• Haftalık Video Serisinden Yeni Videomuz Yayımlandı İzlemek İçin Tıklayın Uluburun Batığı

AMAZON KADINLARI ASLINDA TÜRK MÜDÜR?

Arkadaşlar Youtube Kanalımıza Destek Olmak için Abone olmayı Unutmayın..

Abonelik için tıklayın ======> https://goo.gl/a1s4MV






AMAZON KADINLARI ASLINDA TÜRK MÜDÜR?

Amazon kadınları, tarihi kaynaklara ve bir takım belgelere göre, Anadolu’nun kuzeyinde Karadeniz bölgesinde yaşadığı söylenen ve sadece kadınların oluşturduğu bir kavmin adıdır. Amazon kadınlarının oluşturduğu bu topluluk içinde erkeklere asla yer yoktur. Hatta bu kadınlar erkekler ile sürekli savaşan bir kavimdir ki, amaçları dişi egemenliğinin devamını sağlamaktır. Bu düşünceleri sayesinde Amazon kadınları, günümüz kadınlarının adından sıkça bahsettiği bir konu olmuş hatta feminist düşüncenin sembolü haline gelmiştir. Öyle ki Amazon kadınlarına ait bir çok efsanenin, filmin ve romanında var olması onlara olan ilgiyi açıkça göstermektedir.

kapak.jpg


Amazon kadınlarının en belirgin özelliği güçlü olmalarıdır. Savaşçı bir kimliği de sahip olan bu kadınlar ata binmede oldukça ustadırlar. Hatta bazı kaynaklarda ata ters binebildikleri ve bu halde bile elleriyle silah kullanabildiklerine dair söylemler yer almaktadır. Bu şekilde çizilmiş bir resim de kaynaklarda bulunmaktadır. Amazon kadınlarının ok atmayı çok iyi bildiği, hatta bazı Anadolu ve Yunan kaynaklarında oku daha iyi atmak için sağ memelerini kestikleri dahi yazmaktadır. Ancak bazı kaynaklarda sağ memelerini kesmelerinde ki amaç, Ares’e tapan bu kadınların dinsel bir etkiyle, cesaret göstergesi olarak bu eylemi yaptıkları yönündedir. Ok atmayı kolaylaştırdığı anlaşılınca bu eylem gelenek haline dönüşmüştür.

indir.jpg


Amazon kadınlarının, kendi içinde bir takım kural ya da gelenekleri vardır bu topluluğun bir parçası olmak isteyen bu kurallara uymak zorundadır. Örneğin, bir amazon kadınının, cinsel ilişkiye girebilmesi için savaş ve diğer çatışmalarda en az üç tane erkeği öldürmesi şarttır. İlaveten bazı kaynaklarda esir alınan erkeklerle cinsel ilişkiye girdikleri, sonrasında ise bu erkekleri hadım ederek köle olarak kullandıkları dile getirilir. Hamile kalıp amacına ulaşan bu kadınların sonrada o erkekleri öldürdükleri anlatılmaktadır. Amazon kadınları için kız çocukları çok değerliydi, erkek çocuklara çok fazla değer verilmezdi. Kız çocuklarını, daha güçlü savaşçılar olsunlar diye helva ve at sütü ile beslerlerdi. Amazon kadınlarının savaşlarda en iyi kullandıkları aletlerden biri de baltaydı. Labrys adı verilen iki uçlu baltalar kullanırlar, ok ve yay ile birlikte donanımlarını güçlendirirlerdi. Balta kullanmayan amazon kadını olamazdı, hepside baltayı kullanmakta ustaydı.

kisspng-the-elder-scrolls-v-skyrim-battle-axe-dane-axe-battle-axe-png-photos-5a7691e8016720.01...png


5BlYQ.md.jpg


Amazon kadınları ile ilgili pek çok efsane bulunmaktadır. Efsaneye göre Amazon kadınları, deniz korsanları tarafından köle olarak satılmak üzere kaçırılmış, gemi yol alırken kadınlar isyan ederek, erkeklerle savaşıp gemiyi ele geçirmişler. Erkekleri öldüren kadınlar gemiyi Karadeniz’e getirmeyi başarmışlar ve bu olayın ardından, kadınlar gemiyle geldikleri bu yere yerleşerek buradan bir daha ayrılmamışlardır.

amazon-kadin.jpg


Gelin şimdi Amazonlarla ilgili bir takim görüş bildiren kişilerin, görüşlerine hep birlikte bakalım. Tarihçi Heredot'a göre, Amazon kadınlarının soyu İskitler' e dayanmakta olup yaşamlarını sürdürdükleri yer Samsun, Terme ve Çarşamba civarıdır. Heredot'a göre Amazon kelimesi İskitçe' de erkek öldüren anlamına gelen Oiorpata' dan gelmektedir. Herodot'a göre Sarmatyalılar, Amazonlar ve İskitlerin atalarıdır. Sarmatyalılar da kadınlar, sık sık erkeklerle beraber ava çıkarlar, savaşlarda da yer alırlardı. Ayrıca Sarmatyalılar'a göre savaşta bir adam öldürmeyen kadın asla evlenemezdi. Amazonların üremek için Çanakkale'deki Küçükkuyu (Gargaron) bölgesine geldikleri ve burada erkeklerle ilişkiye girerek hamile kaldıkları ve böylelikle soylarını devam ettirdikleri rivayet edilmektedir. Tabi bazı kişilere göre, bu bilgilerin Heredot tarafından uydurulmuş bir efsaneden ibaret olduğu düşünülür. Hatta bazı tarihçilere göre, Amazon kadınlarının aslında hiç yaşamadığına dair görüşler dahi mevcuttur.


Dede Korkut hikayelerinde Amazonlar için 'Alp Kızları' ismi kullanılmaktadır. Amazonların Kafkaslarda yaşadıkları iddialar arasındadır. Halikarnas Balıkçısı’nda ise Amazonlarla alakalı olarak şöyle anlatımlar yer almaktadır. “Amazonlar, erkek çocukları öldürmemiş, büyüdükleri zaman başkaldırmasınlar diye kollarını bacaklarını kırarak kötürüm etmişlerdir. Erkeklere yün eğirmeyi, yemek pişirmeyi ve ev işlerini görmeyi öğretmişler. Ama çok geçmeden kolu kanadı kırık, yamrı yumru erkeklerden de hoşlanmaz olmuşlar. O zaman komşularıyla savaşta tutsak ettikleri erkekleri bir süre kullandıktan sonra öldürmeyi âdet edinmişler. Daha sonraları ise komşu kabilelerle bir anlaşma yaparak her ilkbaharda tarlalar sürülüp tohumlar ekildikten sonra Amazonlar, komşu kabilelerin delikanlılarını sınır boyunca davet etmeye başlamışlar. Ekinler bereketli olsun diye sürülmüş toprağın saban izleri üzerinde erkeklere kavuşurlarmış. Amazonlar doğan çocukların kız olanlarını alırlar, erkek olanları ise komşu kabilelere geri verirlermiş.”

1547033910355.png


Mora Yarımadası'nda ve Anadolu'nun bir çok yerinde İzmir, Şanlıurfa gibi, Amazon kadınlarının resmedildiği tarihi kabartma, taş ve motiflere rastlanmıştır. Hatta İzmir'in Smyrna olan eski adının bir Amazon kadını ismi olduğu rivayetler arasındadır. Hitit eserlerinde de Amazon kabartmaları oldukça yaygın olduğundan bir takım tarihi görüşlere göre Amazon kadınlarının Hititler'in dişi rahipleri olduğu ileri sürülmüştür. İlk çağ tarihçilerinden olan Diodoros ve coğrafyacı Strabon da eserlerin de Amazon kadınlarına yer vermiştir. Türk edebiyatında ise Halikarnas Balıkçısı tarafından yazılan 'Anadolu Efsaneleri' adlı kitapta Amazonlara ait, detaylı bilgiye yer verilmiştir.

Amazon kadınları, Yunan halkıyla iyi ilişkiler kuramamış ve onları daima düşman olarak görmüş öyle ki bu Truva savaşında, Yunanlılara karşı Truva ile ittifak yapmaya kadar gitmiştir. Yunan halkı da Amazonlara iyi gözle bakmayıp onları aşağılayıcı bir çok benzetmelerde (erkek düşmanı, soyguncu, yağmacı, erken öldüren gibi) bulunmuştur. Amazonların bu Yunan düşmanlığının ve Truva sevdasının ardındaki nedenin Yunanlılardan nefret etmeleri mi yoksa yılda bir kez Truva erkekleriyle cinsel ilişki yaşıyor olmaları mı net bir şey söylenememektedir. Ancak Yunan nefretinin asıl nedeninin, Anadolu coğrafyasında kadın, değer görürken, Antik Yunanistan da kadınların toplumda yeterince değer görmeyip, çeşitli haklardan mahrum bırakılmasından kaynaklandığı, ihtimaller arasındadır.

1547033978814.png


Önceki paragraflarda yer verdiğimiz genel bilgilendirmeden sonra, şimdi konu başlığımızda yönelttiğimiz soruya değinecek olursak eğer, evet Amazon kadınları aslında Türk'müş hem de Kazak Türk'üymüş. Bunu biz değil, Dr. Jeanine Davis Kimball 1994'de yapmış olduğu araştırmayla bizlere ispatladı. Amerikalı bir arkeolog olan Dr. Kimball Kazakistan'da yapmış olduğu kazılarda, Amazon kadınlarının gerçekte var olduğunu, efsane olmadığını, erkek egemen toplumların baş edemediği, savaşçı, ata binen, ok atan Türk kadınları olduğu ve konargöçer Türk boyları arasında yaşamış olduklarını ortaya çıkarmıştır. Bu sonuca, bölgede yaşayan Meryemgül adında sarışın bir Türk kızının genleriyle Amazonların genlerinin yüzde 99 aynı çıktığı, bir DNA testi sonucunda ulaşılmıştır. Dr. Kimball'ın araştırmasının detaylarına değinecek olursak eğer;

Amazon Kadınları, efsaneyi gerçeğe taşıyan kazı çalışmaları;

Kazakistan’ın Rusya sınırına yakın Pokrovka bölgesinde bir iki bin yıllık bir kurganda yapılmaya başlandı kazı çalışmaları. Urallar'ın güneyindeki höyüklerde tunçtan ok başları, demir hançerler ve kılıçlar ile birlikte gömülmüş kadın cesetleri bulundu. Höyükte 40 ceset vardı ve yedi mezar, silahları ile birlikte gömülmüş kadın cesetleriydi. Bulunan kılıçların kadınlara ait olduğu nasıl anlaşıldı derseniz, kanıtı da silahların normal boyuna karşı, kılıç kabzalarının, kadın eline uyacak şekilde küçük oluşuydu. Dr. Kimball gizemli keşfini yapmaya başladığı günü şu sözlerle anlatıyor: “Gözlerim loş ışığa alıştıktan sonra içerideki iskeleti net bir şekilde görebildim. Göğsünün üzerinde paslı yeşil bir öbek, sağ ayak kemiğinin yanında paslı bir hançer ve sol ayak kemiğinin bitişiğinde de artık yeşil renk görünen ok başları duruyordu. Asistanımız Yuri kafatasını ellerine alıp şöyle bağırdı; genç bir kadın ve muhtemelen 30-40 yaşlarında!”

''Amazon kadınlarının yaşadığı tahmin edilen dönemde yaşayan, silahlarıyla birlikte gömülen savaşçı kadınlar. Bölgede buna benzer pek çok iskelet bulunuyordu. Kimisi, üzerinde yaban domuzu dişi olan muskalar, kimisi fosil istiridye kabukları, tunçtan aynalar, küpeler ve kolyeler taşıyor, kimisinin yanında ise ancak at üstünde savaşırken kullanılabilecek 90 santimetreden daha uzun kılıçlar ve biley taşları bulunuyordu. Bazıları ise bacakları at sürüyormuş gibi bir pozisyonla gömülmüştü.'' diye sözlerine devam ediyor Dr. Kimball.

Bölgede yaşayan konargöçer insanları da gözlemleyen Dr. Kimball, buluntularla insanların yaşam şekillerinde benzerlikler olduğunu fark etmiş ve aklını milyonlarca soru kurcalamaya başlamış. Kurgan da ortaya çıkan her türlü eşya ile bölgede yaşayan halkın kullanmış olduğu eşyalar arasındaki benzerliklerin olup olmadığına dair gözlemlemeler yapmaya başlamıştır. İlk gözlemi at sürmedeki ustalıkları olmuştur. Dr. Kimball, konar göçerlerin, ataerkil aile yapısının aksine, kadın, erkek ve çocukların birlikte çalıştıklarını görünce, oldukça şaşırmıştır. Görmüş olduğu manzara, eşitlikçi bir toplum profili çizmektedir. Baskıcı Ruslara, erkek merkezli Doğu kültürü unsurlarına rağmen hayat tarzlarında hiç bir değişim olmaksızın kadın erkek omuz omuza, hatta aynı işlerde çalışmaya devam edebilmişlerdir. Örneğin, kadınlar günlük yemekleri pişirirken erkekler ise at pişirme işini üstleniyordu. Her iki cinsiyetin mensupları yün işinde ortaklaşa çalışıyor, erkek çocuklar yemek hazırlamada, yurda su taşımada, hayvanları sağmada annelerine yardımcı olurken kızlar ise ata binmeyi öğreniyor ve sürüleri otlatıyorlardı. Kadınlar Aulla (taşınabilir köyler) ilgili her işten anlamak üzere yetişmek zorundaydı. Hatta bu konar-göçerlerin kadın egemen oldukları bile söylenebilirdi. Dr. Kimball'ı, şaşırtan bir başka olay ise bu insanların, günlük işlerini birlikte yapan, geceleri sofrada birlikte sohbet eden, hayatı paylaşan birbirine yoldaş bir yaşam tarzına sahip olmaları, oldukça dikkat çekiciydi.

1547034086285.png


Gelelim araştırmanın asıl odak noktasına Dr. Kimball adım adım araştırmasını sonuca bağlamaya yaklaşmaktaydı. Bölgede karşılaştığı Meryemgül adlı sarışın bir kız çocuğu oldukça ilgisini çekmişti. Meryemgül at sürmeyi çok seven, sarışın bir Kazak kızıydı. Bölgede nadir rastlanır bir sarışınlığı da vardı hem de ata binmek onun için öylesine doğal ve öylesine hayatın bir parçasıydı ki, Dr. Kimball, bu kızı ve gözlemlediği diğer şeyleri de göz önünde bulundurarak artık düşüncelerini kanıtlamak için harekete geçmeye karar vermişti. Dr. Kimball, Meryemgül ve annesinin DNA örnekleriyle, kurgandan çıkan Amazon kadınlarının örneklerini karşılaştırmaya karar vermişti. Yapılan DNA testi sonuçları son derece şaşırtıcıydı, efsanelerin ötesinde 2500 yıllık bir gerçek vardı artık düğüm çözülmüştü, Amazon kadınları gerçekti, üstelikte Türk'tü. DNA’lar yüzde 99.9 oranında aynı çıktı yani Meryemgül, 2500 yıl önce yaşayan Amazon kadınlarının torunlarından biriydi. Kurganlardan çıkan bulgular birebir, bölgede konargöçer Orta Asya yaşantısının devamı niteliğindeydi.

maxresdefault (1).jpg


Son olarak, yapılan bu çalışma herkesçe bilinenin aksine, Amazon Kadınları'nın çok farklı bir yaşam tarzına sahip olduğunu, bazı Batılı tarihçilerin vahşi, erkek düşmanı, yabani, yağmacı, ahlaksız kadın tasvirlerinin dışında bir yaşam sürdüğünü kanıtlar niteliktedir. Ayıca bu kadınlar, son derece hayatın içinde, toplumun bir parçası, savaşçı, doğurgan ve anaçtırlar. Kazakistan ve Moğolistan’daki kadınların, bugün hala ok atmadaki üstünlüklerini gören Dr. Kimball, kesik meme tasvirinin de sorgulanması gerektiğini düşünmektedir. Zira, bölgedeki Türk kadınları, memeleri kesilmeksizin de ok atmada son derece başarılı, öyle ki erkeklere taş çıkartacak kadar da özgüven sahibidirler.

Evet onlar Sarışın Türk kadınları, gerçek AMAZONLAR...
 

Yorumlar

#2
Elinize sağlık her zaman ki gibi güzel bir yazı olmuş. Samsun belediyesi bu konuya önem vermiş 2016 yılında Batı Parkta Amazonlar için yapılmış olan bölümü gezme fırsatım olmuştu. Tüm teorilere değinmiş olmanız çok güzel.
 
#4
@Aybalam ellerine sağlık çok güzel bir araştırma olmuş. Kafalarda ki bir çok sorunun cevabı olmuş.Aynı zamanda yanlış bilinen bir çok bilgiyide gün ışığına çıkarmışsın... Bende biraz destekte bulunayım bu güzel yazıya. Aşağıda Dr. Kimball ın yapmış olduğu kazı çalışmalarından bazı resimler paylaşayım ülkemizde ilk olsun :)

Dr. Jeanine Davis Kimball ;
55eb2699f018fbb8f8ae969a.jpg


Meryem Gül ve Araştırma Ekibi ;
55eb2699f018fbb8f8ae969c.jpg


Meryem Gül ve Ailesi ;
tumblr_pfr804vIZH1uhkc6a_1280.jpg


Dr. Kimball ve ekibinin kazı yaptığı alan ;
Fig.04.PokExcavat.jpg


Mezarlardan Çıkan Süs Eşyaları ve Materyaller ;
Fig.-06.jpg

Fig.-8.Pok-akinakes-2-7-1.jpg

Fig.-12.jpg


Mezarlarda Bulunan İskeletler ;
Fig.-05.jpg

Fig.-07.jpg

Fig.-10.jpg

Fig.-11-.jpg
 
Konu Sahibi Benzer Konular Bulunduğu Forum Mesajlar Tarih
Aybalam Türk Tarihi 2

Benzer Konular


Son konular

Üst