Biz insanı süzme çamurdan yarattık."

  • 9) Kur'an, Es-Safaat 11: "Hakikat Biz onları cıvık bir çamurdan yarattık."
Bu örnek ve soru işaretlerini daha yüzlerce çoğaltabilirim. Biliyorum yazı çok uzadı ve arkadaşın yazısındaki bence ana fikre bir soruyla karşılık vermek isterim. ‘’ Burada haklı olabilirsiniz ancak gel gelelim günümüz bilim adamlarının gerek insanın ataları, gerkse dünyanın yaşı konusundaki açıklamaları dini çerçeve ile yakından uzaktan benzerlik göstermiyor’’ diyorsunuz. Çok haklısınız tamamıyla katılıyorum ama böyle bir durumda; yargılarını deneyden (testten) sonra karar veren bilime mi, yoksa yargıları baştan verilen, doğruları baştan bilinen dine mi inanalım?
 

1yusuf

★★★★
Altın Üye
Gümüş Üye
Bronz Üye
Üye
Yeni Üye
#49
@Düşünür merhaba biraz geç bir cevap oldu kusura bakmayın ama bazı işlerimden dolayı ancak yazabildim. İkinci cevabınızdan anladığım kadarı ile ortak görüşte olduğumuz noktalar var. Fakat ayrı veya benim olaya bakış açımın farklı olduğu noktalar da var. Sırayla gitmeye çalışacağım.

Bu ayetlere göre; Allah Adem ve havayı yarattı.Adem ve Havva aliİmran soyundan mı? İsrailoğullarındanmıydı? Kuran Farklı ırklar olduğunu kabul etmekte ve söylemektedir. Eğer böyleyse nasıl adem ve Havva dan yaratılmış olabilir insan?
buradaki tezat dediğiniz kısmı ben anlayamadım. Benim anladığım hepsinin Adem ve Havvadan geldiği. Nuh, İbrahim ve israil oğulları hepsinin kökeni Ademe bağlanmış.

Kimse Atalarından öğrendiği dili değiştirmek istemez. Ölmek ister yine de yapmaz. Kuran da Tevrat ta ve İncil de yazdığı gibi, MADEM ADEM VE HAVVA GİBİ ORTAK ATADAN GELDİYSEK TÜM DÜNYA İNSANLARI NEDEN ORTAK BİR DİL KONUŞMAZ?
İnsanlar ana dillerini kolay kolay terketmezler bu noktada haklısınız; fakat aradaki zaman ve farklı durumlar dili değiştirebilir. Günümüz Mısır dili ile Antik Mısır dili aynı mı mesela. Toplumlar zaman içinde asimile olup dilini kaybedebilirler. Bu tam olarak ayrım olarak kabul edemeyeceğimiz bir durum bilimsel bakmımdan da böyle farklı dil konuşan milletler aynı dil ailesine mensup olabiliyorlar. Örnek olarak :
1541712274585.png


Bunun yanında İndus medeniyetine ait dil hala tam olarak çözülemedi ve yukarıdaki dil ailelerinden birine bağlanamadı. Bu noktada şuan için biraz kafa karıştıracı...


  • 1)Gılgamış Destanı: "Ellerimi yıkadım. Bir parça çamur koparıp yazıya attım. Ve bu yazıda ,kahraman Engidu'yu yarattım."

Gılgamış destanını da okumuş biri olarak hep karşı çıkacak değilim. :D Evet eski metinler özelliklede Gılgamış Destanı ve Sümer anlatımları dini metinlerle büyük benzenrlik gösteriyor. Tufan anlatımları da keza Nuh tufanı ile oldukça benzer. Bu noktada itiraz edecek bir şey bulamıyorum. Bir tez yada öngörü olarak şöyle düşünebilirim (şahsi kanatim) İnsan topraktan çamurdan yaratıldığına göre sarı,siyah,beyaz ve kızıl olmak üzere genel toprak renkleri Adem ve Havvanın yaratılışında kullanılmaşısa genetik olarak aktarılan bu genler çocuklarına geçmiş olabilir mi (Beyaz ırk, sarı ırk, siyah ırk, kızıl ırk). Dünyadaki farklılaşma burdan geliyor olabilir mi? Aynı anne babadan doğan tek yumurta ikizlerinde bile dil gelişim çok farklılık gösteriyor. Genetik kadar kültür ve yaşanmışlık yani çevre insan hayatında çok etkili...

Çok haklısınız tamamıyla katılıyorum ama böyle bir durumda; yargılarını deneyden (testten) sonra karar veren bilime mi, yoksa yargıları baştan verilen, doğruları baştan bilinen dine mi inanalım?
Bu noktada deney ve bilimsel bilginin elde edilmesini bilen biliri olarak bilimsel bilgi demek istiyorum. Ama gel gelimki değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Bir zamanların bilimsel olarak kabul gören birçok bilgisi zaman içinde yine bilimsel yollarla değişmiştir. Örnek verecek olursak ses hızı aşılamaz diyen bilim yine kendi deney ve gözlemleri ile ses hızını aşmıştır. Atom parçlanamaz en küçük yapıdır diyen bilim, atom altı parçacıkların olduğunu yine kendi bulmuştur örnekler artırılabilir uzatmayım.

Dünyanın yaşı ve evrenin yaşı gibi konularda evet bilimsel bilgiye inanıyorum. Ama birgün biri çıkarda kardeşim benden öncekiler şu hesaplamalarda veya karbon 14 hesaplamasında şu hataları yaptı 8 milyar yıl aslında 8 bin yıl derse ve bunu yine bilimsel olarak ispatlar ve ispatı kabul görürse bizim inandığımız bilimsel bilgi ne olacak?
 

Düşünür

Üye
Yeni Üye
#50
1 . Tez; Yusuf yazmış ‘’’Benim anladığım hepsinin Adem ve Havvadan geldiği. Nuh, İbrahim ve israil oğulları hepsinin kökeni Ademe bağlanmış. Şöyle yazarsam daha anlaşılır olur sanırım.

BAKARA SURESİ 47
..Ey İsrail oğulları! Size lütfettiğim nimetimi, sizi âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın.

ALİ İMRAN-33/34.Gerçek şu ki, Allah, Adem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti; Onlar birbirlerinden (türeme tek) bir zürriyettir. Allah işitendir, bilendir.

Burada bahsedilen İsrail oğulları ve İmran ailesini açıklarmısınız. Bunlar aynı şeyler olmasa gerek.

2 . Tez; Yusuf yazmış ‘’’İnsanlar ana dillerini kolay kolay terketmezler bu noktada haklısınız; fakat aradaki zaman ve farklı durumlar dili değiştirebilir. Günümüz Mısır dili ile Antik Mısır dili aynı mı mesela. Toplumlar zaman içinde asimile olup dilini kaybedebilirler’’

Bu yanıt öyle kolay tatmin edici bir yanıt olmadığı gibi mantık kurallarını da hiçe sayar. İnsanlar ortak Ata Adem den gelme ise diğer dillere insanlar neden gereksinim duymuşlardır?

Akılsal mantıksal olarak bilimsel olarak tüm insanların bir dili konuşması gerekir. İnsanlar için önemli olan herkesle tüm insanlarla iletişim kurabileceği dili konuşmaktır. İnsanlar aralarında anlaşabilecekleri bir dili konuşuyorlar ise başka bir dile ihtiyaç duymazlar. Günümüzde bile insanlar ortak diller kullanmaya çalışırlar. Mantıken kardeşimle aynı dili konuşurken neden başka bir dil konuşup bulmaya çalışayım.

Allah ilk gönderdiği kitabı mutlaka insanlara öğrettiği dilde göndermiştir. Bu Musanın tevratı ve İbranicedir. Eğer Allah Ademe İbraniceyi öğretmişse bugün yeryüzünde sadece bu dil konuşuluyor olmalıydı.

Hepimiz Dedemizin Dedesinin konuştuğu dili konuşuruz.İnsanın dedesi konuştuğu dili çocuklarına ve torunlarına öğretecektir. O öğretmese bile 3 yaşına gelene kadar ailenin konuştuğu dili çocuklar öğrenecektir. Onlardan da onların çocukları öğrenir.
Bu demektir ki Adem den konuştuğu dili torunları öğrenecektir,
Ademin torunlarından da torunlarının torunları Ademin konuştuğu Dil i öğrenecektir.


Daha da somut bir örnek isterseniz; yazılı tarihte ilk yazi Sumerler’in çivi yazısı ama siz çivi yazısı ile bir roman, bir destan yazamasınız ilk alfabe Fenikeliler tarafından bulunmuş ama bu alfabe ilk olarak Antik Yunan’da latinceye uygulanmış. Homeros’un destanı M.Ö 800 lerde bu alfaba ile yazılmış, bu dil günümüze kadar değişmemiş. Aynı şekilde biz türkçe konuşuyorsak diğeri Arapça konuşuyorsa bu diller değişmemiş hem durduk yerde değişmesi için nasıl bir neden olabilir. Hem diller öyle ol deyiverince olacak değiş deyince değişebilecek kolaylık arz etmez. Asimilasyon, öldürme yok etme ayrı bir olay, ama bu durumda bile baskı ve asimilasyona maruz kalan kürtler, ermeniler, yahudiler, filistinliler, suryani, yezidiler halen dillerini kaybetmemişlerdir.

-Adem le Havva yaratıldı, cennetten kovulup Dünyaya geldiler.
-Adem ve havanın 2 kızı ve 2 oğlu oldu
-Başka Adem ve Havva olmadığından kardeşler birbirleriyle ilişkiye girdiler
-işte kur’an, İncil ve Tevrat a göre biz kardeşle kardeşin evliliğiyle çoğaldık.


İşte kuranda benim anlayamadığım ve sorguladığım bir çelişki daha

Bir yandan diyor ki. Ademle Havva dan onun çocuklarının birbiriyle evliliği ile varsın.
Diğer yandan Nisa suresinde böyle aile içi evliliğin ahlaksızlık olduğunu söyler.


NİSA SURESİ-23 - Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, -anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur- öz oğullarınızın karıları, iki kız kardeşi (nikah altında) bir araya getirmeniz. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka.

Bu kitaplar Tanrıdan gelmiş olsa Tanrı bunu düşünemez miydi sizce? Önleyemez miydi?
Diğer taraftan Allah kendi nin sakıncalı bulduğu bu evlilik işlerini neden 50 tane Adem ve Havva yaratarak çözmedi. Allahın buna gücü yetmez mi idi?


Adem ve Havva ile ilgili yazılanlar Kuran da Tevrat ta ve İncil de yazdığı gibi olsa, Dünyada tek bir tane Dil olması zorunluluktur gibi geliyor en azından bugün dünyanın büyük çoğunluğu İbranice konuşurdu.

3. Tez, ırklara renklere burada girmeyeceğim yorum uzayacak ama bunların yanıtı günümüz biliminde çok açık ve net evrim kuramlarında, biyolojide, DNA testlerinde, Genom haritalama, bir kromozomda bulunan genlerin konumlarını ve aralarındaki uzaklıkları belirlenmesi bu tür sorulara yanıt veriyor.

Yargılarını deneyden (testten) sonra karar veren bilime mi, yoksa yargıları baştan verilen, doğruları baştan bilinen dine mi inanalım? Sorusuna net bir yanıt vermezken biraz da bilinenlerin tekrarı olmuş. Ben bilimin mutlak ve değişmez olmadığını hiçbir yerde yazmadım. Elbette bilimin olmazsa olmazı ‘’’ yanlışlanabilir’’ olmasıdır. Aksi durumda adı bilim olmaz Tevrat-İncil-Kuran’dan sonra 4. bir din olurdu. “Elimde kırmızı bir balon var” yanlışlanabilir bir önermedir. Eğer yanlışsa, yani elimde bir balon yoksa, ya da başka renk bir balon varsa, bunu anlamak çok kolaydır. Fakat “Ölümden sonra hayat var” yanlışlanabilir değildir. Ya da “Komşunun başına gelen kötü olay, benim bedduam yüzündendir” gibi bir önerme, yanlışlanabilir değildir. Bilimde, yanlış olması durumunda, bunu anlamaya imkan olmayan bu tür ifadelerin bilgi değeri yoktur. Ses hızı aşıldığında, Atom parçlandığında bilim bocalamadı, kendisinden bekleneni yaptı bilimciler tarafından alkışlandı.

8 milyar yıl aslında 8 bin yıl derse ve bunu yine bilimsel olarak ispatlar ve ispatı kabul görürse bizim inandığımız bilimsel bilgi ne olacak? diyorsunuz.

Elbette ki bizim inandığımız bilimsel bilginin yerini yenisi alacak. Bilimin ilerlemesi zaten böyle oluyor. Newton`un düşündüğü gibi uzay ve zamanın birbirinden bağımsız ve mutlak olmadığını, tam tersine göreli ve birbirinin içine girmiş olduğunu 1915`te Einstein ispatlamış ve Newton fiziğini yanlışlarken kimse kalkıp da Newton'u neden öyle yapmış diye yadırgamıyor çünkü Newton olmasaydı, Einstein olmazdı. Burada bilimin bitmek tükenmez bilmeyen bir şüpheciliği var doğru bildiklerimizin devamlı üstüne gitmesi var, onun için mutlak değildir.
 

ukab

-
Yeni Üye
#51
Merhabalar, güzel bir forum ve enteresan bir konu zinciri gerçekleşmiş. Hoşuma gitti.

Ademoğullarına 124.000 yahut 224.000 peygamber gönderildiği belirtilmektedir. Ama bunun her yıla 1 peygamber hesabıyla matematikselleştirilmesi pek doğru değil. Çünkü dünyada Ademoğulları'nın hayatı başladığında olabildiğince geniş arazilerde kümeleşmeler ve yerleşmeler olduğu aşikâr. Bir peygamber bir topluluğa, ya da kabileye gönderilmiş olabilir. O vakitler teknoloji yok, iletişim deseniz hakeza. Köyün/kabilenin biri diğer köye vatsap'tan "Bize yeni bir peygamber geldi a dostlar" diye mesaj çekemiyor henüz. Feysten görüntülü haber de veremiyor, selfi henüz daha bir bitki türü olarak biliniyor muhtemelen. :) Birbirleriyle ulaşım anlamında bağlantı belki çok zayıf, belki hiç yok. Yani küçük toplumların birbirlerinden haberi yok, birine bir peygamber gelse diğer topluluk bundan habersiz kalacak. Bu yüz küsur bin peygamber aynı anda birçok alt yerleşime Allah tarafından gönderilmiş ve onlara özel ama Allah'ın aynı emirlerini tebliğ etmekle görevlendirilmiş olmalılar. Bu durumda bu kadar çok sayıdaki topluluk için ayrı peygamberler gönderilerek bu sorunun üstesinden kolayca gelinebilir. Aynı zaman diliminde belki 100, belki 300 peygamber bile olmuş olabilir. Neticede tebliğ aynı, şahıslar farklı.

Bir diğer mesele de Hz. Adem dünyaya indirilmeden evvel yeryüzünde ortalama 20 asırlık, yani 2000 yıllık cin hayatı olduğu konusu var. Cinler birbirleriyle geçinemedikleri, sürekli savaş halinde oldukları için Allah tarafından cezalandırılarak, onların yerine dünyanın yeni bir canlı türüyle; insanla şereflenmesi yüce kararı veriliyor. Evvelinde cinler bizler gibi görünür iken, insanların dünyaya inmesinden sonra bir ceza olarak 4 boyut kullanabilmeleri, ama dünyada insanlara pratikte görünememeleri cezası yükleniyor. Bizse 3 boyut içinde (zamanı saymazsak) bir döngü içinde kalıyoruz. x, y ve z... Zaten ayet-i kerimede de Allah, "Ben cinleri ve insanları bana kulluk etsinler diye yarattım" diyor. Önce cinleri, sonra insanları zikrediyor. Oysa yaradılış mayası anlamında insanlar cinlerden (boyut ve hız hariç) daha güçlü, daha oturaklı canlılar olarak bilinir. Ama sıralamada ikinciliğe yerleşiyoruz.

MÖ 20-25 bin sene evvel bulunduğu iddia edilen bir mezarın, bir canlı bedeninin muhakkak insan kalıntısı olduğunu çıkartmaya çalışmamız hata olabilir. İkinci paragrafta anlatmaya çalıştığım detay üzerine yoğunlaşın. Ademoğlulları evet, dünyadaki ilk insandır, ama ilk canlı değildir. Karbon-14 testini ise pek kaale almayın, 1-2 bin yıldan ötesi için çok hatalı sonuçlar veren, çok da güvenilmeyen bir yöntemdir.

Son olarak dünyanın kendi etrafında 1 dönüşü bir gün kabul edilir. Bu, günümüzde 24 saattir ama evvelde, misal Nuh tufanı öncesinde belki kendi ekseni etrafında dönüşü daha yavaştı. 1 gün belki 48 saatti, belki 1 haftaydı, kimbilir belki de 1 aydı?... (Bugün bile Allah bir ipucu, bir ibret olması için güneş sistemindeki her gezegenin ve hatta her uydunun kendi ekseni etrafındaki dönüşünü farklı saatlerde yaratmıştır). Ayrıca dünyanın bugün için izlediği eliptik yörüngenin yarıçapının değişmesi de, yani elipsin çevresinin büyümesi veya küçülmesi, güneş etrafındaki dönüş süresini azaltır veya çoğaltır. Bu da "1 yıl"ın toplam süresini etkiler. Her halûkârda güneş aynı noktadan tekrar doğana geçen zaman dilimi "1 tam gün" kabul edilse bile, yaşanan günlük toplam vakit belki çok çok daha fazlaydı. Yani saatleri çok daha fazlaydı. Bu durumda Hz. Adem'e doğru geri giderken hangi kriteri baz almalıyız? Günü mü, yoksa saati mi?

Hz. Muhammed'in "ben insanlığa ikindi vaktinde geldim" demesi üzerinde düşünmeliyiz. Hicri takvime göre gün sabah değil, Akşam ezanı okunmasıyla birlikte başlar. Ertesi gece İkindiden sonra Akşam ezanına dek sürer. Yani, bu durumda 5 vakitlik günün son dilimindeyiz artık. Ahir zaman denilen zamanda yani... 5 vaktin 4'ü çoktan geçmiş vaziyette. Bu son dilimin tam olarak ne kadar süreceğini de sadece Allah bilir.

Selâm ve sevgilerimle dostlar...

NOT: İlk mesaja sonradan biraz eklemeler yaptım, ama değiştiremedim bi türlü. İzin vermedi hasba. Onu silebiliriz. Muteber olan bu yeni mesajdır...
 

MaviLotus

Üye
Yeni Üye
#52
Ademoğullarına 124.000 yahut 224.000 peygamber gönderildiği belirtilmektedir. Ama bunun her yıla 1 peygamber hesabıyla matematikselleştirilmesi pek doğru değil. Çünkü dünyada Ademoğulları'nın hayatı başladığında olabildiğince geniş arazilerde kümeleşmeler ve yerleşmeler olduğu aşikâr. Bir peygamber bir topluluğa, ya da kabileye gönderilmiş olabilir. O vakitler teknoloji yok, iletişim deseniz hakeza. Köyün/kabilenin biri diğer köye vatsap'tan "Bize yeni bir peygamber geldi a dostlar" diye mesaj çekemiyor henüz. Feysten görüntülü haber de veremiyor, selfi henüz daha bir bitki türü olarak biliniyor muhtemelen. :) Birbirleriyle ulaşım anlamında bağlantı belki çok zayıf, belki hiç yok. Yani küçük toplumların birbirlerinden haberi yok, birine bir peygamber gelse diğer topluluk bundan habersiz kalacak. Bu yüz küsur bin peygamber aynı anda birçok alt yerleşime Allah tarafından gönderilmiş ve onlara özel ama Allah'ın aynı emirlerini tebliğ etmekle görevlendirilmiş olmalılar. Bu durumda bu kadar çok sayıdaki topluluk için ayrı peygamberler gönderilerek bu sorunun üstesinden kolayca gelinebilir. Aynı zaman diliminde belki 100, belki 300 peygamber bile olmuş olabilir. Neticede tebliğ aynı, şahıslar farklı.
Merhabalar aramıza hoş geldiniz. Elimizde net kanıtlar olmayan ama hepimizin kendnce teorileri olan bir konudayız. Düşüncelerinizi okuyunca biraz benimkilerle paralellikler gördüğüm için yeniden konuya girmek istedim. Ben de sizin gibi düşünüyorum; Arkadaşların çoğu bir soy haritası üzerinden tahmini süre hesaplamış ama ben nedense buna pek katılamıyorum. Bildiğim kadarıyla son peygamber HZ. Muhammed'den önceki dönemlerde Kuran'da adı ve kıssası geçen peygamberler dışındakilerin isimleri ve nerelere gönderildikleri belirtilmiyor hiç bir kaynakta. Ama @Düşünür isimli üyenin de dediği gibi dünyada birbirinden farklı ve kopuk birçok ileri düzey kültürde çamurdan yaratılma efsanesi mevcut. Bunların kimi tek kimi çok tanrılı inançlara sahip üstelik ama ortak paydaları insanın bir çamurdan yaratılmış olması. O halde ben de diyorum ki dünyada insan ırkı varolmaya başladığından beri topluluklar bozuldukça onlara zaman zaman uyarıcılar gönderilmiş. Bunların hepsinin illa kitapları olacak diye bir kaide yok, görevlerini yerine getirip ölmüşler, ki birbirinden haberi olmayan toplumlarda ortak anlatılar, mitler oluşmuş. Yani sadece Adem'den doğup üremiş olmanın dışında bence zaman içerisinde toplumlar özlerinden kopup yollarını şaşırdıkça uyarıcılar gelip ortak bir yola davet etmişler kendi toplumlarını Kuran da her milletin kendi diliyle uyarıldığını anlatır. Demekki birçok uyarıcı birçok topluma gelip, içlerinden çıkıp onları kendi dilleriyle uyarmış. Ben bu şekilde düşünüyorum.

Cinlerle ilgili kısımda biraz sizden farklı düşünüyorum, cinler yaşam süreleri bizden uzun olan varlıklar diye biliyorum. Yani bizden 2000 yıl önce gelmiş olmaları değil de daha uzun süre önce yaratılmış olmaları muhtemel. Onlara ait kalıntılar olması da muhtemel. Değişik kültürlere ait cin hikayelerini merak edip araştırmış biri olarak onların da tıpkı insanlar gibi yaşadıkları, köyleri ve aileleri olduğu düşünülürse, vaktinde gözle görülür kalıntılar bırakmış olabilirler. Belki dediğiniz gibi insanoğlu yaratıldığında iki ırk arasında bir boyut farklı oluşturulmuş ve bizler onları göremez olmuş olabiliriz. Detaylandırılabilecek şeyler bunlar, diğer üyelerin de düşüncelerini takip edip saygı duyan biri olarak kendi düşüncelerimin bir kısmı bunlar.
 

Düşünür

Üye
Yeni Üye
#53
Cinlerle Perilerle 21. yy. da gezinenler

“İnsan pek mecnundur. Bir sinek kurdunu nasıl yaratacağını bilmez,. ama gider düzineyle tanrı yaratır.” Michel de Montaigne. Ben sinek kurdundan vazgeçtim yaratılması çok kolay. Çöp torbasını bir hafta değiştirmeyin sinek de kurdu da oluşur ama bu sitede cin yaratanlar var. Evet dilin kemiği yok uydur uydur söyle veya Hitler’in propaganda bakanı Goebbels misali, “yalan söyleyin, mutlaka inanan çıkacaktır.’’ maalesef diyorum inanan da çıkıyor başta bu sitenin başkanı ‘’beğenmiş’’. Çünkü Goebbls “insanların beyin tembelliğini gördükçe, her istediğimizi yapabiliriz” diyordu. Lütfen bağışlayın okuma yazma öğrenip sadece din kitapları okuma yerine bilim de okunursa bu hallere düşülmez. Ama biliyorum ki çoğu insan hayatı boyunca gerçeği aramaz, gerçeğin yakınından bile geçmez. Onların kendi gerçeklik anlayışı ve dünya görüşleri vardır. Yani bu görüş yıllar içinde katılaşır ve kemik gibi değişmez hale gelir. Çoğu insan düşüncesinin yanlışlığı yüzde yüz kanıtlansa bile, salt bu yüzden düşüncesini değiştirmez.

Aslında böyle bir cin yazı yanıtı haketmiyor ama aklıma takılan yine google tarayıcıları böyle cehalet oltasına takılmasınlar diye yazıyorum. Emeğim nasırlaşmış, paslanmış, örümcekli beyinler için değil bu konuyu yeni öğrenenler için. Nereden başlayım bilemiyorum, deveye sormuşlar boynun niye eğri diye nerem doğru ki demiş. Yorum Ademoğullarına gönderilen peygamber sayısından başlamış o dönemde whatsapp, Facebook, Selfie çekmek de yokmuş, Hz. Adem dünyaya indirilmeden evvel yeryüzünde ortalama 20 asırlık, yani 2000 yıllık cin hayatı olduğu konusu var. Cinler birbirleriyle geçinememişler. Oradan dünyanın kendi etrafında dönüşü ve Nuh tufanına kadar uzanan hiçbir desteği, bilimsel kanıtı olmayan bir yalan dizisi. Christopher Hitchens ‘’Kanıt gösterilmeden yapılmış bir iddiayı çürütmek için kanıta ihtiyaç yoktur.’’ der ama ben yine okuyucu için kanıtlarla yazacağım.

İşte 3000 yıl önce Hz. Musa ne demişse Musevilerin, 2000 yıl önce Hz. İsa ne demiş ise Hıristiyanların, 1400 yıl önce Hz. Muhammed ne demiş ise Müslümanların hiç değişmeden tek bir noktasına, virgülüne el vurmadan aynen tekrarlaması bundan kaynaklanmaktadır. Hep aynı şeyi yaparsanız, aynı sonuca ulaşırsınız; yeniyi bulamazsınız. Dünya değişiyor, bilgisayar teknolojisinde, telekomünikasyon, robotik, lazer, fiberoptik ve biyogenetikte çok hızlı gelişmeler, internetin yaygınlaşması, bilgiye ulaşmanın kolaylaşması, DNA’nın çözümlenmesi, uzayın karış, karış taranması endüstriel gelişme yapay zeka, robotlar ve kuantum bilgisayarları. 3000 büro çalışanının bir ayda toplayacağı veriyi yarım saniyede toplayabilecek kuantum bilgisayar yakında piyasalarda böyle bir çağda insanımız buna kafa yormuyor ama cinlerle uğraşıyor. Bence mahsuru yok böyle bir kişi 365 gününü ibadethanelerde geçirebilir bol bol din kitapları okuyabilir beni rahatsız etmez. Bildiğim tek gerçek 1mm yol alamazlar.

Hiçbir ¸seyin yoktan var, vardan ise yok edilemeyecegini Örnegin, herhangi bir Tanrı kavramı, evreni yoktan var ettigi iddia edilen bir Tanrı ise, bu tür bir Tanrı’nın var olamayacağı muhtemelen en basit bazı bilimsel prensipler kullanılarak gösterilebilir, madde ve enerjinin korunumu kanunu gibi. Bilimin en temel ilkelerinden biri olan bu kanun, hiçbir ¸seyin yoktan var, Fizikte, Enerjinin Korunumu yasası, izole bir sistemdeki toplam enerjinin değişmeyeceğini ifade eder—geçen zaman boyunca miktarının sabit kaldığı söylenir. Enerji ne yok edilebilir ne de yoktan var edilebilir, ama enerji türü değişebilir, örneğin, dinamitin patlaması esnasında kimyasal enerji kinetik enerjiye dönüşebilir.

Kendi söyleminle kendin kuyuya düşüyorsun; madem o dönemde whatsapp, Facebook, Selfie görüntülü konuşma yokmuş. Kutuplarda ki veya dünyanın başka bir köşesindeki adam arapça inen kuranı nasıl anlayacak. Anlamadığı gereklerini yerine getirmediği bir kitaptan dolayı gittiği yerde sorgulanacak, cehenneme gönderilecek.

ŞURA SURESİ-7…ayet-Şehirlerin anası (olan Mekke'de) ve onun çevresinde bulunanları uyarman ve asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları korkutman için, sana böyle Arapça bir Kur'an vahyettik.
Kurana göre Mekke ve çevresi dışında islam’ı yaşayan da yaşatan da Allaha karşı gelmiş oluyor. Kurana göre Dünyada yaşayan Müslümanların % 99 i Allaha karşı gelmektedir.

Adem’den önce cinler yaşamış diyorsun, mevcut dünya genelinde bilimin kabul ettiği Jeologların bilimsel kanıtlara dayanarak, dünya’nın yaşının yaklaşık 4,567 milyar yıl (4,567×109 yıl) Evrenin 13,5 milyar yıl modern insanın yaşı ise 150-200.000 yıl civarında olduğuna karar verilmişken bilimi inkar ederek cinleri biryerlere sokuşturmaya çalışıyorsun.

Güneş Sistemi yaklaşık olarak 4,6 milyar yıl yaşındadır. Uzayda sayıları 300 milyarı bulan sayıda galaksi vardır.

Güneş sisteminin içinde bulunduğu Samanyolu küçük bir galaksidir. Küçük Gezegenler: Çapları 13000 km den küçük olan gezegenler. Merkür, Venüs, Dünya, Mars

Dev Gezegenler: Çapları 48000 km den büyük gezegenler. Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün

Samanyolu Galaksisinin içinde yer alan Güneş, diğer yıldızlara göre hayli küçük bir ebada ve sisteme sahiptir. Güneş’in çapı dünyanın çapının 103 katıdır. Merkür Güneş sistemine 58 milyon km en sıcak ve en yakın Neptün Güneş sistemine 4.5 milyar km en uzak

Bütün bunlar kuranda yazmıyor bilim tesbit etmişken kalkmış, (Bugün bile Allah bir ipucu, bir ibret olması için güneş sistemindeki her gezegenin ve hatta her uydunun kendi ekseni etrafındaki dönüşünü farklı saatlerde yaratmıştır) diyorsunuz. Pes diyorum yukarda bilimin bulduğu verileri bir tarafa havale etmek niye? Gezegenlerin çapları büyüklük küçüklükleri birbirlerine ve güneşe olan uzaklıkları verilmiş bu verilerden sonra ne zaman nasıl, ne sürede döneceklerini ilkokul talebesi de hesaplar. Isıya kim yakınsa daha çok ısınacağını bir kedi bile bilir.

Güneş Sistemi’ndeki denge öyle “hassas” değildir. İlla ki bir dengeden söz edeceksek, “kaba” bir denge vardır. Güneş Sistemi sakin, sabit bir yer değildir. Sürekli değişim içindedir ve varlık süreci boyunca büyük değişimler yaşanır. Gezegenlerin hiçbiri şu anda 100 milyon yıl önceki konumunda değil. Güneş 100 milyon, 300 milyon, 500 milyon yıl önceki Güneş değil. Çok fazla şey değişti ve çok fazla şey değişecek. Canlı türlerinin yeryüzünde var oldukları süreler bile çok kısadır ve bu değişimleri algılayamayız.

Ancak, milyon yıllık bu “kısa evrensel zaman dilimleri“ne göre insan ömrü bir hiçtir. Devletlerin ömrü bir hiçtir, imparatorlukların yüzlerce, binlerce yıllık ömür süreci yok hükmündedir. Burada bütünü göremiyorsunuz, konuştuğunuz ister 8 bin ister 20 bin yıl olsun bütün karşısında (4-5 milyar yıl) karşısında bir hiçtir. Yazıyı uzatmak istemiyorum ama bu konuyu daha iyi anlamak istiyorsanız, sırasıyla Aristo’dan başlayıp Copernicus (1473 – 1543), “Göksel Cisimlerin Dönüşleri Üstüne” adlı eseri, Astronomi biliminde ikinci büyük adımı alan Kepler (1571 – 1630) Galileo Galilei (1564 – 1642), gerek bulguları ile gerekse Engizisyonla çatışmaları Cisimlerin hareketlerini yöneten yasaların (dinamiğin) incelenmesi, Giardino Bruno’yu bunlardan esinlenen özellikle Kepler’in yasaları kullanarak yerçekimi yasasının kanıtlayan Nevvton’u okuyun derim. Tabii ki aklı kiraya vermeden.

Nuh tufanı öncesinde belki kendi ekseni etrafında dönüşü daha yavaştı. 1 gün belki 48 saatti, belki 1 haftaydı, kimbilir belki de 1 aydı?

Nuh tufanı gibi bir mit, efsaneden yola çıkıp dünyayla ilgili gün ay hesaplaması yapıyor ama kendine bu efsane ile ilgili şu soruları soramıyorsun. Çünkü bilim anlayışında Neden?”, “Niçin?” , “Nasıl yok sadece söylenene inanmak var. Doğru neden demek araştırma, zahmet, emek gerektirir.

Nuh tufanı bahsi Tevrat-İncil ve Kur’an’da geçmektedir. Tevrat genelde olayları ayrıntılı olarak verir, hikaye şeklinde anlatır. Kur’an farklı olarak olayları “kıssa” olarak verir. Daha da önemlisi bu tufan efsanesi 3 dinden önce GILGAMIŞ DESTANINDA AYNEN VARDIR. Oradan aynısını okuyabilirsiniz. Özellikle Tevrat’ta anlatılan Tufan Gılgamış destandakinin adeta bir kopyasıdır. Sadece adlar farklıdır.

Nuh efsanesi ile ilgili Nuh ve Hud sureleri içerisinde çok ayetler var hepsine ayrı ayrı değinmeyeceğim ama özü; Kavmini doğru yola sokamayan Hz. Nuh’a ümitsizliğe düşmemesi ve bir gemi inşa etmesi vahyedilmiştir. “Nuh’a şöyle vahyolundu: “Toplumundan, daha önce inanmış olanlar dışında hiç kimse iman etmeyecektir. Artık onların yaptıkları yüzünden tasalanıp durma. Vahyimize bağlı olarak gözlerimizin önünde gemiyi yap. Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma. Onlar, mutlaka boğulacaklardır.” HÛD 36-37.

Hz. Nuh’un gemiyi inşa etmesi ilahi planların gözleri önünde, vahyin denetiminde gerçekleşmiştir. Geminin inşa edilmesinden sonra göğe sularını boşaltması toprağa da sularını fışkırtması emredilmiştir. Hz. Nuh’a inanan küçük bir insan topluluğu ile, hayvan çiftleri gemiye bindikleri için kurtulmuş ve bunun dışında kalanlar boğularak ölmüşlerdir.

Ölenler arasında Hz. Nuh’un bütün uyarılarına rağmen ona inanmayan oğlu da vardır.

Bu hikayeyi okuduğum zaman aklıma şöyle bir soru geldi; Nuh’un her türden bir çift’i bir gemiye doldurduğundan. yaklaşık 2 milyon mevcut türü ve yok olmuş milyonlarca türü nasıl bir gemiye sığdırdı. Üstelik birbirleriyle beslenen bu canlılar nasıl oldu da gemide 1 yıl süre boyunca birbirlerine saldırmadı. Ayrıca her canlıdan bir çift aldığını söylüyorsunuz, peki ya iki cinsi olmayan canlıların varlığından haberdar mısınız acaba (bakteriler, virüsler, prokaryotlar)

Önce ilgili Kur’an ayetini okuyalım:

“Gemi onları, dağlar gibi dalgalar üstünden yürütüp götürüyordu. Nuh onlardan ayrı bir yerde duran oğluna seslendi: “Oğulcuğum, bizimle beraber bin, kafirlerle beraber olma. Oğlu cevap verdi: “Bir dağa sığınacağım, beni sudan korur.” Nuh dedi: “Allah’ın merhamet ettiği dışında hiç kimse için Allah’ın kararından kurtaracak yoktur.” Ve ikisi arasına dalga girdi de o, boğulanlar arasına katıldı.” HÛD42- 43.

YORUM

Tufan başlamış, gemi hareket etmiş, dalgalar dağlar gibi yüksek. Hz. Nuh böyle bir halde oğluyla nasıl konuşabilir? Evet telefon ve Whatsapp da yok. Oğlu hem tepe gibi daha yüksek hem de duyum açısından çok zor bir yerde olmalı.

Kur'an bir bilmece-bulmaca kitabı mıdır?

Kuran, kendisinin açık, net ve anlaşılır bir kitap olduğunu kendisi şu ayetlerde söylüyor:

43:2. Apaçık Kitab'a andolsun ki ,

44:2. Apaçık olan Kitab'a andolsun ki,

2:99. Andolsun ki sana apaçık âyetler indirdik. (Ey Muhammed!) Onları ancak fasıklar inkâr eder.

4:174. Ey insanlar! Şüphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nur indirdik.

5:15. Ey ehl-i kitap ! Resûlümüz size Kitap'tan gizlemekte olduğunuz birçok şeyi açıklamak üzere geldi; birçok (kusurunuzu) da affediyor. Gerçekten size Allah'tan bir nur, apaçık bir kitap geldi.

6:59. Gaybın anahtarları Allah'ın yanındadır; onları O'ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O'nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. O yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.

15:1. Elif. Lâm. Râ. Bunlar Kitab'ın ve apaçık bir Kur'an'ın âyetleridir.

29:49. Hayır, o (Kur'an), kendilerine ilim verilenlerin sînelerinde (yer eden) apaçık âyetlerdir. Âyetlerimizi, ancak zalimler bile bile inkâr eder.

36:69. Biz ona (Peygamber'e) şiir öğretmedik. Zaten ona yaraşmazdı da. Onun söyledikleri, ancak Allah'tan gelmiş bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.

Evet apaçık bir Kuran olmasına rağmen çelişkileri ortaya koyduğumuzda 40 dereden su getiriliyor, ayetler tekrar yorumlanıyor, aslında öyle demek istemiyor, sen anlamıyorsun, anlayamazsın vs.

Bir şeye inanmak ya da ondan şüphe etmek ne demektir? Örneğin; dışarıda yağmur yağdığına inanıyorsak, bu inancımız dışarıda yağmur yağıp yağmadığına ilişkin durumu gerçekte yansıtabilir mi? Buradan şu sonuca varacağım; klasik “Moore Paradoksu”nda olduğu gibi, “Yağmur yağıyor ama ben yağmur yağdığına inanmıyorum.” dediğimizde, aslında temelde kendisiyle çelişen bir şey söylemiş olmayız. Herhangi bir kişinin tutarlı bir biçimde böyle bir ifadede bulunmasının beklenmemesine rağmen, önermenin kendisinin mantıksal bir çelişki taşımadığı söylenebilir. Bizler inançlarımızı ve tutumlarımızı davranışlarımız yönünde değiştirmeye meyilliyizdir. Bu yüzden bir dindar olarak fazla uğraşmanıza gerek yok. İnanıyorsanız konu kapanmıştır. Çünkü ortada cinler yok ve hiç olmamış sen de buna inanmıyorsun ama çok ilginç Adem’den önce cinlerin yaşadığını inanıyor gibi söylüyorsun yazıyorsun.

Kendine, “Neden?”, “Niçin?” , “Nasıl?” türündeki şüpheci soruları soramıyor, daha ileriyi, gerçeği ve hakikati açıklama zahmetine girmektense, tüm bu çabaları görmezden geliyorsun. Bilimin bütün nimetlerinden yararlanıyor ama yazdığın hurafelerle bilimi inkar ediyorsun.

NOT: Bir parağraf da CİNLER yazısına beğendim ekleyen ve bir de site Başkanı olan ORİON isimli kullanıcıya; Buyurun tartışmaya katılın neleri beğendiğinizi görelim. Adı üstünde ‘’Antiksırlar’’ isimli bir siteye başkanlık yapıyorsunuz, insanlar dünya genelinde kazılar yapıyor gerek tarihi eser gerek insan kalıntıları buluyor ve ne güzel sitenize yazarak birşeyleri isbata çalışıyor. Madem siz cinlere perilere inanıyorsunuz ne diye insanlık dağa, bozkıra çıkıp, ilkel insan fosilleri arasın, dünyanın yaşını ve nasıl oluştuğunu merak edip tespit etmeye çalışsın. Burada, dinsel düşünce şekli, doğruların sorgulanmasının önünde de bir engel teşkil etmiyor mu? Din doğruları vermiştir, bu yüzden sorgulayıp deney yapmayı gerek var mı? Yargıyı testten sonra değil önceden vermiş olan insanlar başarılı bir bilimsel zihin geliştirmesi mümkün olur mu? Bu durumda doğruları sorgulamak ve ortaya çıkarmak ancak düşünce tarzları ve eylemleri dinle motive edilmemiş bilim adamları ile mümkündür. Adınıza üzüldüm.
 

Orion

Site Başkanı
Yönetici
#54
Sayın @Düşünür bakın ben siteye eklenen neredeyse her yazıyı okuyorum. Sizin öyle bir tavrınız var ki her şeyi siz biliyorsunuz ve karşınızdakileri küçük görüyorsunuz. Bizim bu siteyi kurmadaki amacımız insanlar buluntulara baksın fikir edinsin fayda sağlasınlardır. Kolay kolay kimseye de müdahale etmiyoruz. Lakin benim neyi beğeneceğim yada neye inandığım benim tercihimdir bunu anlamanız lazım. Aynı şekilde durum diğer kullanıcılar içinde geçerlidir. İster cinlerin varlığına inanırım ister inanmam, ister beğenirim istersem beğenmem. Bu benim tercihimdir. Sizin inandığınız neyse veya düşünceniz ben ona uymak zorunda değilim. Aynı şekilde kimsede benim görüşlerime uymak zorunda değildir.

Sigara sağlığa zararlıdır önermesi bilimsel olarak kanıtlanabilir. Ama hiç kimse sigara içtiği için yargılanamaz, ister bilerek isterse bilmeyerek sigara içen binlerce insan var. Ne diyeceğiz burada tek tek sigaranın zararını anlatıp içiyorsanız hepiniz şöylesiniz böylesiniz mi diyeceğiz.

Siz sigaranın zararını anlatın okuyan faydalanmak isterse sigarayı bırakır. Zorlama ve aşağılama ile hiçbir doğru bilgiyi kabul ettiremezsiniz. Bu platformda illaki bilimsel bilgi paylaşılacak diye bir şart da yoktur. Efsaneler, hurafeler, söylenceler vs. her konu paylaşılabilir. Size uygun değilse buna inanan yada inanmayan kişileri eleştirmeden bence, bilimsel açıdan böyledir demeniz kaydıyla paylaşım yapalabilirsiniz.
 
Son düzenleme:

MaviLotus

Üye
Yeni Üye
#55
Aslında böyle bir cin yazı yanıtı haketmiyor ama aklıma takılan yine google tarayıcıları böyle cehalet oltasına takılmasınlar diye yazıyorum. Emeğim nasırlaşmış, paslanmış, örümcekli beyinler için değil bu konuyu yeni öğrenenler için.
Sayın @Orion aslında size kısa ama yeterince açık güzel bir cevap vermiş ama eklemeden edemeyeceğim; sizin şu yaklaşımınızı dindar biri yapsa bağnaz, geri kafalı ve başka düşüncelere saygısı olmayan biri ilan edersiniz! Fakat siz herkesin kendi inandığı doğrulardan yola çıkarak belki başka doğrulara ulaşmaya çalıştığı ve haklı olarak kendine göre inançlara sahip olduğu bu platformda sırf sizin inanmadığınız şeylere inanıyor ve onlar üzerinden yorum yapıyorlar diye kalkıp örümcek beyinliler, diyebilecek kadar üslubunuzu aşağı çekebiliyorsunuz. Şimdi bu bilimsel bir yaklaşım mı oluyor?
Sayın @Orion da dediği gibi araştırdığınız ve gerçekliğini kabul ettiğiniz şeyler varsa paylaşın, okuyalım bize uyarsa kabul edelim, uymazsa tartışalım ama saygılı olmayı unutmayalım. Ben de kalkıp size sizin kendini beğenmiş, narsizme varan bilmişlik taslayıcı yukardan bakıcılığınıza eş bir cevap mı vereyim? Bilim varsa doğaüstü olaylar, anlaşılamayan şeyler de var bu dünyada. Kuran sizin yukarıda yazdığınız birçok bilimsel şeyi yazsaydı kaç kişi anlardı o dönemde yazılanları? Biraz mantık yahu! Kuran fen bilimleri kitabı değil karıştırıyorsunuz sanırım! Siz o kitapta oturup bilimsel kanıtlar arıyorsunuz, ki zaten zaman zaman değinilen şeyler var ama tüme varırsak Kuran insanlara bilimsel çalışmalar yapsınlar diye indirilmemiş kusura bakmayın, bilime de karşı olduğuna dair bir kanıt yok. Birçok müslüman bilimle de uğraşmış, uğraşıyor ama dinden falan çıkmıyor. Cinler görünmeyen varlıklar olduğu için inanmak size mantıksız geliyordur anlarım ama bu varlıklarının olmadığının kanıtı değil. Mekke ve çevresinde yaşayan insanlara dair ayet paylaşıyorsunuz ( ayetlerin öncesi ve sonrası olmadan alıntı yapılması bilimsel değildir ) Sonra kalkıp bu coğrafya dışında yaşayıp müslüman olanlar Allah'a karşı geliyor diyorsunuz. Ayeti tekrar tekrar okuyorum ( malum alıntı yapmışsınız öncesi sonrası da yok ama neyse ) be sizin çıkardığınız sonucu bir türlü çıkaramıyorum. Bir bölgede konuşulan dili kullanarak o bölgede yaşayanları uyarınca nasıl diğer müsşümanları dinden çıkmış varsayıyorsunuz? İbretlik bir bakış açısı pes doğrusu! Her şeyi biliyorum tavrınız can sıkıcı, eminim çok okuyan ve birikim yapan birisiniz ama tavrınızdan dolayı paylaştıklarınızdan örnek alıp kendimce faydalanabileceğimi düşündüğüm biri değilsiniz, iyi çalışmalar...
 

Düşünür

Üye
Yeni Üye
#56
Şahsa saldırı, düşünsel ve bilimsel yeteneğin sıfırı tükettiği noktada başlar

Üzgünüm aynen öyle olmuş, emeğe saygı denen birşey var. Benim bütün bir yazı ve eleştirilerimi gözardı ederek içinden cımbızla çekilen kelimelere sarılarak yazışmanın seyrini değiştirme çabanız ne form ne de tartışma etiğine sığmaz. Fikrin bittiği yerde saldırı başlar. Bu tür provakasyonlar başıma geleceği için Kanuni başlıklı form da aynen şu cümleleri kullandım. ‘’Herhangibir yanlış anlaşılma ve demogojiye yer vermemek için yazdıklarım kesinlikle şahısların kendine değil düşüncelerine yönelik olacaktır.’’ Öncelikle @Orion ve MaviLotus kullanıcılarının ortak hüsnükuruntularına değineyim, sonra teker teker argumanlarını masaya yatıracağım; Neymiş ben her şeyi ben biliyormuşum ve karşımdakileri küçük görüyormuşum, üslubum aşağı düşmüş, yukardan bakmışmış, mış mış vs.

Ben kimsenin şahsına bir hakarette bulunmadım, bilakis burada fikirleri tartıştım. Rahat olunuz tartışmadaki amacım ezmek ya da üstün çıkmak değil, en doğru ve makul olanın bulmak. Bu nedenle de, baskı değil ikna, çatışma değil uzlaşma, saldırı değil bildiri ve iletişim üzerine odaklandım. Kusura bakmayın ama kafanıza öyle bir kavram yanlışlığı yerleşmiş ki neyin eleştiri neyin düşünce, neyin hakaret olduğunu ayıklayamıyorsunuz.

Şu düşünce yapınızla aklıma yıllar önce Erdal İnönü’ün Irak ziyaretinde Saddam’ın elini sıkmasını anımsattınız. Meclisde bu olay ciddi eleştiriye uğrayınca bir Milletvekili eleştirenlere ’’Ya siz yurtdışı ziyaretlerinde bir devlet başkanının neresini sıkıyorsunuz demişti.’’ Çok doğru siz çalan birine, öldüren birine, yalan söyleyene, cahil olana ne diyorsunuz? Sırasıyla ben bir daha söylüyorum ’’çalana HIRSIZ, öldürene KATİL, yalan söyleyene YALANCI, bilimi bilinçli olarak manupule ederek yalan yazana bugünde YALANCI yarın da YALANCI DERİM.’’ Kaldı ki yine ben bu sitede Kanuni başlıklı yorumda ’’Voltaire misali Söylediklerinizin hiç birine katılmıyorum ama onu söyleme özgürlüğünüzü ömrümün sonuna kadar savunurum.’’dedim. Bu ne demek oluyor, yalan yazma, söyleme özgürlüğünüzü savunurum ama bir yalancıya saygı duymamı bekleyemezsiniz.

BU NE DEMEK OLUYOR ŞAHISLARIN ALEN AÇIK YALAN YAZMA ÖZGÜRLÜKLERİ OLACAK BENİM ONLARA YALAN YAZIYORSUN DEME ÖZGÜRLÜĞÜM OLMAYACAK. ÖZGÜRLÜĞÜ KENDİ KOYDUĞUNUZ KURALLAR OLARAK ALGILAMAYIN.
Carl E. Sagan’ın sözlerini anımsayın: “Aşık olunca bunu tüm dünyaya duyurmak istersiniz, Bilime gelince açıklamazsınız bana ahlaksızca geliyor.” der

İnsanlar mükemmel canlılar değildir. Gözlerimiz her şeyi göremiyor, kulaklarımız her şeyi duyamıyor, beynimiz hatasız çalışmıyor. Tarih boyunca anlayamadığımız bazı olayları açıklamak yerine onları başka şeylere bağlayarak çözüldüğünü sanıyoruz. Kardeşim iki dakika bekle hemen uydurma işkembeden atma. Elbette bilimin bilmediği şeyler var ama Bilim yarış pistinde neredeyse ışık hızında koşuyor hergün yeni bir buluşu var. İlk, ortaçağda kayda değer bir buluş 300-500 yılda olurken bugün her saat, her dakikada bir yeni buluş var. Dinlerin yazıldığı günden beri noktası virgülü bile değişmemiş. Cinleri bu sayfalara yazma, beğenme cesareti gösterenler ellerini vicdanlarına koyarak bilimin hakkını versin.

İnançlının bu tür çelişkiler ortaya çıktığını ilk otomatik tepkisi, bilimsel bilginin reddi olmaktadır. Fakat eğer bilimsel bilginin doğruluğu çok açıksa, veya zamanla açık hale gelirse, ancak o zaman bilimsel bilgiyi mecburen kabul edip, bu sefer, bu yeni bilgi ışığında dinsel bilgiyi farklı yorumlayarak, ortadaki çelişkinin üstünü örtmektedirler.

Orion ve MaviLotus Üstüne basa basa söylüyor ve yazıyorum, sizi bilim adına uyarıyorum. Okuyucuya düşünce alışkanlığı olarak, bilimsellikle bağdaşmayan bir düşünce biçimine insanları alıştırarak zarar veriyorsunuz.

Asıl sizler kafanızda oluşanları mutlak zannediyor ölümüne savunuyorsunuz. Ben herşeyi bildiğimi ölene kadar iddia etmem bilim yolunda bir öğrenciyim. Kaldı ki yine bu sitede yazdım ama okumuyorsunuz. ‘’Elbette bilimin olmazsa olmazı ’’ yanlışlanabilir’’ olmasıdır. Aksi durumda adı bilim olmaz Tevrat-İncil-Kuran’dan sonra 4. bir din olurdu. “Elimde kırmızı bir balon var” yanlışlanabilir bir önermedir. Eğer yanlışsa, yani elimde bir balon yoksa, ya da başka renk bir balon varsa, bunu anlamak çok kolaydır. Fakat “Ölümden sonra hayat var” yanlışlanabilir değildir.’’ Böyle bir yazı yazan insan nasıl olur da herşeyi bildiğini iddia eder?

Gelelim ilginç argumanlarınıza, sadece kayda değer olanlara değineceğim.

Orion yazıyor; Lakin benim neyi beğeneceğim yada neye inandığım benim tercihimdir bunu anlamanız lazım.

Yanıt; Orada kesinlikle bir sorun yok Orion, Cinleri neden beğendiğinizi sormak da hem benim tercihim hem de sorma özgürlüğüm hala yanıt bekliyorum.

Orion yazıyor; Sigara sağlığa zararlıdır önermesi bilimsel olarak kanıtlanabilir. Ama hiç kimse sigara içtiği için yargılanamaz, ister bilerek isterse bilmeyerek sigara içen binlerce insan var. Ne diyeceğiz burada tek tek sigaranın zararını anlatıp içiyorsanız hepiniz şöylesiniz böylesiniz mi diyeceğiz.

Yanıt; Bu ne yaman çelişki, siz dünyayı sadece Türkiye zannediyor, yargılamayı da sanırım sadece hakim karşısına çıkıp hapse girme olarak algılıyorsunuz. Size sadece bir örnek vereceğim; AB parlemontosunda kanun teklifi olarak tartışıldı; ‘’Sigara içmek bir çalışanın iş aktini feshetme sebebi olsun’’ karşı parlement argumanınız ne olabilir dedi. Teklif sahibi sigara paketini tutarak üstündeki yazıyı gösterdi ‘’Rauchen ist Tödlich’’ (Sigara öldürür.) Bu yazıyı okuyup da halen sigara içen bir kafa benim iş yerimde üretim artıramaz, öyle bir kafaya benim ihtiyacım yok. Kaldı ki Avrupanın çok ülkesinde sağlık sigortası yaparken sigara içenlerle içmeyenler değişik ödeme yapar, sigara içenler 60 yaş ve sonrası sigorta değiştiremez, işe alınırken mutlaka ilk üç sorudan biri sigara içiyor musunuz? Öyle bura açık hava diyerek otobüs beklerken, park da otururken bir sigara için başınıza ne geleceğini görürsünüz. Bunlar sizce yargılama, aşağılama değil mi? Ben sigara içen bir dostuma her gördüğümde içme şu zıkkımı öleceksin diyorum bunlar yargılama aşağılama değil mi? Hergün yüzlerce yazı sigare içenler hakkında çıkıyor, içenlerin iradesizliğinden, zayıflığından, tutarsızlığından tutun da problemli insanlar olduğuna kadar yazılıyor. Bunlar sizin için yargılama sorgulama değil mi? Yazıyorum kendi kendime de gülüyorum boşa yazıyorum hissi var çünkü sizin mutlaka başka bir savunu mekanizmanız olacak. Ben burada yanılmışım demeyeceksiniz, çünkü insanlar yanılmayı sevmiyor.

Orion yazıyor; Bu platformda illaki bilimsel bilgi paylaşılacak diye bir şart da yoktur. Efsaneler, hurafeler, söylenceler vs. her konu paylaşılabilir.

Yanıt; Hay hay adına o zaman efsane, hurafe diyeceksiniz, siz demezseniz başka biri der ona da kızmayacaksınız. Doğa boşluğu sevmez bir dolduran çıkar. Örnek mi istiyorsunuz yüzlerce gösterebilirim. Gezegenlerin çapı belli, ağırlığı belli, uzaklıkları belli, girin Youtube da Dünyanın en ünlü CERN fizikçilerinin İngilizce-Almanca tartışmaları var evrenin ne kadar esnediğinden, yıllık kaç metre genişlediğinden tutun da değişimlerin tüm nedenlerini tek tek anlatıyor. Bunlar bilimin isbatı. Ama ne oluyor adam hepsinden habersiz kalkıyor bilimi yerle bir etmekle kalmıyor, bilmin buluşlarını başka tarafa havale ediyor. İşin korkunçluğuna bakın bu sitede yer alıyor ‘’ Nuh tufanı öncesinde belki kendi ekseni etrafında dönüşü daha yavaştı. 1 gün belki 48 saatti, belki 1 haftaydı, kimbilir belki de 1 aydı?.’’ Bu nasıl büyük bir gaf düşünebiliyormusunuz dünyanın kendi etrafında dönüşü bir gün, bunun 48 saat, 1 hafta, 1 ay olması için bu dünyanın çapının, ağırlığının, büyüklüğünün kaç misli olması gerektiğini düşünebiliyor musunuz? Ben böyle birine ‘’bravo’’ çok iyi yazmışın mı demeliydim?

Orion kullanıcısı için son sözüm; bir kişi site başkanı olunca okuyucunun veya forma katılımcıların bir başkandan beklentisi fazla oluyor. Bu konuda maalesef diyeceğim yanılmışım. Bunları söyleme ve yazma özgürlüğümün olduğunu zannetmiyorum var diyorum

MaviLotus yazıyor; Sayın @Orion da dediği gibi araştırdığınız ve gerçekliğini kabul ettiğiniz şeyler varsa paylaşın, okuyalım bize uyarsa kabul edelim, uymazsa tartışalım ama saygılı olmayı unutmayalım.

Yanıt; Sanırım kavramları anlama babında ciddi bir sıkıntınız var. ‘’gerçekliğini kabul ettiğiniz şeyler varsa paylaşın, okuyalım bize uyarsa kabul edelim’’ Ben yine bu sitede yazdım kanuni başlığında aynen şöyle. ‘’ Bilim veya bilimsel bir yazı sana bana göre yapılmaz, yapılırsa bilim olmaz. TC’nin başşehri, veya H2O nun anlamı sana bana göre değişmez. İkincisi saygı duymak ve düşünceyi söyleme özgürlüğü ayrı kavramlardır. Tıpkı filozof Voltaire misali ‘’Söylediklerinizin hiç birine katılmıyorum ama onu söyleme özgürlüğünüzü ömrümün sonuna kadar savunurum.’’ Burada yazma, söyleme özgürlüğünüzü savunurum ama bir katile, bir yalancıya saygı duymamı bekleyemezsiniz.

MaviLotus yazıyor; Bilim varsa doğaüstü olaylar, anlaşılamayan şeyler de var bu dünyada

Yanıt; Aynı şeyleri tekrar etmek istemiyorum aslında bu sorunuzun da, diğer hüsnükuruntularınızın da yukarda yanıtı var. Doğrudur anlaşılamayan şeyler de var ama anlaşılmayan şeyleri, anlaşılmayan şeylerle çözmek mi akılcı, sabredip bilimin çözümünü beklemek ya da çözmek için çaba sarfetmek mi akılcı? Yaptığınız ne anlama geliyor biliyor musunuz? ‘’Çok az anlayabildiğiniz bir şeyi açıklamak için, hiç anlamadığınız bir ilk nedene ihtiyaç duyuyorsunuz.”

MaviLotus yazıyor; Biraz mantık yahu! Kuran fen bilimleri kitabı değil karıştırıyorsunuz sanırım, kuran bilime de karşı olduğuna dair bir kanıt yok.

Yanıt; Okuyan neredeyse vay be diyecek. Kuran elbette bilimsel kitap değil, burada yaptığımız da onun bilimsel olmadığının isbatı. Onları çok yazdım birinde yargı önceden diğerinden test sonrası verilir. Peki şöyle bie çamı devirmeye gücünüz nasıl yetiyor (alınmayın alay ettiğimi zannetmeyin ben sizin yazdıklarınızdan alınmadım) ‘’kuran bilime de karşı olduğuna dair bir kanıt yok.’’ Size bir değil binlerce örnek veririm ama yazı uzar, isterseniz bir örnek vereyim; Evren 6 günde yaratılıyor genelinde ol deyiverince oluyor. Ne olur şunun bilimle ilgisini ve nasıl olduğunu bana Fizik, kimya, matematik, Jeolojik, geometri, birazda Algoritma olsun bu bilgiler ışığında bir anlatın beni ikna edin lütfen.

MaviLotus yazıyor; Birçok müslüman bilimle de uğraşmış, uğraşıyor ama dinden falan çıkmıyor. Cinler görünmeyen varlıklar olduğu için inanmak size mantıksız geliyordur anlarım ama bu varlıklarının olmadığının kanıtı değil

Yanıt; Doğrudur bilimle uğraşıp inanan filzof vardır. "Laboratuvarıma gireceğim zaman, dini cüppemi portmantoda bırakırım." Louis Pasteur. Keşke diğerleri de bu farklılığı ortaya koyabilse. Buna rağmen Cin savunusu devam ediyor, lütfen alınmayın genelleme yapıyorum ‘’cahil sıkı savunur’’ derler cinlerin görünmeyişi olmadığı anlamına gelmiyor ama olduğu anlamanı inanmamıza yeterli oluyor. Sanırım Hegel diyordu ‘’Hakikat her zaman somuttur hem pasta yiyip hem de bitmesin diyemezsiniz.’’ Psikoloji benim kendime göre iyi olduğum bir alan sizin haleti ruhiyenizi çok iyi anlıyorum yazının sonunda kısaca değineceğim.

MaviLotus yazıyor; Mekke ve çevresinde yaşayan insanlara dair ayet paylaşıyorsunuz ( ayetlerin öncesi ve sonrası olmadan alıntı yapılması bilimsel değildir ) Sonra kalkıp bu coğrafya dışında yaşayıp müslüman olanlar Allah'a karşı geliyor diyorsunuz?

Yanıt; Sanırım Mevlana’nı sözü ‘’Ne kadar anlatırsan anlat, anlattığın karşındakinin anladığı kadardır'' Doğru söylemiş bazı gözler görmeyince görmüyor (alınmayın size kör demiyorum) bazı kafalar anlamayınca anlamıyor. (alınmayın size kafasız demiyorum) Bir daha açıklayım veya şunu anlatmak istedim. Hani ŞURA SURESİ-7 Mekke ve çevresine Arapça kuran vahyettik diyor ya, Ben de demek istiyorum ki madem bu kuran sadece Arapça ve sadece Mekke çevresine inmiş. Bugün Dünya’da 2018 istatistiklerine göre 1.6-1.8 milyar arasında müslüman yaşıyor. Mekke ve çevresinin nüfusunu da siz araştırın ve toplam nüfusa bölün böylece Mekke dışında yaşayanların yüzdesini bulursunuz. Mekke dışında kalan, ben gibi arapça bilmeyen, kutuplarda-sibiryada yaşayan kulların hali nice olur, bizler bu bilgileri alamayıp, okuyamayınca Allah’tan bir haber olmayacak mıyız? Bilmediğimiz birini de inkar etmeyecek miyiz? Umarım anlatabildim zahmetlerim için iyi bir feedback verirsiniz. (beğendim)

Gelelim MaviLotus kullanıcısının ‘’haleti ruhiyesine’’ Zaten günümüz insanları dinlerini ‘’ikiyüzlü bir irrasyonelite içinde yaşıyorlar’’ somut örnek; işlerine geldiği ayetlere inanıp işlerine gelmeyeni gözardı ediyorlar. (örneğin şahitlik, miras, kol kesme vs. uyguluyor musunuz)? Kocaman bir hayır. İkiyüzlü bir irrasyonelite içinde yaşayanlar neden ikiyüzlü bir irrasyonelite içinde yazmasın?

İnsanları inandıkları şeyin yanlış olduğuna, önlerine kanıtlanmış gerçekleri koyarak, ikna etmeye hiç kalkıştınız mı? Ben çok kalktım ve halen de yapıyorum. Peki bu ikna çalışmasının sonucunda fikrini değiştiren çıktı mı? Cevabım çoğunlukla hayır olacaktır. En son örneğim MaviLotus önüne ne kadar somut kanıt koyarsam koyum, inandıkları şey her ne ise ona daha sıkı sarılmaya başlıyor, bunun en temel nedeni de oluşturdukları dünya görüşünün tehdit altında olduğunu düşünmeleridir. Aslında bu davranış biçimi iki faktörün sonucudur: bilişsel uyumsuzluk ve geri tepme etkisi. İsbat mı; MaviLotus söylüyor ‚‘‘tavrınızdan dolayı paylaştıklarınızdan örnek alıp kendimce faydalanabileceğimi düşündüğüm biri değilsiniz’’. Nokta ama Edison’a kafir deyip cehenneme yolluyor ama ışığını da kullanmayı ihmal etmiyoruz.

Çok daha somut bir örnek, hepinizin bildiği ‘’Milyonlarca insan bütün kalbiyle 21 Aralık 2012 tarihinde Maya kehanetin gerçekleşeceğini düşündü Şirinceye geldiği halde hiçbir şey olmadı. Yanıldıkları halde, halen bu tavırlarını başka konularda devam ettirdiklerini görebiliyoruz.’’

Neden mi? Aslında yanıtı çok basit: Biz insanlar yanılmayı sevmiyoruz, yanılınca bile kabullenemiyoruz. Bizler Dünya’yı kendi düşüncelerimizle şekillendiriyor, onu o şekilde görmek istiyoruz. Bu kısacası “Mind Projection Fallacy” (Zihin Projeksiyon Safsatası) olarak bilinmektedir. Ancak şöyle bir gerçek vardır: Dünya 7 milyar insanın düşüncesine bağlı değildir, Dünya dünyadır.

SONUÇ: "Bilimin iyi tarafı ona inansanız da inanmasanız da gerçek olmasıdır” (Neil deGrasse Tyson)
 

MaviLotus

Üye
Yeni Üye
#57
Sayın @Düşünür erinmemiş uzun ( insanın bol vakti olması çok güzel şey, dalga geçmiyorum imreniyorum açıkçası ) upuuzn cevap/ örneklendirmelerinden birini daha yapmış. Teşekkür ederim, aynı fikirde olmasak da ciddiye alıp gayret göstermeniz kayda değer. Ama manipüle yeteneğinizi kullanmak için de doğan her fırsatı değerlendirmekte olduğunuzu fark etmedim sanmayın :)
Şimdi sizin kadar uzun yazamıyorum üzgünüm çünkü kısıtlı bir zaman aralığında girip yazıyorum. Öncelikle şu dison konusundaki örneğiniz berbattı! Edison'un elektriğini kullanmıyorum, Elektrik kurumunun dağıttığı ve faturasını ödediğim elektriği kullanıyorum :)) Üstelik iki yüzlü değilim, ne Edison bana ve beni gibi düşünenlere örümcek kafalı, dedi ne de ben onu birinci ağızdan kafir diye nitelendirdiğim bir yazı falan yazmadım burada. İnsanları cehennemlik diye etiketlemeye kalkarsam Edison'a sıra geleceğini pek sanmıyorum.

Sonra efendim gelelim cinler konusuna. Bakın hala aynı kafayla ilerliyorsunuz; ben müslümanım ve Kuran'da yaklaşık 42 ayette cinlerden bahsedilip varlıkları dillendiriliyor ve ben de dolayısıyla müslüman olarak bunu kabul ediyorum. Siz inanmıyorsunuz, müslüman değilsiniz bilimsel yaklaşıyorsunuz falan filan. Ben sizi inanmıyorsunuz diye nasıl yargılayamazsam siz de beni inanıyorum diye yargılayamazsınız! Tekrar ediyorum inancımı yargılayamazsınız! Ben müslüman değil başka bir inanca sahip de oabilirdim, ve siz beni yine yargıyalamazdınız! Buna hakkınız olduğunu da nereden çıkarıyorsunuz. Kalkmış cinlere nası inanırsın diyorsunuz, acaba hiç bu varlıklarla iletişim kuran birilerini tanıdınız mı? Parayla cinci hocalık yapanlardan bahsetmiyorum, ya da halisünasyon görenlerden, hayali arkadaşı olanlardan falan? Eminim buna da okuduğunuz alımlı çalımlı bir yazardan falan güzel bir alıntı yapıştırırsınız, ama insanların birincil deneyimleri vardır, açıklayamayacağınız, bilim açıklasın diye de bekleyememeyeceğiniz şeyler vardır. Ha bilim açıklarsa amenna saygı duyarız, açıklanamayan şeyleri açıklanamayan şeylerle açıklamaya çalışmayız :))

Gelelim MaviLotus kullanıcısının ‘’haleti ruhiyesine’’ Zaten günümüz insanları dinlerini ‘’ikiyüzlü bir irrasyonelite içinde yaşıyorlar’’ somut örnek; işlerine geldiği ayetlere inanıp işlerine gelmeyeni gözardı ediyorlar. (örneğin şahitlik, miras, kol kesme vs. uyguluyor musunuz)? Kocaman bir hayır. İkiyüzlü bir irrasyonelite içinde yaşayanlar neden ikiyüzlü bir irrasyonelite içinde yazmasın?
Gelelim bu tanınıza, malum psikoloji alanında uzmanmışsınız, eh doktora gitmeden kendi hakkımda bir tanıya sahip oldum, teşekkür ederim :) Beni büyük dertten kurtardınız. Efenim manipüle yeteneğinizden bahsetmiştim aslında her paragraf için ayrı ayrı değinmek isterdim ama kısaca bundan örnek vereyim, sayın @Düşünür Kuran ayetlerini kafama göre seçmiyorum bu bahsettiğiniz şeyler hukuki şeyler ve devlet tarafından yönetim şeklimizde belirlenen hukuki kanunlara tabiyiz. Ne yapalım Şeriat gelsin! diye sokağa mı çıkalım? O zaman ne dersiniz: kahrolsun şeriat! Burası laik ülke! Yanılıyor muyum? Eh o zaman demek ki bahsettiğiniz hükümleri nasıl kullanacağıma ben karar veremiyorum yani sizin gibi bilgili bilimsel bir insan bu ayrıntıyı nasıl es geçer :))

Her neyse ben hiç bir konuda çok biliyorum demeyecek kadar kendimi biliyorum ama sizi biraz anladım nihayetinde. Ve önceki postumda, sizden bir şey öğrenemem demiştim yanılmışım. Bundan dolayı özür diliyorum, işim gereği insanları gözlemlemeyi severim ve sizi de ilginç bir gözlem deneği kabul ediyorum. Açıkçası bu insanlara terastan bakıp yüksek perdeden akı verme çabanızın arkasında aslında ne olduğunu biraz anladım ve inanın bunu da yargılamıyorum. Hepimiz insanız, aynı değiliz, kusurluyuz ve hatta ben belki çooookkkk cahil bir bireyim ama bu benim kendimi gerçekleştirme ve bir yerlere ulaşma çabasında olmadığım anlamına gelmez.

Sizinle ağız dalaşına devam etmek yerine keşke makul oranda fikir alışverişi yapabiliyor olsaydım. Lakin benim bir dini inancım olduğu için sizin gözünüzde maç başlar başlamaz hükmen yeniğim. Olsun :) Foruma katkınızdan dolayı teşekkür eder, burada tartıştığımız forum kısmın DİN VE İNSAN başlığına sahip olduğunu, sizin sandığınız gibi BİLİM VE İNSAN olmadığını da hatırlatırım. Yani bilim şüphesiz ki hayatımızda çok önemli bir yere sahip ve ben bunu inkar etmiyorum da bu benim bir inanca sahip olmamı engelleyebileceği anlamına gelmiyor. Bana Pastor'dan örnek vermişsiniz, islam dininde de yeterince örnek verilecek bilim insanı var. Yine diyorum inancım bilime karşı değil, sizin dine karşı tutumunuz da sizi bağlar, biz başkasını kendi pencerenizden bakarak burada yaptığınız gibi haşlayamazsınız.

İyi günler, saygılar...
 
Konu Sahibi Benzer Konular Bulunduğu Forum Mesajlar Tarih
Kenangezer Teoriler 13
Orion Dini Metinler 1

Benzer Konular


Üst